CESUR YENİ FUTBOL
HAFTANIN YAZISI · SÜPER LİG

Trabzonspor–Galatasaray analizi: Salah ve geçiş hücumları

Galatasaray için: Kaybetmek başka bu başka

Salah’ın gecesi: Papara Park arka planında Salah ve Trabzonspor’un 4–0 galibiyetini gösteren kapak tasarımı

Trabzonspor, Galatasaray’ı 4-0 mağlup ederek şampiyonluk yarışında “Ben de buradayım” dedi. Galatasaray açısından ise mesele sadece kaybetmek değil. Nasıl kaybettiğiniz önemli. Bu maçta da geçiş savunması, yoğunluk ve takım savunması anlamında sürekli tekrarlanan sorunları gördük.

Trabzonspor lige istediği gibi bir başlangıç yapamamıştı. Fatih Tekke krizi sonrasında teknik direktörsüz geçirdiği dönemle birlikte beş maçta yedi puanda kalmıştı. Özellikle transferin son bir ayında harcanan para ve gelen birçok yeni oyuncuyla taraftar heyecanlı olsa da takımın üzerindeki belirsizlik havası büyüyordu. Maçtan birkaç gün önce Samsunspor’un eski teknik direktörü Thomas Reis ile anlaştılar. Bu anlaşmanın ardından ilk maçın Galatasaray olmasıysa işin cabasıydı. Son şampiyona karşı bu kritik sınavda, yeni teknik direktörüyle sadece birkaç gün antrenman yapmış bir takım, bu şartlar altında harika bir performans sergiledi.

Erken gol ve Salah’ın hibrit rolü

Trabzonspor maçın dördüncü dakikasında öne geçti. Korner sonrasında pozisyonu çok iyi okuyan Mohamed Salah, savunma arkasına harika bir koşu attı ve karşı karşıya usta işi bitirdi.

Maça golle başlasa da Trabzonspor’un özellikle ilk yarıda çok organize bir görüntüsü yoktu. Bu da bu şartlar altındaki bir takım için son derece normal. Baskıda bire bir eşleşme çabası vardı. Galatasaray ise bu baskı sırasında oyunun yönünü değiştirerek kanatlarda Leao ve Sane ile bire birler buluyordu.

Trabzonspor rakibini karşılarken Salah ve Dju’nun öndeki ikili olduğunu gördük. Salah’ın hibrit rolünün savunmadaki karşılığı buydu. Buradaki baskı, topu doğrudan orada kazanmaktan çok Galatasaray’ı uzun topa zorlamak için yapılıyordu. Bazen işledi ve top Trabzonspor’a geçti, bazen de Galatasaray yerden çıkışlar yapabildi.

Thomas Reis’in önde Salah-Dju ikilisini kullanması mükemmel bir tercihti. Onuachu yerine Dju ile oynamak hem Trabzonspor’u savunmada rahatlattı hem de daha dinamik bir ön hat oluşturarak Salah’ı rahatlattı.

Buna rağmen ilk yarım saatte kötü bir maç seyrettik. Tempo düşüktü ve iki takım da yoğun bir oyun ortaya koymuyordu.

Galatasaray savunmasının dağıldığı ilk yarı

Trabzonspor, Saviolo ile skoru 2-0’a getirdi. Salah’ın terse oynadığı topa Saviolo tekte, direk dibine vurdu. Galatasaray’dan berbat bir savunma örneği izledik. Dakikalarca kullanılmayan bir serbest vuruş sırasında bile yerleşemeyen bir savunma vardı. Açıklanabilir bir savunma örneği değil.

Bir başka pozisyonda Galatasaray gene nasıl savunma yapacağını bilmez haldeyken Davinson, alanını tek başına boşaltarak baskıya çıktı. Saviolo karşısındaki iki oyuncuyu da ekarte etti ve Dju, boş kale denecek bir pozisyonu kaçırdı. Bu pozisyonu anlatmamın sebebi, Galatasaray’ın takım savunması anlamında ne kadar saçmaladığını göstermek.

Üçüncü golde ise Dju, Davinson’a baskı yaptı ve topu kazandı. Sonrasında Salah’a harika bir pas bıraktı. Salah ikinci golünü attı, skor 3-0’a geldi.

İlk yarının öne çıkan oyuncusu, iki gol ve bir asistlik performansıyla elbette Salah’tı. Fakat Fabinho’nun performansını da övmek gerekiyor. Sahipsiz toplar, ikili mücadeleler ve topu kazandıktan sonra oynadığı doğru paslarla maçın yönünü belirleyen oyunculardan biriydi.

Değişiklikler neyi değiştirdi

Galatasaray ikinci yarıya Deniz Gül’ün yerine Barış Alper’i alarak başladı. Deniz Gül kötü bir ilk yarı geçirdi fakat ben Okan Hoca’nın bu değişiklikle tam olarak hangi sorunu çözmek istediğini anlayamadım. Bu değişiklik hiçbir sorunu çözmedi. Deniz Gül ilk yarıda nasıl kayıpları oynadıysa Barış Alper de aynı şekilde yokları oynadı.

Trabzonspor ise ikinci yarıda daha derinde savunma yapıyordu. Altmışıncı dakikada Onuachu ve Ozan oyuna girdi. Bu değişikliklerle oyunu biraz daha uzun toplara ve merkez mücadelesine taşımak istediklerini anladık. Onuachu’nun top saklama becerisi ve Ozan’ın merkezdeki enerjisiyle bu yönde bir niyet vardı.

Bu tercihin tek kötü yanı, Galatasaray geride alan verirken Salah’ın yorgun görünmesi ve Onuachu’nun yavaş bir oyuncu olmasıydı. Trabzonspor bu alanları istediği gibi değerlendiremeyebilir diye düşünüyordum.

Galatasaray’da 68. dakikada Torreira’nın yerine Lesley, Jacobs’ın yerine Eren Elmalı ve Sara’nın yerine Batrakov girdi. Galatasaray bu değişikliklerle preste daha aktif ve yoğun bir görüntü verdi.

Trabzonspor da sol kanadını değiştirdi. Saviolo’nun yerine Lopes Cabral oyuna dahil oldu. Bu, ihtiyaç duyulan bir değişiklikti. Galatasaray geride alan verirken o bölgede bir tazelik pozitif olabilirdi. Dju, Cabral, Saviolo ve Aral gibi dört genç ve iyi forvet oyuncusunu kadroda bulundurmak Trabzonspor için mükemmel bir şey. Yanlarında bir de Salah olunca işte o zaman pastanın çileği çok tatlı oluyor.

Nitekim Salah beni yanılttı. Sekseninci dakikadaki inanılmaz sprintiyle savunma arkasındaki boşluğa müthiş bir koşu yaptı, hat-trick’ini tamamladı ve skoru 4-0’a getirdi.

Savunma sadece ön bölgede yapılmaz

Galatasaray maç boyunca oyun olarak pozitif hiçbir şey göstermedi. Benim birincil eleştirimse takım savunmasıyla alakalı. Savunma sadece ön bölgede yapılmaz.

Galatasaray, oyunu rakip yarı sahada oynamak, presle topu orada kazanmak ve atağını da orada başlatmak isteyen bir takım. Ancak futbolda işler her zaman istediğiniz gibi gitmeyebilir. Dünyada bu tarz bir oyun tercih eden her takım bunu kompakt bir şekilde yapmak zorundadır. Bir takım kompakt durduğunda sahanın bir alanını boş bırakır. Önde baskı yapan takım için bu boşluk, kalecisiyle savunması arasındaki alandır.

Elbette her tercih gibi bu tercih de bazı risklerle gelir. Her yaptığınız preste topu kazanamayacaksınız. Kademe kademe, takım olarak topun arkasına geçmeniz gerekir. Dünyanın en önemli takımları da bu oyunu bu şekilde oynar. Galatasaray bunu yapmakta sürekli zorlanıyor. İş ne zaman orta blokta veya derinde savunma yapmaya gelse çuvallayan bir takım görüyoruz.

Trabzonspor maç boyunca oyun kurmakla uğraşmadı. Temel planını birinci bölgeyi baypas etmek üzerine kurdu. Özellikle kanatlara sürekli uzun toplar attı ve seken topları da genellikle aldı. Kanatlara yakın bölgelerdeki sahipsiz toplar Trabzonspor’da kaldı. Kazandığı toplarda ise Galatasaray’ın orta saha çizgisinin ilerisinde duran savunma hattının arkasını hedefledi ve bu şekilde goller buldu.

Galatasaray buna rağmen gene de presle rakibini zorlayabilirdi. Fakat baskıda yoğun ve agresif bir takım görmedim. Savunmayı önde kurup bu yoğunluğu ve agresifliği göstermiyorsanız cezalandırılmaya mahkûmsunuz.

Yenilmek başka şey bu başka şey

Galatasaray’ın bu seviyedeki maçlarda, özellikle deplasmanda ne kadar zorlandığını biliyoruz. Trabzonspor maçı bunların ilki değil. Bu maçlardan puan almak istiyorsanız iyi savunma yapmak zorundasınız. İyi savunmadan kastım hem organizasyon hem yoğunluk. Bu tarz deplasmanlarda bunları eksik yapıyorsanız işiniz çok zor.

Rakibinizin serbest vuruşu dakikalarca gecikiyor ve siz hâlâ doğru pozisyonda duramıyorsanız bu kalitede bir rakibe karşı dört gol yemek az bile. Geçen sene Juventus ve Liverpool deplasmanları da Galatasaray için bu şekilde geçmişti. Bu iki maçta toplamda rakiplerine 11 civarı gol beklentisi vermişti ki bu, inanılmaz denilebilecek seviyede yüksek bir sayıydı. Trabzonspor da Galatasaray’a karşı altı gol pozisyonuna girdi. Dediğim gibi, yenilmek başka şey, bu başka şey.

Her takımın kötü günleri olur. Ama Galatasaray, deplasmanda bu tarz maçlarda oyun olarak hep ezici bir problemle karşılaşıyor. Geçiş savunması, yoğunluk ve takım savunması alarm veriyor.

Trabzonspor adına güçlü bir başlangıç

Trabzonspor açısından ise bu maçın değeri, skorun yanında Galatasaray’ı maç boyunca konforsuz bir oyun oynamaya zorlamasında. Rakibini konfor alanından çıkardı, geçiş savunmasındaki zaaflarını iyi değerlendirdi ve zayıf bölgesi olan kanat savunmasını sürekli deşti.

Bu kadar iyi bir kanat forvet rotasyonuna sahipseniz zaten bunu yapabilirsiniz. Ön tarafta üç koşucu vardı: Salah, Dju ve Saviolo. Üçü de hem bire birde hem de geniş alanda etkili oyuncular. Maç, Salah’ın çok konforlu olacağı, sürekli bire birlere açık bir hale geldi. Bunda elbette erken gelen gol de çok etkili oldu. Merkezdeki oyuncuların özellikle ikili mücadelelerde iyi işler çıkarmasıyla maç ezici bir üstünlüğe doğru ilerledi.

Yeni teknik direktörüyle sadece birkaç gün çalışmış Trabzonspor, son şampiyonu 4-0 yenerek şampiyonluk yarışında ben de buradayım dedi. Galatasaray’ın önündeki mesele ise aynı: Sadece önde baskı yapmayı istemek yetmiyor. O baskı aşıldığında takım olarak nasıl savunma yapacağınızı da bilmek zorundasınız.

CESUR YENİ FUTBOL BÜLTENİ

Oyunun devamı,
e-posta kutunda.

Maç analizleri, taktik detaylar ve yeni yazılar. Skorun ötesine birlikte bakalım.

ÜCRETSİZ ABONELİK

E-posta adresin, Cesur Yeni Futbol yazı bildirimleri için MailerLite üzerinden işlenir. Aboneliğini e-postayla onaylarsın; gönderilen e-postalardaki bağlantıyla istediğin zaman ayrılabilirsin. MailerLite gizlilik politikası ↗