Fenerbahçe–Eyüpspor analizi: 8-0’ı getiren takım oyunu

Öncelikle bu galibiyetin Fenerbahçe için ne kadar önemli ve büyük bir galibiyet olduğunun tespitini yapmak gerekiyor. Eyüpspor her ne kadar ligin mütevazı takımlarından biri olsa da şu soruyu sormak lazım: Bir takım, bir sezonda kaç kere sekiz gollü bir galibiyet alıyor?
Bu maç, Fenerbahçe’nin oyun tavanının özellikle iç sahada ne kadar yukarı çıkabileceğini gösterdi. Geniş alan bulduğunda ne kadar tehlikeli bir takım olabileceğini gördük. Fenerbahçe lige iyi bir başlangıç yapamamış olsa da organize olduğunda ve oyuncularının konforlu olduğu bir oyun planı oluştuğunda seviyeyi ne kadar yukarı çekebildiğini ortaya koydu.
Konuşulacak birçok taktiksel detay var. Ama bir numaraya taktik disiplin ve takım savunmasını koyarım. Sahada özgüvenli, oyunu birlikte oynamak isteyen, baskıda yoğun, kompakt ve istekli bir takım vardı. Son haftalarda ters giden şeylerin düzeldiği bir maç seyrettik.
İlk dakikalardan gelen üstünlük
Fenerbahçe, Eyüpspor karşısında ikinci dakikada Vedat’ın kazandığı penaltıyı Greenwood’un gole çevirmesiyle öne geçti. Yedinci dakikada ise Vedat’la ikinci golü buldu.
İkinci golün hazırlanışı önemliydi. Fenerbahçe oyunu geriden kurdu. İrfan boş alanda topla buluştu ve Kerem’e harika bir pas attı. Kerem bek ile stoper arasına koşuyu gösterirken Vedat da arka direğe tam bir santrfor koşusu yaptı. Bu tam Kerem’in oyunu, onun koşusu. Fenerbahçe’nin bu bağlantıyı sürekli bulması gerekiyor. Kerem bu koşularıyla rakip savunmanın dengesini bozuyor. Bir futbolcu olarak en önemli özelliklerinden biri bu. Bunun dışında golde İrfan Can’ın katkısını da atlamamak gerekiyor. Fenerbahçe’de hatların arasında bulunan oyuncunun bu tarz bir oyuncu olması gerekiyor. Gaziantep FK maçında benzer bir rolde kullanılan Matteo tercihi maçın kaderini belirleyen tercihlerden biriydi.
Yirminci dakikada gene Vedat’ın golüyle skor 3-0’a geldi. Greenwood müthiş çalımlarla topu taşıdı. Şutunda kaleciden dönen topu Vedat tamamladı. Otuz sekizinci dakikada Matteo’nun harika golüyle fark dörde çıktı. İrfan Can’ın 45. dakikada attığı harika gol ise ilk yarının skorunu belirledi: 5-0.
Fenerbahçelilerin istediği ve alışık olduğu oyun bu. İsmail Hoca’nın da takımın da çok motive olduğunu gördük. Birkaç sezon önce Fenerbahçe’nin İsmail Hoca’yla 99 puan aldığı sezonda da iç sahada böyle bir oyun seyrediyorduk. Bu kompakt pres işleri değiştiriyor.
Hücumu güçlendiren takım savunması
Bu maçtaki en kritik detaylardan biri savunma yoğunluğuydu. Kerem, İrfan, Vedat ve Greenwood’un önde yoğun pres yapması, en önemlisi de stoperlerin agresif bir şekilde rakip oyuncuları döndürmemesi, Fenerbahçe’yi topsuz oyunda çok kuvvetli kıldı.
Bir de Fenerbahçe’nin bunun için biçilmiş kaftan bir merkezi var. Matteo ve Kanté, sahipsiz topları ve ikinci topları kazanmak için zaten iki canavar.
8-0’da nasıl savunma öne çıkıyor dememek lazım. Siz bu şekilde savunma yaptığınızda hücumu daha önden başlatıyorsunuz ve rakibi dengesiz yakalıyorsunuz. Bu da etkili oyuncularınızın kullanması için daha fazla boş alan anlamına geliyor. Fenerbahçe’nin hücumda bu kadar rahat oynamasında, savunmayı nasıl yaptığı belirleyiciydi.
İrfan Can tercihi ve Matteo’nun rolü
Bir diğer kritik detay, Fenerbahçe’nin merkez tercihiydi. İrfan Can’ın oynamasıyla birlikte Matteo net bir koşucu sekiz rolüne geçti. Bunun anlamı da Matteo’nun topu sırtı dönük değil, yüzü dönük alması.
Matteo, rakibin hatları arasında sırtı dönük top aldığında, bir 10 numara gibi o servisleri yapabilecek bir oyuncu değil. Ama bu şekilde topları yüzü dönük aldığında harika bir hücum katkısı verebiliyor.
Geçtiğimiz haftaki Gaziantep maçında İrfan’ın bu maçtaki rolünde Matteo oynamıştı. Bu maçta ise İrfan’ın varlığı, Matteo’nun daha rahat katkı verebildiği role geçmesini sağladı. İsmail Kartal’ı bu hatadan döndüğü için kutlamak gerekiyor.
Kanatlarla beklerin de uyumlu bir performans gösterdiğini gördük. Takım özgüvenle oynadığında herkesin performansı yükseliyor. Savunma arkası koşuları, oyun kurarken oluşan üçgenler, beklerin bindirmeleri, kanatların hareketliliği ve santrforun bağlantı oyunu... Fenerbahçe’de her şey olması gerektiği gibiydi. Hücumda her şey tıkır tıkır işledi.
Vedat ve Greenwood’un damga vurduğu maç
Fenerbahçe ikinci yarıda da devam etti. Vedat’ın 47 ve 55. dakikalarda attığı gollerle skor 7-0’a geldi. Vedat da kendisinin dördüncü golünü buldu. Mason Greenwood’un 80. dakikadaki golüyle maçın skoru 8-0 oldu.
Öne çıkan performanslar için şüphesiz bütün takım demek gerekiyor. Ama Vedat’a ayrı bir parantez açmak lazım. Attığı dört golle maça damgasını vurdu. Onun ne kadar özel bir oyuncu olduğunu her fırsatta anlatmaya çalışıyorum. Hâlâ gerektiğinden az değer gördüğü kanaatindeyim. Sahada her şeyi yapabilen, kendisinde her özelliği barındıran özel bir futbolcu.
Fenerbahçe’de her oyuncu takım oyunu oynadı. Son haftalarda özellikle takım oyununa katkısı konusunda şüphe duyulan Mason Greenwood’un da inanılmaz bir performans gösterdiğini belirtmek gerekiyor. İki gol ve bir asistin yanında oyun kurulumu, ikiye birler, bire birler, ikili mücadeleler, dinamizm, oyun görüşü, zeka... Mükemmel bir takım oyunu.
Böyle bir maçta bile kaleci Ederson’un performansını atlamamak gerekiyor. Hem iyi kurtarışlar yaptı hem de oyuna topla güzel katıldı. Maçta en çok isabetli uzun pas atan futbolcu 5 tane uzun pasla bizzat kendisiydi.
İrfan Can için fırsat
İrfan Can Kahveci’ye ayrıca bir parantez açmak gerekiyor. Uzun süredir ciddi şekilde eleştirilen ve bence bu eleştirileri sonuna kadar hak eden İrfan Can için bu büyük bir fırsat.
Bu kadroda bir yeri olmasını istiyorsa bugünkü rolünde oynaması ve kendisini her zaman bu fiziksel performansı verebilecek düzeyde tutması gerekiyor. Asensio ile yarışır hale gelmenin yolu daha fazla koşması, daha fazla savunma katkısı vermesi ve teknik kabiliyetini her zaman olduğu gibi takımın faydasına kullanması.
İkili mücadelelerde bu kadar kolay yıkılmaması gerekiyor. Sıkıntılarda başkasını değil, kendisini suçlaması gerekiyor. Bunları yaparsa sezon boyunca takıma çok katkı verecek bir oyuncu haline gelebilir. İrfan Can hala teknik kabiliyeti en yüksek türk futbolculardan bir tanesi.
Oppong ve Nene detayları
Fenerbahçe’nin yeni transferi, genç oyuncu Oppong’un ilk maçının böyle bir maç olması da çok pozitifti. Oyuna girdikten sonra iyi bir performans sergiledi. Hem kendisi için büyük bir özgüven depoladı hem de taraftardan alkış aldı. Eminim ki bu maçtan sonra taraftarlar, Skriniar’ın olası bir yokluğunda ilk 11’de Oppong ismini gördüğünde daha rahat hissedecektir.
Bence maçtaki tek negatif detay ise Nene’nin süre almamasıydı. Bugün elbette böyle bir ihtiyaç yoktu. Ama onun da sahaya girip performans vermesi, oyuncu için mutluluk verici bir şey olurdu.
Bu oyunu devam ettirmek
Fenerbahçe bu maç itibarıyla net bir şekilde oyununu buldu. İsmail Hoca ve takım, bu maçla birlikte işleri yoluna koyduğunu gösterdi. Bu disiplinli oyunu sürdürüp yedek kulübesini de sezon boyunca etkili kullanarak devamını getirebilirler. Merkezde üç tane çok iyi oyuncu var. İsmail, Matteo ve Kante. Beklerden toplu oyunda performans alındığında bu üçlüden ikisi Fenerbahçe’nin oyununu yükseltecektir lakin üçünü beraber kullanmanın genel olarak ne kadar yanlış ve zararlı bir tercih olduğunun görüldüğünü düşünüyorum. Bugün harikalar yaratan Matteo sırf bu yanlış tercih yüzünden geçtiğimiz hafta “Kötü oyuncu” ilan edilmişti.
Sekiz golün arkasında yalnızca iyi bireysel performanslar yoktu. Birlikte oynayan, kompakt kalan, baskısını yoğun yapan ve oyuncularını rahat ettikleri rollerde kullanan bir takım vardı. Fenerbahçe’nin bu maçtan yanında götürmesi gereken de bu oyun. Çünkü hücumda her şeyin tıkır tıkır işlemesini sağlayan, en başta o taktik disiplin ve takım savunmasıydı. Fenerbahçe uzun süre sonra atak sürekliliği yakalayabildiği bir maç oynadı ve rakibine acımadı.
Son olarak İsmail Kartal’ı tebrik etmek istiyorum. Oyuncuları bu maça bu şekilde motive etmek çok önemliydi. Milli araya kara bulutları dağıtarak giren bir Fenerbahçe gördük.
