Rizespor–Fenerbahçe analizi: Skorun örttüğü sorunlar

Fenerbahçe, zorlu Rize deplasmanından üç puanla döndü. Ancak farklı galibiyet, özellikle baskı karşısında tekrar eden çıkış problemlerini unutturmamalı.
Erken gol, güçlü reaksiyon
Rizespor, özellikle baskısıyla Fenerbahçe’yi çok zorladı. Topu kaybettikten sonra gösterdikleri reaksiyon, Fenerbahçe’nin toplu oyununu aksattı. Bu baskıyla kazandıkları toplar üzerinden de rakip kalede etkili oldular.
Maçın başında Fenerbahçe’nin kenar bağlantıları daha iyi işliyordu. Matteo, kenarlara yaklaşarak ve zaman zaman savunma hattının yanında üçüncü bir stoper gibi konumlanarak topun öne taşınmasına yardımcı oldu. Rizespor, Matteo’nun bağlantısını da kapatabildiğinde ise Fenerbahçe’nin çıkışları belirgin biçimde zorlaştı.
Özellikle ilk yarının ikinci bölümünde, kısa paslarla ilerleyemeyen ve uzun toplara yönelen bir Fenerbahçe izledik. Rakibin önde kurduğu savunmaya karşı Kerem’in koşularını kullanmaya çalışmak mantıklıydı. Zaten Kerem’in en iyi yaptığı işlerden biri bu. Bence koşuları da başarılıydı; fakat onu bulmaya çalışan pasların hem kalitesi hem de zamanlaması daha iyi olmalıydı.
Savunmada açılan iç koridorlar
Fenerbahçe’nin bir diğer sorunu, half-space olarak adlandırdığımız iç koridorları yeterince kapatamamasıydı. Rizespor bu bölgelerde, çok net gol pozisyonlarına dönüşebilecek boşluklar buldu. Fenerbahçe’nin burada daha dikkatli olması gerekiyor.
Ben Rizespor’un topla iyi bir takım olduğunu düşünüyorum. Bu maçın ilk yarısında savunmalarıyla da fark yarattılar ve fiziksel olarak güçlü bir görüntü çizdiler. Başlangıcı iyi yapamayıp erken gol yemelerine rağmen verdikleri reaksiyon çok iyiydi. Dakikalar ilerledikçe oyun üstünlüğünü ellerine aldılar.
Aynı baskı, aynı çıkış problemi
İkinci yarının ilk bölümünde de daha etkili olan taraf Çaykur Rizespor’du. Önde yaptıkları savunma Fenerbahçe’yi zorlamayı sürdürdü. Top kenara geldiğinde sarı-lacivertliler buradan yeterince iyi çıkışlar yapamadı. Bu bölümü biraz daha açmak istiyorum; çünkü bana göre Fenerbahçe uzun süredir benzer bir problem yaşıyor. Rakipleri de savunma planlarını buna göre hazırlıyor ve Fenerbahçe bu tuzağı düzenli biçimde kırmakta zorlanıyor.
Kenara pas, çıkışın yalnızca başlangıcı
Sorun çoğu zaman aynı şekilde gelişiyor: Merkez bağlantıları kapanıyor, top kenara gidiyor ve ardından top kaybı geliyor. Bazen merkezde bir destek oluşsa bile bu bağlantı zamanında değerlendirilemiyor; santrfora doğru zorlanan pas da rakibe geçiyor. Dolayısıyla mesele yalnızca topun kenara gitmesi değil, oraya gittikten sonra hangi devam seçeneklerinin hazırlanmış olduğu.
Matteo ve Kanté çok iyi futbolcular. Ancak ikisinden de sürekli sırtları dönük top alıp yoğun baskı altında dönmelerini bekleyen bir çıkış planını yeterince güvenilir bulmuyorum. Fenerbahçe’nin, bu oyuncuların her seferinde bireysel bir çözüm üretmesine ihtiyaç duymayacağı bağlantılar kurması gerekiyor.
Üçüncü oyuncu: Hareket pası beklememeli
Bek oyun kurulumuna katıldığında çevresindeki oyuncuların da buna göre konumlanması gerekiyor. Üstelik bu hareketler, bek topu aldıktan sonra başlamamalı. Top ona giderken pas açıları oluşmalı; pas tercihi yapıldıktan sonra ise oyuncular konumlarını yeniden ayarlamalı.
Örneğin Semedo’dan Matteo’ya, oradan Greenwood’a uzanan bir bağlantıda Matteo’nun mutlaka dönmesi gerekmiyor. Doğru destek geldiğinde tek dokunuşla topu üçüncü oyuncuya aktarabilir. Burada belirleyici olan, üç oyuncunun paslaşmasından çok, Greenwood’un doğru zamanda ve baskıyı aşabilecek bir konumda topu alması.

Vedat’a yolu açmak, sonra ondan almak
Bir başka seçenek, Semedo topu aldığında Vedat’ın bağlantıya yaklaşması. Ancak Vedat’ın gelmesi tek başına yeterli değil. Merkez ve kanat oyuncuları önce ona gidecek pasın koridorunu açmalı, ardından Vedat’tan top alabilecekleri farklı açılara hareketlenmeli. Matteo’nun içeriye, Greenwood’un ileriye hareketi rakiplerini sürükleyebilirse bu hat açılabilir. Pas Vedat’a giderken de yeni desteklerin hazırlanması gerekir. Vedat’ın duvar olduğu bu düzen, üçüncü oyuncu bağlantısıyla da birleşebilir.

Asensio bağlantının içinde kalmalı
Geri pas hattı açıksa Ederson üzerinden oyunun yönü de değiştirilebilir. Öte yandan bu bağlantılar kurulurken Kerem ve Greenwood’un savunma arkasına koşuları da takip edilmeli. O tehdidi göstermek, rakibi öne çıkarken daha temkinli olmaya zorlayabilir.
Görsellerde merkez bağlantısını Matteo üzerinden anlattım; fakat bazı pozisyonlarda bu oyuncu Asensio veya Kanté de olabilir, olmalı da. Özellikle Asensio’yu zaman zaman daha derine getirmenin gerekli olduğunu düşünüyorum. Sırtı dönük top aldığında rakibini ekarte edebilecek ve farklı bağlantıları kurabilecek kalitesi var. Mevcut düzende oyunun fazla dışında kalabiliyor. Buna izin vermemek gerekiyor.
Farklı galibiyet, kusursuz oyun değil
Son bölümde İrfan Can ve Oğuz’un harika golleriyle fark üçe çıktı; Fenerbahçe maçı 3-0 kazandı. Rize gibi zorlu bir deplasmandan bu skorla dönmek çok değerli. Ancak bence skor 2-0’a gelene kadar daha iyi oynayan taraf Rizespor’du. Beraberliği bulabilecek, hatta öne geçebilecek fırsatlar da yakaladılar. Son 20 dakikadaki fiziksel düşüşlerini ise Fenerbahçe affetmedi.
Bu yüzden skora fazla aldanılmaması gerektiğini düşünüyorum. Rizespor birçok alanda iyi bir maç çıkardı ve bunu teslim etmek gerekiyor. Kazansalardı dördüncü sıraya yükseleceklerdi; sezona da iyi başladılar. Son bölümde Recep Uçar’a yönelen istifa seslerini maçın duygusallığına bağlıyorum. Bence Recep hoca çok iyi bir teknik adam. Takımının oynadığı futbol da değerli ve zamanla daha iyi bir noktaya gelebileceklerini düşünüyorum.
Fenerbahçe ise şampiyonluk yarışında kritik bir üç puan aldı ve 28 günde sekiz maç oynayacağı zorlu fikstüre galibiyetle başladı. İsmail Kartal’ı, o anda eleştiriye açık olan Asensio-İrfan Can değişikliğini yaptığı için de kutluyorum. Asensio’nun enerjisi düşmüştü. İrfan’ın katkısı yalnızca attığı gol değildi; topsuz oyuna getirdiği enerji de önemliydi. Değişiklik sonuç verdi, fakat galibiyetin değeri kadar oyundaki eksikleri de konuşmak gerekiyor.
