Merhaba değerli futbol severler. Öncelikle nasılsınız?
Konuya geçmeden önce yorumlarda Türkiye’de oynanan futboldan aldığınız keyfi yaşınızın yettiği ölçüde kıyaslamanızı rica ediyorum. Şahsen benim için bu keyif artık çok sınırlı bir noktaya geldi. Eskisi gibi bir futbol atmosferi artık ülkemizden gittikçe uzaklaşıyor. Kaos Türk futbolunda her zaman vardı fakat geldiğimiz noktada bütün çark artık sadece kaos üzerinden dönmeye başladı.

Çok fazla geriye gitmeye gerek yok on sene önce bile derbi haftaları futbol konuşarak pazar gününü hafta boyuncu iple çekerek geçerdi. Kimin kadrosu daha iyi? Maçı kim kazanır? Gibi sorular gündemde olurdu.
Hakem her zaman tartışıldı fakat bir derbi haftasında ana gündem maddesinin futbol federasyonu, hakemler ve kulüp yöneticileri olan belki de ilk derbi haftası bu hafta. Üstelik bu seneki Fenerbahçe ve Galatasaray Türkiye ligi tarihinde 15 haftada en çok puan toplayan iki takım. İki takım da ligin çok üzerinde kadrolara, kaliteli ve karakterli birçok futbolcuya sahip. Kadıköyde bu hafta oynancak “Dünya derbisi”ni ne dünya ne de Türkiye konuşuyor. Hepimiz Fred yerine Mehmet Büyükekşiyi, İcardi yerine Kulüpler birliğinin açıklamalarını, kısacası futbol yerine kaosun hüküm sürdüğü kirli ve karaktersiz bir düzeni konuşuyoruz.

Türk futbolu artık yayıncısından federasyonuna, kulüp yöneticilerinden hakemlerine kocaman bir çöplük haline geldi. Doğru herhangi bir adım atan kimse olmadığı gibi ne yazık ki herhangi bir doğruluk sinyali de yok.
Buradan herkesi realite ve rasyonaliteye davet ediyorum. Bu düzen bugün bir kulüp başkanının giriş izni olmadığı halde sahaya girip hakem yumrukladığı, onunla yetinmeyip bir de yerde tekmelediği, başka bir kulüp başkanının sahaya gene izni olmadan girip takımını sahadan çektiği bir noktaya geldi. Artık olay, ben şu takımlıyım; ben bu takımlıyım noktasını çoktan aşmıştır. Bütün kulüplerin ve federasyonun şapkasını önüne koyma vakti çoktan gelmiştir.
Kulüplerin ve federasyonun hiçbir zaman hatırlamadığı veya bilmek istemediği şey hepsinin bu işte ortak olduğudur. Türkiye futboldan para kazanacaksa her takımın iyi olması gerekir. Ne kadar fazla takım Avrupa’da boy gösterirse, Süper Ligde ne kadar kaliteli bir futbol oynanırsa lig de aynı oranda değerlenecek ve kulüpler para kazanmaya başlayacaklardır.
Bu durumu teşvik edecek düzenlemeler yapılmadıkça ve futbolda hem kulüpleri hem de hakemleri koruyacak bir otorite sağlanmadıkça bu kaos ortamı böyle devam eder. Pazar günü de derbiden sonra Ali Koç ve Erden Timur kafes dövüşüne çıkarlarsa şaşırmayalım.

Gelinen noktada kabahat herkesindir. Bugün federasyondan memnun olmak mümkün değildir. Mehmet Büyükekşi ve kurmaylarının futbol ile hiçbir alakası yoktur. Fakat bugün Mehmet Büyükekşi’yi eleştirenler de 2021’de neden kendisini onayladıklarını açıklamalılar.
TFF’de neden atama usulü ve konuya fransız başkanlar sürekli gelip geçiyor? Neden hep zengin ve politik isimlerin adı bu müessese ile anılıyor? Cevabı biliyoruz ama burası da politika blogu değil. Federasyondan önce kulüpler birbirleri ile barışmalılar. Birbirimize sallayarak bu işi düzeltemeyiz. “Bu ligi bitirtmeyiz” diyenler de “Bizden birileri gitti, federasyondan birilerini tokatladı diye bir haber çıkarsa şaşırmayın” demekle de olmaz. En başta büyük kulüplerin taraftar bazında olmasa da yönetimsel olarak barışması şart. Yoksa boşa kürek çekeriz.
Şu anki tavırlara bakınca da kimsede ben böyle bir niyet görmüyorum. Herkesin derdi paralı yöneticiler. 10 yıldır sürekli düşen bir hisseye daha fazla para koymaları için insanları ikna etmeye çalışan kulüpler görüyoruz. Süper lige şu an bulunduğu konumda yatırım yapan kişi duygularıyla bu yatırımı yapar. Mantığını tamamen silmesi gerekir. Mantık olmadan da “Süper Lig” olunmaz. Mali düzelme de olmaz, sürekli başarı da gelmez.
Türkiye’de politika futboldan ayrılmadıkça ne şampiyonluğun bir kıymeti kalır ne futbolun.

Herkese güzel bir hafta diliyorum. Okuduğunuz için teşekkür ederim.





Yorum bırakın