CESUR YENİ FUTBOL
SÜPER LİG · MAÇ ANALİZİ

Trabzonspor–Gaziantep FK: İyi savunmanın sınırı, Reis’in yedide yedisi

Reis’in Yedide Yedisi: Trabzonspor 2–0 Gaziantep FK — CYF kapak görseli
Bu yazıda · 9 bölüm

Trabzonspor, Gaziantep FK’yi 2-0 mağlup ederek Thomas Reis yönetimindeki galibiyet serisini yedi maça çıkardı. Ancak özellikle ilk yarıya baktığımızda, skorun düşündürebileceğinden daha zor bir maç oynadılar. Gaziantep’in savunmasını aşmakta zorlanan, buna rağmen farklı çözümler denemeye devam eden ve ikinci yarıda daha rahat hücum edebilen bir Trabzonspor izledik.

Gaziantep’in bu maça ligde üst üste dört mağlubiyetle gelmesi yanıltıcı olabilir. İlk yarıdaki savunma performansları, son haftalardaki sonuçlarının düşündürdüğünden çok daha iyiydi. Trabzonspor’un güçlü taraflarına hazırlanmışlardı ve bunları önemli ölçüde sınırlandırdılar. Lakin aynı şeyi hücumları için söylemek mümkün değil. Savunmada kazandıkları avantajı, rakip kalede yeterli tehdide çeviremediler.

Maçı biraz daha Gaziantep üzerinden okuyacağım. Çünkü Trabzonspor’un ne oynamak istediğini artık biliyoruz. Burada benim için asıl mesele, Gaziantep’in bu oyuna nasıl cevap vereceği, hangi bağlantıları kapatacağı ve topu kazandığında ne yapacağıydı. İlk yarının büyük bölümünü de bu çerçeveden anlamak mümkün.

Gaziantep’in iyi yaptığı şey, ne zaman baskıya çıkacağını bilmesiydi

Gaziantep’in kâğıt üzerindeki 4-1-4-1 yerleşimi, Trabzonspor’u karşılarken daha çok 4-2-4’e dönüşüyordu. Camara, Stewart’ın yanına geliyordu. Kenar oyuncularının da içeri daralmasıyla önde dörtlü bir hat oluşuyor, arkasındaki merkezi ise Bacuna ve Gidado koruyordu.

Ancak bu yerleşimi, öndeki dört oyuncunun sürekli rakibin üzerine koştuğu bir pres olarak düşünmemek gerekiyor. Gaziantep çok daha sakin ve kontrollü savundu. Trabzonspor’un geride top dolaştırmasına belirli ölçüde izin verdiler, ileride kullanmak istediği bağlantıları ise kapattılar.

Trabzonspor topu orta sahaya kadar getirebiliyordu. Asıl sorun, ikinci bölgeden üçüncü bölgeye geçerken ortaya çıkıyordu. Hatlar arasında Muçi’yi veya Salah’ı bulmaya çalıştıklarında, topu alan oyuncunun yanında mutlaka bir Gaziantepli vardı. Rahatça dönüp hücumu devam ettiremediler.

Bacuna ve Gidado’nun burada çok iyi bir savunma performansı gösterdiğini düşünüyorum. Hem fiziksel olarak mücadeleye cevap verdiler hem de önlerindeki hattın arkasında kalan alanı korudular. Gerektiğinde rakipleriyle bire bir eşleşmeleri, Trabzonspor’un merkezde bağlantı kurmasını zorlaştırdı.

Beklerin ve stoperlerin takipleri de aynı derecede önemliydi. Trabzonspor’un hücumcuları yer değiştirdiğinde Gaziantep’in savunması kolayca dağılmadı. Oyuncular rakiplerini takip ederken takımın şeklini korumaya devam ettiler. Bir oyuncunun bir anda kontrolsüzce öne çıkıp bütün düzeni bozduğu bir görüntü pek görmedik.

Üstelik yalnızca orta blokta beklemediler. Yetersiz bir pas geldiğinde, top rakibi zor durumda bırakacak şekilde geriye döndüğünde veya pasın hızı düştüğünde, takım olarak öne çıktılar. Baskının yoğunluğunu doğru zamanda artırabildiler.

Bence ilk yarıda Gaziantep adına en çok övülmesi gereken taraf buydu. Ne zaman bekleyeceklerini, ne zaman rakibe yaklaşacaklarını ve ne zaman birlikte ileri çıkacaklarını biliyorlardı.

Merkez bağlantılarını kapatmak

Temsili şema · Maçtan bir pozisyonun birebir çizimi değildir.

Merkez bağlantılarını kapatmakTemsili savunma şeması: Gaziantep’in öndeki dört oyuncusunun arkasında iki merkez oyuncusu bulunuyor. Trabzonspor’un hatlar arasında top almak isteyen oyuncularına giden bağlantılar sınırlandırılıyor. Şema belirli bir maç anını göstermiyor.GGGGGGGGGGTTTHücum yönü

■ G: Gaziantep · ● T: Trabzonspor
Kesikli çizgi: denenen bağlantı yönü; tamamlanmış pas değil. ×: kapanan bağlantı.

Gaziantep, gerideki paslaşmaya belirli ölçüde izin verirken ilerideki bağlantıları kapattı. Bacuna ve Gidado, öndeki hattın arkasındaki alanı korudu. Şema yalnızca yazıda anlatılan savunma fikrini gösteriyor; oyuncuların konumları ve mesafeleri temsili.

Gaziantep’in kalecisiz 4-2-4 düzeni; Trabzonspor’dan yalnızca üç oyuncu gösterilmiştir, tam diziliş değildir.

  1. Öndeki dörtlü hat: bağlantıları daraltıyor.
  2. İki merkez oyuncusu: hattın arkasını koruyor.
  3. Hatlar arası oyuncu: rahatça dönemiyor.

Trabzonspor çözüm aradı ama eşleşmeleri kolay bozamıyordu

Trabzonspor topla birlikte çoğunlukla 3-2-5 benzeri bir yerleşim oluşturdu. Bu yapıda gerideki üçlüyü zaman zaman Onana tamamladı. Stoperler iki yana açılırken Onana neredeyse orta saha çizgisine kadar çıkıyor, Cabral ve Pina ise daha ileride genişlik veriyordu.

Onana’nın ayak kalitesi, bu kullanımın önemli bir parçası. Kaleciyi bu kadar öne getirdiğinizde geride fazladan bir pas bağlantısı oluşturabiliyor, diğer oyuncularınızın daha ileri konumlanmasını sağlayabiliyorsunuz. Ancak o bağlantıdan sonra topu nereye ve hangi şartlarda taşıdığınız da önemli. Gaziantep’in başarılı olduğu yer, büyük ölçüde burasıydı.

Trabzonspor’un ilk yarıda çok üretken olamamasını, hiçbir şey denememesiyle açıklayamam. Aksine, öndeki oyuncuların birçok farklı hareketini gördük. Onuachu derine gelerek top almaya çalıştı. Muçi bazen çizgiye açıldı, Salah bazen genişte kaldı, bazen iç koridora geçti. Saviolo da bu hareketliliğin içindeydi. Beklerin genişliği verdiği anlarda hücumcular merkeze yaklaştı.

Lakin bu rotasyonlar Gaziantep’in eşleşmelerini yeterince bozamadı. Oyuncu topu almaya geldiğinde onu takip eden biri vardı. Top alınsa bile devamındaki hareket için gereken zaman ve alan bulunamıyordu.

Bu yüzden ilk yarıyı yalnızca “Trabzonspor kötü oynadı” diye anlatmayı doğru bulmuyorum. Trabzonspor’un eksik kaldığı işler vardı ama rakibinin savunmada yaptıklarına da hakkını vermek gerekiyor. Gaziantep, kaliteli ve hareketli bir hücum grubuna çok az rahatlık tanıdı.

İlk golü anlatmak için kornerin öncesine de bakmak gerekiyor

Trabzonspor ilk yarının sonunda Savić’in duran top golüyle öne geçti. Ancak pozisyonu yalnızca kullanılan kornerden başlatırsak, oyunda o bölüme gelirken değişen küçük bir ayrıntıyı kaçırırız.

İlk yarının sonlarına doğru Gaziantep’in baskısının bazı noktalarda yoğunluğunu kaybettiğini gördük. Trabzonspor’un gerideki oyuncuları topu biraz daha ileride ve daha rahat kullanmaya başladı. Topa baskı gelmeyince, Onuachu’nun bulunduğu bölgeye uzun pas göndermek de kolaylaştı.

Bu topların bir kısmının devamı Trabzonspor’da kaldı. Yine böyle bir uzun topun ardından oluşan seken top, korneri getirdi. Trabzonspor da o kornerden golü buldu.

Elbette buradan Gaziantep’in bütün savunması çözüldü sonucunu çıkarmıyorum. Ancak rakibin topu kullanan oyuncusuna verdiğiniz birkaç saniyenin, sizi savunmak istemediğiniz başka bir oyuna götürebildiğini görüyoruz. İlk yarı boyunca büyük ölçüde kontrol ettikleri bağlantıların yerine, uzun topu ve devamındaki mücadeleyi savunmak zorunda kaldılar.

Trabzonspor da çok fazla fırsat bulamadığı bir devreden önde çıkmayı başardı.

Topu kazanmakla hücum etmek arasında kalan Gaziantep

Gaziantep’in topu kazandıktan sonraki tercihlerini tek bir kalıba sokmak zor. Her top kazanımında hemen ileri gitmediler. Sürekli yavaşlayıp yeniden oyun kurmaya da çalışmadılar. Pozisyonun sunduğuna göre hareket ettiler.

Topu daha önde kazandıklarında doğrudan rakip kaleye gitmeye çalıştılar. Daha geride kazandıklarında veya önlerinde uygun bir alan bulunmadığında ise çıkmakta inat etmediler. Topu geriye döndürüp yeniden dolaştırabildiler.

Trabzonspor’un bölüm bölüm önde bire bir baskıya gitmesine rağmen, Gaziantep’in burada sakin kalmasını beğendim. Bir taraftan çıkamadıklarında topu geri aldılar, diğer taraftan yeniden denediler. Baskıyı gördükleri her anda kontrolsüzce uzun oynayan bir takım değillerdi.

Hücumun temel yollarından biri de oyunun yönünü değiştirmekti. Trabzonspor topun bulunduğu tarafa daraldığında, özellikle sağdaki Sorescu’ya ulaşmaya çalıştılar. O bölgeye topu getirebildikleri ve rakip bekle geniş alanda bire bir kalabildikleri anlar oldu.

Ancak uygun bir hücum başlangıcı bulmakla o hücumu tehlikeye dönüştürmek arasında ciddi bir fark vardı. Gaziantep ilkini zaman zaman yaptı, ikincisini yeterince yapamadı.

Camara’yı bu bölümde biraz daha öne koyabilirim. Önde Stewart’ın yanında savunmaya katıldı, top kazanıldığında da daha etkili işler yapabilen oyunculardan biriydi. Kenarda bire birler de buldu. Olağanüstü bir hücum performansından bahsetmiyorum ama ilk yarıda Gaziantep adına dikkat çeken oyunculardan biriydi.

Devre arasındaki iki değişiklik, iki farklı etki

İkinci yarıya başlarken Trabzonspor’da Melih Kabasakal’ın yerine Folcarelli, Gaziantep’te ise Kozlowski’nin yerine Gassama girdi. Bence maçın iki yarısı arasındaki farkı anlatırken bu hamlelerden başlamak gerekiyor.

Melih’in ilk yarıdaki oyununu beğenmedim. Özellikle top kendisinde değilken fazla statik kaldı. Böyle bir savunmaya karşı merkezde sürekli aynı noktada beklediğinizde, rakibin eşleşmesini kolaylaştırıyorsunuz. Bazen bulunduğunuz alanı boşaltmanız, başka bir pas açısı oluşturmanız, rakibi sizinle birlikte hareket etmeye zorlamanız gerekiyor.

Folcarelli’nin girişi bu açıdan Trabzonspor’a hareket getirdi. Merkezdeki dinamizm arttı ve takımın bağlantıları daha canlı hâle geldi. Trabzonspor’un oyununun yükselmesinde bu değişikliğin önemli bir payı vardı.

Gaziantep’in hamlesini ise aynı ölçüde olumlu bulmadım. Gassama’nın oyuna girmesi tek başına anlaşılmayacak bir tercih değil. Ancak bununla birlikte ilk yarıda iyi çalışan savunma yerleşiminin de değiştiğini gördük.

4-2-4 yerine daha asimetrik bir 4-3-3 oluştu. Gassama’nın Trabzonspor’un sağında genişlik veren Pina’yı takip etmesiyle, geride zaman zaman beşli gibi görünen bir hat ortaya çıktı. İlk yarıdaki mesafeler ve eşleşmeler aynı şekilde korunamadı.

Hocanın, gol öncesindeki korneri getiren uzun topun çıktığı bölgeye müdahale etmek istemiş olabileceğini düşünüyorum. Bu benim sahadaki değişiklikten çıkardığım yorum. Ancak amaç ne olursa olsun, hamlenin genel etkisini olumlu bulmadım.

Elbette 4-2-4’ün de riskleri var. Merkezde iki oyuncu bıraktığınızda bazı alanları savunmak zorlaşabilir. Fakat risksiz bir düzen yok. Burada önemli olan, hangi riski alırken ne kazandığınız. Gaziantep ilk yarıda bu yapıyla Trabzonspor’u ciddi biçimde sınırlandırmıştı. İkinci yarıda ise çalışan taraflarından uzaklaştı.

Trabzonspor’un temel oyun düzeni çok değişmedi. Benzer yollarla hücum etmeye devam ettiler ama artık daha fazla alan ve daha uygun pas açıları bulabiliyorlardı. Folcarelli’nin hareketliliği ile Gaziantep’in değişen savunması bir araya gelince, top üçüncü bölgeye daha rahat taşındı.

Sorescu’nun kullanamadığı fırsatlar

Trabzonspor’un daha fazla öne yerleşmesi, Gaziantep için savunma arkasında kullanılabilecek alanlar da oluşturdu. Ancak Gaziantep bu fırsatları yeterince değerlendiremedi. İlk yarıda gördüğümüz sağa yön değiştirme denemeleri ikinci yarıda da vardı. Sorun, top o tarafa geldikten sonra devam ediyordu.

Sorescu bu maçta en düşük puanı vereceğim oyunculardan biri. Geniş alanda bulduğu bire birlerde etkili olamadı. Rakibini geçemedi, ikili mücadelelerde ayakta kalamadı ve birçok pozisyonda hücumu devam ettirmek yerine çok kolay yere giderek faul bekledi.

Bence daha fazla ayakta kalması gerekiyordu. Her temastan sonra düdük beklediğinizde, takımınızın sizi o noktaya getirmek için yaptığı iş de boşa gidiyor. Üstelik sol ayağını kullanırken bu kadar güvensiz görünmesi, o taraftaki seçeneklerini daha da azalttı.

Eleştirim, Sorescu’nun kanatta oynayıp oynayamayacağına dair genel bir hüküm değil. Bu maçta kendisine gelen fırsatları değerlendirememesiyle ilgili. Takımınız sizi bir devrede birkaç kez rakip bekle geniş alanda bire bir bırakabiliyorsa, oradan daha fazla katkı vermeniz gerekiyor.

Ancak bütün hücum problemini de tek oyuncuya yükleyemeyiz. Geriden gelen destekler yeterli değildi. Kenardaki oyuncu rakibini geçemediğinde hücumu sürdürecek bağlantılar da sınırlı kaldı. Gaziantep’in yalnızca bire bir kazanacak oyuncuya değil, o bire birin çevresinde daha iyi bir hücum desteğine de ihtiyacı vardı.

73. dakikada Stewart’ın yerine Halil Dervişoğlu’nun girmesi, Maxim’in de oyuna dahil olup merkeze yakın konumlanmasıyla Camara sağ kanada geçti. Bu yerleşimi daha derli toplu buldum. Ancak o düzen de belirgin bir üretim artışına dönüşmedi.

Gaziantep’in eksiklerini de unutmamak gerekiyor. Sakatlıklar ve cezalar nedeniyle sekiz-dokuz oyuncudan yararlanamamak, bu seviyedeki bir takım için kolay taşınabilecek bir yük değil. Eleştirirken bu bağlamı dışarıda bırakmak istemem.

Yine de sahadaki temel sorun değişmiyor. Trabzonspor deplasmanında iyi savunma yapıyor, rakibinize az alan veriyor ve karşılığında hücum edebileceğiniz fırsatlar buluyorsunuz. Ancak bunları kullanamadığınızda, yaptığınız savunmanın sizi götürebileceği yer de sınırlı kalıyor. Kazanmak istiyorsanız rakibinizi hücumda biraz daha zorlamanız gerekiyor.

Muçi’nin golü ve Trabzonspor’un daha rahat oynadığı bölüm

60. dakikada Muçi harika bir gol attı. Uzaktan yaptığı vuruşta topun aldığı falso ve köşeye gidişi gerçekten olağanüstüydü. Trabzonspor bu golle farkı ikiye çıkardı.

2-0’dan sonra da zaten çok iyi yaptığı geçiş oyunuyla fırsatlar buldu. Gaziantep’in daha fazla risk almak zorunda kaldığı bölümlerde, Trabzonspor’un öndeki oyuncuları kullanabilecekleri alanlara ulaştı. Skoru artırabilecek pozisyonlar da geldi ama maç 2-0’da kaldı.

Genel olarak dengeli bir Trabzonspor izlediğimizi düşünüyorum. İlk yarıda hücumda tıkandıkları anlar oldu. Ancak çözüm aramayı bırakmadılar, buldukları fırsatları değerlendirdiler ve maçın ilerleyen bölümünde daha rahat oynadılar.

Burada galibiyeti överken, takımın geliştirebileceği bir alanı da konuşmak gerekiyor.

Fabinho’nun yanına nasıl bir oyuncu?

Trabzonspor’un kadrosuna baktığımda, oyunu en fazla yukarı çekebilecek eklemenin merkezde yapılabileceğini düşünüyorum. Daha açık söyleyeyim: Fabinho’nun yanında.

Fabinho çok iyi bir kesici. Aynı zamanda oyunu akıllıca okuyan ve ayağındaki topu iyi kullanabilen bir oyuncu. Onu yalnızca top kazanıp en yakın arkadaşına veren bir altı numara gibi tarif etmek doğru olmaz. Ancak yanına, hücum yönü biraz daha kuvvetli ve oyun kurulumuna daha fazla katkı verebilecek bir profil eklenmesi Trabzonspor’u başka bir seviyeye taşıyabilir.

Folcarelli’nin bu maçta getirdiği hareketi çok değerli buluyorum. Lakin hareketlilikle oyun kuruculuk aynı şey değil. Folcarelli’nin olumlu katkısı, merkezde böyle bir ihtiyacın olmadığı anlamına gelmiyor.

Benim düşündüğüm oyuncu, yalnızca iyi pas atan biri de değil. Top kendisinde değilken oyuna akıl koyabilen, nerede duracağını ve hangi alanı ne zaman boşaltacağını bilen bir oyuncu. Gerektiğinde stoperlerin arasına girebilecek, gerektiğinde merkez ikilisinin parçası olacak, bazı maçlarda ise öndeki beşliye katılabilecek bir profil.

Onana’yı üçüncü oyuncu olarak oyun kurulumuna dahil etmek çok akıllıca olabiliyor. Ayağı bu kadar iyi bir kaleciniz varsa elbette bundan yararlanmalısınız. Ancak merkezde farklı açılar oluşturabilen, topun dolaşımını hızlandıran ve rakibin eşleşmelerini topsuz hareketleriyle zorlayan bir oyuncu da bu tıkanmaları azaltabilir.

Trabzonspor’un seçenekleri kötü değil. Aksine, farklı özellikler sunabilen oyuncuları var. Fakat iyi giden bir takımın da nerede daha iyi olabileceğini konuşmak gerekiyor. Benim ilk bakacağım yer burası olurdu.

Trabzonspor çok net bir şampiyonluk adayı

Bu galibiyetle Trabzonspor, Galatasaray’ın üç, Amed SK’nin bir puan arkasında üçüncü sıraya yerleşti. Fenerbahçe ile arasındaki fark ise altı puana çıktı.

Thomas Reis geldikten sonra ligde beşte beş yaptılar. Konferans Ligi’nde de iki maçını kazanan Trabzonspor, yeni hocasıyla toplamda yedide yediye ulaştı. Üstelik bu serinin içinde Galatasaray ve Beşiktaş galibiyetleri de var.

Bunu yalnızca iyi bir fikstür yakalamış takımın galibiyet serisi olarak değerlendiremeyiz. Farklı rakiplere karşı farklı çözümler üretebiliyorlar. Geçişlerde zaten çok tehlikeliler. Topa daha fazla sahip olmaları gereken maçlarda da oyunu açacak yollar arıyorlar. Her şeyi kusursuz yapmıyorlar ama sahada ne istediğini bilen, dengeli ve güçlü bir takım var.

Gaziantep karşısında da ilk yarıda zorlanabilecekleri bir oyunla karşılaştılar. Rakibin iyi savunmasına rağmen devreyi önde kapattılar, ikinci yarıda daha iyi oynadılar ve maçı kazandılar.

Bence artık Trabzonspor’u tarif ederken ifadeyi fazla yumuşatmaya gerek yok. Bu takım çok net bir şampiyonluk adayı. Thomas Reis’le yakaladıkları gidişat, kadrolarındaki kalite ve sahaya koydukları oyun bunu söylemek için yeterli. Önlerinde gerçekten açık bir yol var.