Samsunspor–Trabzonspor analizi: İki devre, iki farklı oyun

Trabzonspor, Samsunspor karşısında ilk yarıda hücum gücünü, ikinci yarıda ise skoru koruma anlayışını gösterdi. İlk bölümde hızlı, dinamik ve zeki oyuncularıyla rakibinin savunmasını parçaladı. Melih Kabasakal’ın kırmızı kartının ardından ise neredeyse bir devre boyunca oyunu tamamen rakibine bıraktı. Bu iki devreyi ayrı ayrı değerlendirmek gerekiyor.
Orta blokta başlayan mücadele
Samsunspor maça orta blokta rakibini karşılayıp bire bir eşleşmeye çalışarak başladı. Bu yaklaşım, Trabzonspor’un oyun kurulumunu ciddi biçimde bozdu. İlk 10 dakikada Trabzonspor’un bu baskıyı yerden paslarla etkili şekilde kırabildiği bir sekans vardı. Oradaki anahtar oyuncu Fabinho’ydu.
Trabzonspor da benzer bir orta blok baskısı uyguladı. Samsunspor bu baskıyı kırarak bir pozisyon bulabildi; bu kez oyunu açan kritik isim Celil Yüksel’di. Başlangıçta iki takım da rakibinin kurulumunu bozmayı başardı, ancak top kazanıldıktan sonraki kalite farkı maçın yönünü belirledi.
Samsunspor adına ilk eleştirilmesi gereken noktalardan biri geçiş savunmasındaki yoğunluktu. Top kaybının ardından daha hızlı yerleşmeleri gerekiyordu. Trabzonspor’un hücumcularına verilen zaman ve alan, bu eksikliğin bedelini ağırlaştırdı.
Üç gol, hücum kalitesinin üç farklı yüzü
İlk gol, Aral ile Mustafa’nın ikili oyunuyla geldi. Coulibaly’den topsuz olarak sıyrılan Mustafa boş alana koştu. Topla buluştuktan sonra savunmanın arasından Muçi’yi harika gördü; Muçi de karşı karşıya kaldığı pozisyonu gole çevirdi.
İkinci golde Salah ile Muçi’nin iş birliği vardı. Harika bir ikili oyunun ardından Salah mükemmel bir pas verdi. Muçi’nin şutunu Okan kurtardı, ancak topu kontrol etmeye çalışırken çok kötü bir noktaya sektirdi. Nwaiwu da bu hatayı değerlendirerek golünü attı.
Üçüncü gol ise Coulibaly’nin korkunç pas hatasından doğdu. Salah topu tekte oynadı, Franculino müthiş bir ilk kontrolle önüne aldı ve ağlara gönderdi. Skor 3-0’a geldi.
Bire bir savunmanın ağır bedeli
Samsunspor’un orta blok savunması maçın başında fena görünmüyordu. Ancak bu bire bir baskının her zaman bir bedeli var. Özellikle kendinizden daha kaliteli bir takıma karşı görevleri doğru uygulayamadığınızda, rakibinize çok geniş alanlar bırakıyorsunuz. Trabzonspor’un da bu alanları kullanabilecek çok sayıda etkili oyuncusu var.
İlk gol bunun açık bir örneğiydi. Aral ile eşleşen sağ bek Mendes, onu takip ederek çizgiye doğru çıktı ve arkasındaki alanı boşalttı. Coulibaly’nin eşleştiği Mustafa da rakibinden sıyrılınca, önünde ceza sahasına uzanan bomboş bir koridor oluştu. Bir oyuncunun eşleşmesini kaybetmesi, bütün savunma düzenini etkiledi.
Bana kalırsa bu tarz rakiplere karşı alan savunmasıyla adam takibini birleştiren karma bir yaklaşım daha doğru olur. Samsunspor stoperlerinin defalarca kararsız kaldığını gördük. Bence takım bu savunma düzenini tam olarak anlayamamıştı ve farklı anlarda doğru uygulayamadı. Kanat oyuncularının savunma katkısı da tatmin edici değildi. Böyle bir yapıda bu kadar boş alan bırakmak, bir nevi “intihar” oluyor.
Celil Yüksel’in sakatlanarak çıkması da Samsunspor’un topla oyun kalitesini düşürdü. Geriden çıkarken daha fazla hata yapmaya başladılar. İlk yarıda yalnızca bir isabetli şut çekip 0,03 xG ürettiler. Her anlamda berbat bir ilk yarıydı. Üstelik Trabzonspor’un bulduğu alanlar düşünüldüğünde skor daha da yüksek olabilirdi.
Trabzonspor’un güçlü tarafları
Trabzonspor ilk yarıda en güçlü yanlarını gösterdi. Çok hızlı, dinamik ve zeki bir oyuncu topluluğuna sahipler. Kadro derinliklerinde de benzer profiller bulunuyor. Özellikle bek-kanat bağlantılarını çok iyi kuruyor, merkezde Fabinho’nun kilit paslarıyla oyunu birbirine bağlıyorlar.
İhtiyaç duyulduğunda Muçi’nin oyun kurulumuna katılıp bağlantıyı sağlaması da Trabzonspor’u daha tehlikeli kılıyor. Franculino ve Salah koşularıyla derinlik veriyor; üstelik ikisi de top ayaklarındayken güzel işler yapabiliyor.
Salah’a her zamanki gibi ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Hâlâ müthiş bir teknik ve fiziksel kaliteye sahip. İnanılmaz bir doğaçlamacı, harika bir iş bitirici. Bu maçta da pasları ve kararlarıyla hücumun belirleyici isimlerinden biri oldu.
Melih’in kabul edilemez hareketi
43. dakikada Melih Kabasakal’ın gördüğü kırmızı kart maçın gidişatını değiştirdi. Watt’ın sert müdahalesinin ardından rakibine sinirlenip kafa attı. Bu hareketin kabul edilebilir bir tarafı yok. Öfke problemlerini çözene kadar kadroya girmemesi gerekiyor.
Pozisyonda Franculino’nun takım arkadaşına gösterdiği tepkiyi de gördük. Son derece gereksiz ve amatörce bir hareketti. Üstelik Melih sezona harika başlamıştı. Kendisine yazık ettiği gibi, takımının rahat oynayarak kazanabileceği bir maçı da zora soktu.
İkinci yarı: Tamamen savunmaya dönen Trabzonspor
Trabzonspor ikinci yarıya Muçi’nin yerine Ozan’ı alarak başladı. İlk yerleşimde 4-2-3 benzeri bir yapı gördük. Samsunspor’da ise Sekonga’nın yerine Fatih Kaya oyuna girdi.
Bu devrede Trabzonspor rakibini tamamen derinde karşıladı. Samsunspor pozisyon üretmeye çalışırken, Onuachu ve Folcarelli’nin de oyuna girmesiyle savunmada iyice kalabalıklaşan, geçiş hücumunu neredeyse hiç düşünmeden rakibini bekleyen bir Trabzonspor izledik.
Bire bir eşleşmelerin de etkisiyle savunma yerleşimi çoğu zaman 5-3-1’e dönüştü. Bazı anlarda en gerideki hatta altı, hatta yedi oyuncu gördük. Kanatlar da savunma yapısına tamamen katıldı.
Samsunspor çok sayıda denemede bulundu, ancak bu denemeler genel olarak aynı ölçüde etkili bir pozisyon üretimine dönüşmedi. Yine de iyi fırsatlar yakaladılar. Bunlardan biri gol olsaydı maç çok daha hareketli ve Trabzonspor açısından daha zor bir noktaya gidebilirdi.
Trabzonspor’un hücumda yeniden bir girişim gösterdiği anlar, Cabral’ın oyuna girdikten sonra sağ tarafta yarattığı tehditle geldi. Hatta çok etkili bir pozisyon da buldular, ancak bunu gole çeviremediler.
On kişi kalmak, geçişten vazgeçmek zorunda olmak mı?
Trabzonspor adına eleştirdiğim nokta burada. On kişi kalmalarına rağmen ikinci yarıda daha fazla geçiş tehdidi oluşturabilirlerdi. Kendi elinizle rakibe bu kadar uzun süre hücum devamlılığı vermek bana ideal gelmiyor.
Cabral tercihi daha erken yapılabilirdi. Folcarelli yerine Saviolo düşünülebilirdi. Savunmayı kalabalıklaştırırken topu kazandığınızda ileriye çıkabileceğiniz bir yolu da korumak gerekiyor. Aksi hâlde kazandığınız toplar kısa sürede rakibe dönüyor ve yeniden savunmak zorunda kalıyorsunuz.
Geçen sezon da Fatih Tekke yönetimindeki Trabzonspor’un, on kişi kalmadığı maçlarda bile beşli yapıya dönerek skoru korumaya çalıştığını görüyorduk. Ancak geçen yıl kadro derinliği çok zayıftı. Bu sezon böyle bir derinlik varken daha farklı tercihler yapılabileceğini düşünüyorum.
Benim futbol görüşüme göre, rakip kim olursa olsun neredeyse bir devre boyunca ona hücum devamlılığı vermek mantıklı değil. Trabzonspor ilk yarıda hızını, bağlantılarını ve bireysel kalitesini çok iyi kullandı. İkinci yarıda ise bu güçlü taraflarından fazla uzaklaştı. Skoru savunurken rakibi geriye koşturabilecek tehdidi de sahada tutmak gerekiyordu.
Maçın oyuncusu: Nwaiwu
Maçın adamı bence Nwaiwu’ydu. İlk yarıda özellikle Fabinho’nun bağlantı oyununu, Salah’ın yaratıcılığını, Muçi’yi ve Mustafa’yı da çok beğensem de 90 dakikaya yayılmayan performanslar seyrettik. Bu sebeple ilk yarıda stoperden gelip golünü de atan ve 90 dakika harika bir savunmacı performansı gösteren Nwaiwu’yu öne çıkarıyorum.
