Dorgles Nene Transferi: Fenerbahçe’nin Eksik Parçası Mı?

Cesur Yeni Futbol’a hoş geldiniz. Bugün birlikte Fenerbahçe’nin yeni transferi Dorgles Nene’yi değerlendireceğiz. Fenerbahçe kadrosunun uzun süredir en büyük eksiği elde net bir kanat oyuncusunun olmayışıydı. Fenerbahçe’nin elindeki hiçbir oyuncu teknik kalite ve hızı bir arada barındırmıyordu. Nene bu eksikliği giderebilecek bir oyuncu. Patlayıcı sürati ve skor yapma becerisiyle Fenerbahçe’nin oyununa akılalmaz derecede iyi gelecektir.…

Cesur Yeni Futbol’a hoş geldiniz. Bugün birlikte Fenerbahçe’nin yeni transferi Dorgles Nene’yi değerlendireceğiz.

Fenerbahçe kadrosunun uzun süredir en büyük eksiği elde net bir kanat oyuncusunun olmayışıydı. Fenerbahçe’nin elindeki hiçbir oyuncu teknik kalite ve hızı bir arada barındırmıyordu. Nene bu eksikliği giderebilecek bir oyuncu. Patlayıcı sürati ve skor yapma becerisiyle Fenerbahçe’nin oyununa akılalmaz derecede iyi gelecektir. Bu kadar etkili olmasının sebebi mevcut oyunun tam da bu tarz bir oyuncuyu arıyor olması. Yani Fenerbahçe’nin doğru bir profile yöneldiğini söyleyebiliriz. 22 yaşında olması da Nene’yi daha da kıymetli bir transfer yapıyor. Peki nedir bu Nene’nin özellikleri ve neden Fenerbahçe’ye çok fazla şey katacak?

Benim en dikkatimi çeken özelliği hücumun her tarafında forma giyebiliyor olması. Nerede oynarsa oynasın oyundan kopmayan ve sahanın her yerine bağlantı yapmaya gelen bir oyuncu. Bu sezonun başından beri Salzburg’un 4-2-2-2 dizilişinde hem ofansif orta saha ikilisinden biri hem de santrfor ikilisinden biri olarak forma giyiyor. Hem genişte hem merkeze yakın bölgelerde topu aldığında oyuna pozitif etki sağlayabiliyor. Özellikle orta blokta savunan takımlara karşı topu ceza sahası çevresine yerden getirmekte zorlanan Fenerbahçe’ye bu anlamda çok katkı sağlayabilir. Aynı şekilde 1. bölgeden topu çıkarmakta zorlandığınızda da imdadınıza yetişebilir. Geçtiğimiz sezon fit olduğu maçlarda Jose Maximin’i sık sık bu şekilde kullanmıştı ve çok net bir katkı almıştı. Nene, Maximin’in yarısı kadar bile iyi bir driplingçi olmasa da fundamental’ı bence Maximin’den daha iyi. Sahada çok daha doğru kararlar veriyor ve maçın her anında performansını koruyor. Bunu maç içinde sürekli olarak yapabilen bir oyuncu, Fenerbahçe’nin en çok ihtiyacı olan şeylerden biri.

Nene’nin süratinden de bahsetmeden olmaz. Geniş alanda gerçekten çok hızlı bir oyuncu. Dripling sonrasında şut da çıkarabiliyor olması harika bir özellik. Özellikle sağ ayağıyla enteresan bir şut tekniği var ve bunu çok iyi uyguluyor. Yani hız ve şut özelliklerine de artı puan yazabilirsiniz. Ters ayağını da fena kullanmıyor. Şampiyonlar Ligi standardı için 5 üzerinden 3 diyebilirim. Türkiye Ligi içinse ortalamanın üstünde.

Oyuncunun atletik özellikleri çok etkileyici, lakin teknik olarak kendisini geliştirmesi gerekiyor ki önünde bunu yapabileceği uzun bir kariyer var. Hem ince pasları atmaya çalışırken hem de dripling yaparken topa dokunuşları biraz sert kalıyor. Bu problem de sahada bazı bölümlerde çok fazla top kaybetmesine yol açıyor. Ancak oyuncu bu işleri daha iyi yapabilecek kapasiteye sahip. Eğer üzerine koymaya devam ederse çok daha iyi bir oyuncu haline gelecek çünkü temel becerileri iyi seviyede ve oyunu da her zaman görerek oynamaya çalışıyor. Geçtiğimiz sezon attıkları kadar yarattıklarıyla da dikkat çekmesinin nedeni bu. Yani Nene sadece atletizmini ve ayağındaki mevcut teknik becerileri kullanarak oynamaya çalışan bir oyuncu değil, bunların üzerine mücadeleyi ve oyun aklını da ekleyen bir oyuncu.

Oyuncunun atletizmi sadece geniş alandaki koşularıyla sınırlı değil. İkili mücadelelerdeki çabası takdire şayan. Havadan gelen toplarda her ne kadar boy dezavantajı olsa da rakibin kafa vuruşunu her daim güçleştiriyor. Hatta uygun pozisyonlarda zıplama becerisiyle rakiplerinin üzerinden kafa vuruşu yaptığına bile birçok kez şahit oldum. Şunu söylemeden de geçmek istemiyorum ki mayıs ayındaki Nene ile ağustos ayındaki Nene arasında çok büyük bir fark var. Oyuncunun gelişmeye devam ettiğini görmek de bu transfer için başka bir onay mekanizması.

Fenerbahçe’ye katacağı bir diğer faktörse ceza sahası çevresindeki probleme çözüm olabilecek olması. Biraz önce Fenerbahçe’nin orta blokta savunan takımlara karşı topu üçüncü bölgeye götürme probleminden söz etmiştik. Fenerbahçe bu problemi eldeki oyuncu grubuyla zaman zaman çözebilse de Benfica maçında da yaşadığı, topu akan oyunda ceza sahası içerisine sokma problemini çözemiyor. Benfica maçında akan oyunda Fenerbahçe ceza sahasında sadece 6 kere topla buluşmuştu. Ceza sahasına girişlerdeki en büyük problem oradaki hareketsizlik ve hatlar arasında çalışabilecek bir oyuncu olmayışı. Talisca’nın oyuna girdiğinde bu kadar fark yaratmasının sebebi de buydu. Nene hem ceza sahası çevresinde kurulacak üçgenlerde yer alabilmesi hem de hatlar arasında ve dar alanda topu taşıyabilmesiyle fark yaratacaktır. Bunun dışında fark yaratacağı şey ise ceza sahasına atacağı koşular ve topun sekeceği noktalarda bulunabilmesi. Hem duran toplarda hem de akan oyundaki ortalarda Fenerbahçe’nin çektiği sıkıntı da 2. toplarda topu alan oyuncunun bir şey üretememesi. Nene hem oyun aklı hem de topla olan kabiliyetiyle burada da fark yaratabilir.

Yani Nene çok fazla fark yaratacaktır. Bunun sebebi de takımın Nene benzeri hiçbir hücumcuya sahip olmaması. Elbette Nene’nin harika bir oyuncu olması burada temel faktör, ancak Fenerbahçe’nin tam olarak buna ihtiyaç duyması da yaratacağı farkı bambaşka bir seviyeye çıkarıyor. Hücumun başlangıcından bitişine kadar Fenerbahçe’ye çok yardımcı olacaktır ve mevcut sistem içerisindeki maç temposuyla bugünkü Nene’nin de üzerine çıkmasını bekliyorum. Nene kariyerinin bu kısmında bir hücumcudan bekleyeceğiniz her şeyi belirli bir seviyede yapıyor. Bundan sonra yapacağı şey mevcut özelliklerini daha da sivriltmek. Özellikle driplingini daha yukarı çekmesi onu bugünkünden iki kat daha değerli bir oyuncu yapmaya yetecektir.

Bu transfer için Fenerbahçe’yi kutluyorum. Oyunu ve kadroyu geliştirmek için ille de ismi herkes tarafından duyulmuş bir oyuncu almaya gerek yok. Archie Brown transferindeki gibi Fenerbahçe oyuna uygun ve ihtiyaç olan bir kalite eklemesi yaptı. Fiziksel seviyeyi düşürmeden teknik kaliteyi güçlendiren bir hamleyle bu sene çok daha iyi bir takım haline geldi.

Edson Alvarez transferi de bir ihtiyaçtı ve Fenerbahçe o transferi de bitirdi. Lakin bir hücumcuya daha ihtiyaç var. Mümkünse yaratıcı özellikleri ön plana çıkan bir ekleme, Fenerbahçe için nokta atışı olur. Ligde Nene’nin gelişiyle birlikte 4-2-3-1 üzerinden kurgulanan bir plan artık ciddi bir şekilde düşünülecektir. Bu merkezler ve Nene eklemesiyle sağ tarafta İrfan da artık daha rahat bir şekilde kullanılabilir. Talisca da sezonu fiziksel olarak hazır bir durumda geçirir ve bahsettiğim bir kanat eklemesi daha yapılırsa Fenerbahçe gerçekten iyi ve uygun bir kadro oluşturmuş olacak. O kadroyla Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi’nde lig aşamasını geçmeyi hedefleyebilir. Lakin lig aşamasına kalması gerekiyor.

Benfica maçı Fenerbahçe’nin uzun süre sonra oynayacağı en kritik karşılaşmalardan biri olacak. Şampiyonlar Ligi’ne katılmak kulübün bütün çehresini ve mental durumunu değiştirecektir. Uzun süredir Fenerbahçe niye başarılı olamıyor veya Kadıköy’de büyük bir destek neden yok diye tartışılıyor. Her mikrofonu eline alan birlik, beraberlikten ve ruhtan bahsediyor. Tribüne giden taraftarlar sahada izledikleri şeyden mutsuz, oyuncular oynadıkları oyundan memnuniyetsiz olurlarsa mental olarak kimsenin pozitif olmasını bekleyemeyiz. Her şey saha içi mi deniyor, bence her şey saha içi. Neticesinde bu futbol, bu bir spor dalı ve sahada spora dair bir pozitiflik olmadığında geri kalan şeylerin pozitif olmasının bir anlamı yok. Transferler iyi olmadığında, karar mekanizmaları iyi çalışmadığında, işini bilmeyen insanlar iş yapmaya çalıştığında saha içindeki sonuçlar da hiçbir zaman yeteri kadar iyi olmayacaktır. Oynanan futbol düzenli olarak kötüyse ve oyun gelişmiyorsa bu organizasyonun da kötü yapıldığı anlamına gelir. Organizasyon iyi yapılırsa zaman içerisinde sonuçlar zaten tatmin edici olacaktır.

Benim açık fikrim Fenerbahçe’nin Luz’da Benfica’yı eleyecek bir yapıya sahip olmadığı yönünde. Bunun temel nedeni de Nene, Alvarez ve potansiyel yapılacak diğer transferleri çıkardığımda kadronun hücum yönünden zayıf olması. Buradaki zayıflık oyuncuların bireysel kalitesinden ziyade profillerin hepsinin birbirine benzer olmasından kaynaklanıyor. Mesela Duran, En-Nesyri ve Cenk üç tane aynı profilde santrfor. Ne kadar birbirinden farklı özelliklere sahip olsalar da oyuna katacakları şeyler benzer. İrfan fiziksel seviyesi ve dar alanda bocalaması sebebiyle oynanmak istenen düzen için uygun bir oyuncu değil. Oğuz Aydın da fiziksel durumu, formsuzluğu ve yavaş reaksiyonlarıyla geri planda kalıyor. Burada tek fark yaratabilecek oyuncu Talisca. O da yaşadığı sakatlıktan dolayı kampın önemli bir bölümünü kaçırdı, lakin çarşamba günü 60-70 dakika oynayabilecek seviyeye gelecektir. Benfica maçını hücumda çözebilecek oyuncu da Talisca. Fenerbahçe çarşamba günü onun ayağına bakacak gibi görünüyor. Bu durumu zaten Fenerbahçe-Benfica maç sonu yazımda özetlemiştim.

Yani Fenerbahçe’nin öyle ya da böyle Benfica’yı elemesi gerekiyor. Elenirse de dünyanın sonu değil, ancak Şampiyonlar Ligi’ne katılmak bütün havayı değiştirir. Fenerbahçe-Real Madrid maçını sadece kura çekilirken görmek bile kulübün üzerinden koca bir yükü kaldırır. Umarım Fenerbahçe Benfica’yı eler ve bu sene iki takımımızı Şampiyonlar Ligi’nde görürüz. Çok zor ama imkansız değil.

Yorum bırakın