,

Göztepe 1-3 Galatasaray: Liderlik Yolunda Önemli Galibiyet

Cesur Yeni Futbol’a hoş geldiniz. Galatasaray, Göztepe deplasmanından 3-1’lik galibiyetle döndü ve Fenerbahçe ile Trabzonspor’un üzerinde puan farkını dörde çıkardı. Şu anda Galatasaray 67 puanla ligin lideri konumundayken, Trabzonspor ve Fenerbahçe 63’er puanla Galatasaray’ın arkasında yer alıyor. Fenerbahçe, ikili averajdaki üstünlüğüyle Trabzonspor’un önünde ikinci sırada. Yarış devam ediyor; ama kartlar bir kez daha yeniden dağıtıldı.…


Cesur Yeni Futbol’a hoş geldiniz.

Galatasaray, Göztepe deplasmanından 3-1’lik galibiyetle döndü ve Fenerbahçe ile Trabzonspor’un üzerinde puan farkını dörde çıkardı. Şu anda Galatasaray 67 puanla ligin lideri konumundayken, Trabzonspor ve Fenerbahçe 63’er puanla Galatasaray’ın arkasında yer alıyor. Fenerbahçe, ikili averajdaki üstünlüğüyle Trabzonspor’un önünde ikinci sırada. Yarış devam ediyor; ama kartlar bir kez daha yeniden dağıtıldı.

Maç öncesinde Gürsel Aksel Stadyumu’nda çok güzel anlar yaşandı. Göztepe taraftarı Levent Yüksel’den Med Cezir şarkısını söyleyerek bize harika dakikalar yaşattı, ben de çok eğlendim açıkçası.

Lakin bu kısa eğlence sonrası hep birlikte hüzünlendik. Rumen futbolunun efsanesi ve ligimizde de çalışmış önemli teknik direktörlerden biri olan sevgili Mircea Lucescu’ya saygı duruşu yapıldı. Geçtiğimiz gün ne yazık ki hayatını kaybetmişti. Buradan hocaya Allah’tan rahmet diliyorum. Işıklar içinde uyusun.

Galatasaray’ın Sürpriz Kadrosu ve Oyun Planı

Galatasaray bu maça oldukça sürpriz bir kadroyla çıktı. Abdülkerim’in yokluğunda stoperde Davinson-Singo ikilisini gördük. Sağ bekteyse hoca Sacha Boey’i tercih etti. Geçen haftaki kötü performansının ardından Jacobs’un yerine Eren Elmalı başladı. Merkezde ise Lemina’nın yanında İlkay yer aldı. Lucas Torreira, uzun süre sonra sakat veya cezalı olmadığı hâlde belki de ilk kez Galatasaray’da yedek kulübesinde yer aldı. Beni en çok şaşırtansa hocanın Asprialla’yı merkezi bir rolde kullanmayı denemesi oldu. Bence hocanın Asprilla ile alakalı hayal ettiği şey mantıklıydı. Onu Yunus’u kullandığı gibi kullanmak istedi, lakin Asprilla’nın oyundan çıkana kadar bu role adapte olamadığını gördük. Barış ve Sane tercihleri beklenen tercihlerdi. Bir diğer şaşırtıcı tercih de hocanın Sallai’yi sol kanatta kullanmasıydı. Bence hoca bu tercihten ilk yarıda verim aldı. Nedenini yazının ilerleyen bölümlerinde açıklayacağım.

Galatasaray Abdülkerim’in yokluğuna ve Göztepe’nin baskısına cevap verme düşüncesiyle merkezde Lemina’nın yanında İlkay Gündoğan’ı tercih etti. Abdülkerim’in yokluğunu tolere etmek için Uğurcan’ın zaman zaman 3. bir stoper gibi konumlandığını gördük. Galatasaray Uğurcan’ı her zaman toplu oyuna dahil ediyor, lakin dikkat çekici olan şey her zaman olduğundan daha önde konumlanmasıydı.

Galatasaray bu maça tamamen Göztepe’ye özel bir planla çıktı; kadro tercihleri de bunu yansıtıyordu. Santrafor pozisyonunda Barış Alper, kanatta Sallai ve Sane’nin kullanımı bu koşullara bağlıydı. Sane hem gerektiğinde savunma arkasına koşu atacak kadar hızlı ve dinamik hem de teknik kalitesiyle merkeze yaklaştığında Galatasaray’ın topu ön tarafa taşımasına ciddi katkı sağlıyor. Sane içeri kaydığında ise Barış, Göztepe’nin sol stoperinin bulunduğu taraftaki genişliği kullanarak savunma arkasına çok daha rahat koşu atabileceği bir konuma yerleşiyordu. Bildiğiniz üzere Barış orijinal olarak çok hızlı ve kuvvetli bir kanat oyuncusu. Bu ikili, İlkay ve Asprilla gibi teknik kalitesi yüksek oyuncularla birleştiğinde Galatasaray kayda değer bir oyun ortaya koydu.

Galatasaray’ın oyun planı çok netti: Göztepe orta blokta karşıladığında sık sık savunma arkasına top atan bir Galatasaray gördük. Bu koşuları hoca genellikle Sallai ve Barış’tan aldı. Sallai’nin başlamasının da en büyük sebebi bence buydu. Diğer tercih olan Lang’dan bu işleri daha iyi yapan bir oyuncu. Uğurcan’ın oyuna katılımını önemli kılan faktörlerden bir diğeri ise bu durumdu. Uğurcan’ın da sık sık savunma arkasına bu topları atan oyuncu olduğunu gördük. Bunun yanında tek plan uzun oynamak değildi. Göztepe bire bir baskıya geldiğinde kısa paslarla Galatasaray’ın bu presi kırarak topu yerden 3. bölgeye taşıdığına defalarca şahit olduk. Burada en az İlkay kadar Lemina da çok iyi işler yaptı. Lemina maç boyunca %91’lik bir pas yüzdesi ile oynadı ve bunların önemli bir kısmı Galatasaray’ı ön bölgeye taşıyan veya Göztepe’nin hatlarını kıran paslardı. Özellikle Galatasaray’ın topu Göztepe’den kazandıktan sonra Göztepe’nin kontra presini çok etkili bir biçimde bu yerden paslarla kırdığını ve etkili kontra ataklara çıktığını gördük.

İlk Yarı: Galatasaray’ın Üstünlüğü

Galatasaray maça çok etkili başladı. Özellikle Göztepe’nin önde kurduğu savunmayı iyi değerlendirdi; uzun toplarla Barış’ın Göztepe savunma hattını ciddi biçimde zorladığını gördük. Bu baskının ardından ön bölgede kazanılan bir toptan gelen serbest vuruştan Barış Alper, iki Göztepeli savunma oyuncusunun arasından kafayı vurdu ve beşinci dakikada topu ağlara gönderdi.

Göztepe bu karşılamada da her zamanki gibi üçlü oynuyordu ve kanat bekleri orta saha gibi konumlanıyordu. Galatasaray’ı orta blokta savunurken Göztepe’yi 1-3-4-3 gibi görüyorduk. Galatasaray ilk yarıda bu yapıyı bozmak için biraz önce de bahsettiğim uzun topları gönderdi. Sağ ve sol stoperlerin dış tarafından koşularla zorlayan Galatasaray’ın çok başarılı olduğunu gördük. Göztepe savunması bu koşullar karşısında bir eşleşme problemi yaşadı. Sallai’nin iyi kullanımı diye bahsettiğim şey de tam olarak bu. Sallai benzer koşularla iki tane çok net gol pozisyonuna girdi. Ayrıca golü getiren serbest vuruşun kazanıldığı pozisyonda da Galatasaray’ın atağı benzer bir uzun topla başladı.

Göztepe ilk yarıda kendi oyununu oynamaya çalıştı ama sahaya istediği hiçbir şeyi yansıtamadı. Savunmada yaşadıkları sıkıntıların yanında Galatasaray’ın kontra presi çok iyi işliyordu. Göztepe topu kendi yarı sahasından çıkarmakta da birçok pozisyonda zorlandı.

İkinci gol de hızlı gelişen bir hücumdan geldi. Galatasaray topu kendi birinci bölgesinde kazandıktan sonra İlkay topu aldı, hızlı bir şekilde rakip yarı alan ortalarına kadar sürdü, ardından Sallai’ye pasladı. Sonrasında topu tekrar aldı ve içeri gönderdi; ortada Göztepeli savunma oyuncusuna çarpan top ağlarla buluştu.

İlkay ilk yarıda merkezde fark yaratan aktörlerden biriydi; onun oynaması Galatasaray’ı toplu oyunda çok daha kuvvetli bir hâle getirdi. Lemina’nın performansı da dikkat çekiciydi; normalde toplu oyunda bu kadar etkili görmeyeceğim bir oyuncu ama Galatasaray’ı rakip yarı alana taşıyan akıllı paslar attı ilk yarıda. Galatasaray o kadar iyi bir plan yapmıştı ki Göztepe’nin savunmasının neredeyse hiçbir anlamı yoktu diyebileceğim kadar üstün bir oyun sergiledi.

Toplu oyunda ilk yarıda aksayan tek oyuncu Singo’ydu. Bunun yanında Sallai’nin birinci bölgedeki ikili mücadele kayıplarının alarm verdiğini bir önceki yazıda da ifade etmiştim; bu maçta da neredeyse bir gole mal olacak bir hata yaptı. Göztepe’nin ilk yarıda yakaladığı tek fırsat Sallai’nin bu top kaybının ardından geldi.

Göztepe’ye ilk yarıyla alakalı yapacağım eleştiri şu: Elbette Galatasaray’a göre çok daha zayıf bir kadrosu var ve bu kadar iyi planlı bir Galatasaray’a karşı mağlup olmalarına kimse bir şey denilemez, lakin Göztepe’nin oyununu Galatasaray’a göre nerede değiştirdiğini sormak gerekiyor. Mesela Galatasaray kanat savunmasında ciddi problem yaşayan bir takım; bunu defalarca dile getirdim. Lakin Göztepe’nin bu geniş alanlarda, yani kanatlarda, tehdit oluşturabilecek tek bir organizasyonu bile yoktu. Göztepe’nin temel hücum opsiyonu orta blokta kazandıkları toplarla hızlıca rakip kaleye gitmekti. İlk yarıda bunu da pek iyi yapamadılar. Galatasaray hem geride çok hızlı çoğaldı hem de genel olarak geçiş savunmasını çok iyi yaptı. Bunun etkisiyle Göztepe ilk yarıda neredeyse hiç etkili olamadı. İlk yarıdaki gol beklentisi 0,30’da kaldı.

İkinci Yarı: Göztepe’nin Baskısı ve Galatasaray’ın Direnişi

Göztepe ikinci yarıya çok daha agresif ve Galatasaray’ı daha çok boğan bir düzenle başladı. İlk yarıda eksik olan şeylerden biri de bire bir baskıya gidildiğinde yeterince agresif olunmayışıydı. İkili mücadelelerde bölüm bölüm Göztepe’nin yumuşak kaldığını söyleyebilirim. Halbuki bu alanda çok başarılı bir takım. Kanat beklerini ikinci yarıda savunma arkası koşularına karşı çok daha iyi konumlandırdılar ve Galatasaray’ı kendi yarısına hapsettiler. İkinci yarının ilk 15 dakikasında Göztepe tam 1,27 gol beklentisi yakaladı; bu bölümde Galatasaray’ın rakip kaleye hiçbir şutu yoktu.

50. dakikada Göztepe bir kenar ortasından golü buldu. Galatasaray’ın kanat savunmasındaki o bilindik sıkıntı bu sefer de ortaya çıktı; iyi bir orta geldi, Göztepeli oyuncular arka direği bir anda doldurdu ve Juan yükseldi, topu ağlara gönderdi. Bu golde kritik detaylardan bir tanesi Asprilla’nın ortayı açan Miroshi’ye çok fazla zaman vermesiydi. Bir diğeriyse görselde de göreceğiniz üzere Göztepe’nin bir anda arka direğini 4 oyuncu ile doldurmasıydı. Bu işleri Göztepe çok iyi yapıyor ve ortanın açıldığı bölgede net bir 4’e 2 görüyoruz. Yani, çok not bir pozisyon oluşturmuş Göztepe.

Göztepe ikinci yarıda da orta blok savunmasını korudu, fakat daha agresiflerdi. Galatasaray stoperlerinden top merkeze doğru gittiğinde dört oyuncu birlikte öne çıkıp Galatasaray’ı sıkıştırdı. Kontra preste de olağanüstü etkili bir Göztepe vardı. Janderson, kale çizgisinin tam 20 santimetre önünden boş kaleye topu dışarı atmayı “başardı”. Bu pozisyonun gol beklentisi 0,95’ti. Maçın kırılma anı da bence bu pozisyondu. Göztepe burada 2-2’yi yakalamış olsaydı, çok daha farklı bir maç sonu seyredebilirdik. Çünkü bu pozisyonun ardından gelen pozisyonlarda sakatlıkların da olmasıyla oyun biraz soğudu ve Okan Buruk oyunu dengeleyecek değişiklikleri yaptı.

Göztepe 45-65 arası Galatasaray’ı domine etti diyebiliriz. Galatasaray topa sahip olmaya devam etse de, sürekli olarak kendi yarı sahasındaydı ve bu bölümde rakip yarı sahaya neredeyse hiç geçemedi ve rakip ceza sahasına hiç girmedi. Bunun yanında herhangi bir şut denemesinde de bulunmadı. Bu bölümde Göztepe 1,28 gol beklentisi yakaladı, 6 şut attı, 2 net pozisyon kaçırdı, 1 gol buldu, 9 kere rakip ceza sahasına girdi.

62. dakikada Eren Elmalı’nın yerine Jacobs, Asprilla’nın yerine Sara oyuna girdi. Sara’nın girişiyle pas ritmini biraz bulan Galatasaray, Göztepe’nin baskısını kısmen azalttı ve topu biraz daha kontrol etmeye başladı. Sara’nın girişinin yanında oyunu değiştiren asıl faktör Galatasaray’ın sahaya daha iyi yayılmaya ve topla oynarken daha iyi genişlemeye başlamasıydı. 20 dakikalık yoğun Göztepe baskısı bu şekilde azalmış oldu ve maçın geri kalan bölümünde Göztepe’nin oyun üstünlüğünü belirli ölçüde elde ettiği fakat Galatasaray’ın tempoyu biraz düşürebildiği bir maç seyrettik.

75. dakikada Galatasaray skoru 3-1’e taşıdı. Göztepe savunması inanılmaz bir eşleşme hatası yaptı ve Lemina çok rahat bir kafa vuruşuyla topu ağlara gönderdi. Bu golün ardından Göztepe o 20 dakikalık bölümdeki kadar etkili olamadı; yine çok fazla top kazandı ve skora gidebileceği pozisyonlar buldu ama bunların hiçbirini iyi değerlendirdi. Göztepe ikinci yarıda toplamda 1,67 gol beklentisi yakaladı ve bundan yalnızca bir gol çıkarabildi. Galatasaray’ın ikinci yarıdaki tek şutu Lemina’nın kafa vuruşuydu; o da bir duran toptan geldi. Galatasaray’ın bu tarz maçları duran topla çözebilmesi her ne kadar takdir edilesi bir şey olsa da, ikinci yarıda akan oyunda tek bir isabetli şut bile atamaması ve bunun yanında ceza sahasına girdiği tek pozisyonun da bu olması çok problemli. Lemina’nın bu golünden sonra Galatasaray her ne kadar oyunu tutmayı başarsa da, Göztepe’nin Galatasaray’ın birinci bölgesinde top kazanmaya devam ettiğini ve bunlar gol pozisyonuna dönüşmemiş olsa da, Lemina’nın golünden sonra da Göztepe’nin tehlikeler oluşturduğunu ifade etmek gerekiyor.

    Genel Değerlendirme

    Bence sezonun taktiksel derinliği en yüksek maçlarından biri oynandı. Galatasaray’ın bir maça bu kadar rakibe göre bir planla çıktığını hiç görmemiştim. Galatasaray’ın ilk yarıdaki planı çok iyi işledi; Göztepe’nin ilk yarıdaki presinin ikinci yarıdaki kadar agresif olmayışı da oyunun belirleyici faktörlerinden biriydi. Göztepe’nin hocası Stoilov devre arasında oyuncu değişikliği yapmadan takımına çok iyi müdahale etti ve bize bir kez daha hiç oyuncu değişikliği yapmadan da takıma çok etkili müdahale edilebileceğini gösterdi. Oyun olarak ilk yarının galibi net bir şekilde Galatasaray, ikinci yarının galibi ise net bir şekilde Göztepe’ydi. Maç genelinde ise hücum verilerine baktığımızda, Göztepe’nin önde olduğunu söylemek gerekiyor; şuta dönüşmemiş çok fazla pozisyon yarattı Göztepe. Galatasaray ilk yarıda daha üstün oynasa da Göztepe’nin ikinci yarıda oynadığı kadar dominant bir oyun oynamadı. Bu sebeple bence 90 dakikaya baktığımızda Göztepe’nin hakkını vermek gerekiyor. Çok net bir şekilde puan alabileceği bir maç oynadılar. Skorun aldatıcı olmaması gerekiyor.

    Bunun dışında Galatasaray’ın birçok bireysel performansı tatmin edici değildi. Sallai’nin ilk yarıdaki kullanımını beğensem de, maç genelinde bence iyi bir performans sergilemedi. Asprilla maçın en kötülerinden bir tanesiydi. Merkezdeki rolü hiç benimseyememiş, hatta oynamayı hiç bilmeyen bir oyuncu gördüm. Ne zaman koşu atacağını bile, maç boyunca hiçbir zaman hesap edemedi ve çok etkisiz bir performans ortaya koydu. Sane’nin de hiç gününde olmadığını ifade etmek gerekiyor. Uzun süredir performansındaki bu düşüşün sebebinin bulunması lazım. Özellikle ligin ilk yarısının ortalarında ritmini yakaladıktan sonra Galatasaray’ın oyununu başka bir seviyeye çıkarmış olan bu oyuncunun bu kadar düşmesine ben anlam veremiyorum. Belki Nagelsmann ile yaşadığı millî takım süreci oyuncunun canını sıkıyor olabilir.

    CYF Maçın Oyuncusu benden Lemina’ya gidiyor. İlk yarıda Galatasaray’ın bu kadar iyi oynamasında en önemli faktörlerden biriydi; hem oyun kurulumuna çok yardım etti hem de savunma mücadelelerinde çok başarılıydı. İkinci yarıda Göztepe’nin baskısında bölüm bölüm zorlandı ama kornerde çok iyi konumlandı ve attığı golle maçın skorunu tayin etti.

    CYF Maçın Kırılma Anı ise Janderson’un 0,95 gol beklentisine sahip o inanılmaz pozisyonu; Göztepe orada 2-2’yi yakalamış olsaydı çok farklı bir maç sonu görebilirdik. Siz de yorumlarda maçın adamının kim olduğunu ve kırılma anının hangi pozisyon olduğunu unutmayın.

    Bu galibiyetle birlikte Galatasaray, Fenerbahçe ve Trabzonspor üzerinde puan farkını dörde çıkardı. Galatasaray kaybetmiş olsaydı tablo çok daha farklı olacaktı; ama şu anda yarış net bir şekilde devam ediyor. Bu haftaki fikstüre bakacak olursak: Galatasaray pazar akşamı saat 20.00’de kendi evinde Kocaelispor’u ağırlayacak; Trabzonspor cumartesi akşamı 17.00’de Alanyaspor deplasmanına gidecek; Fenerbahçe ise cumartesi akşamı 20.00’de Kayserispor deplasmanında olacak.

    Cesur Yeni Futbol’a abone olmayı ve bizi YouTube, Spotify ve X’ten takip etmeyi unutmayın. Esen kalın.

    Yorum bırakın