Fenerbahçe Kadıköy’de Benfica ile golsüz berabere kaldı. Sahada yine defansif olarak harika bir oyun varken, hücumda tatmin edici olmayan bir görüntü vardı. Elbette bu hücum performansıyla alakalı her yerde birçok eleştiri var. Hem Göztepe maçında hem de bu maçtaki kısır performansın eleştiri alması doğal. Bu yazıda Fenerbahçe’nin savunma ve savunma geçişlerinden başlayarak yazıyı Fenerbahçe’nin hücum geçişlerine ve hücum performansına bağlayacağım. Bunu değerlendirirken sahadaki ve yedek kulübesindeki oyuncu profillerinden bahsedeceğim. Bu şekilde de birlikte, Fenerbahçe’nin bu kadar iyi savunma yaparken neden hücumda vasat bir performans sergilediğini ve savunma performansını düşürmeden hücumdaki gücü artırmanın nasıl mümkün olabileceğini anlatmaya çalışacağım. Elbette bunu anlatırken Jose Mourinho’nun nasıl bir teknik direktör olduğunu ve bu tercihleri neden yaptığını da açıklayacağım.
Fenerbahçe hem Feyenoord maçlarında hem de Benfica maçında rakiplerinden daha fazla ikili mücadele kazandı ve fiziksel olarak üstün bir görüntü çizdi. Aynı şekilde, her ne kadar Feyenoord’dan toplamda dört gol yenilmiş olsa da savunma performansının her maç yukarı çıktığını gördük. Özellikle Benfica maçının her anında ve sahanın her bölgesinde Fenerbahçe üst düzey bir savunma performansı ortaya koydu. Bu performans, savunmacıların bireysel kalitelerinden ziyade takımın birlikte çok iyi savunma yapmasıyla alakalıydı. Benfica mücadelesinde Jhon Duran dışındaki her oyuncu her an savunma diziliminin içerisindeydi. Özellikle savunma geçişlerini maç genelinde çok iyi oynayan bir Fenerbahçe gördük. Derin savunmada da Feyenoord maçlarının aksine, üçlü stoperin birbirlerinin kademelerine harika girdiğini ve beşli hattan dörtlü hatta, tekrar beşli hatta çok iyi geçen, rakibe neredeyse hiç boş alan vermeyen bir Fenerbahçe vardı.
Geçtiğimiz sezona göre bu verilerin yükselmesini hem teknik ekibin ve oyuncuların çalışmalarına hem de değişen oyunculara bağlayabiliriz. Özellikle Jayden Archie ve Semedo eklemeleri Fenerbahçe’nin fiziksel kalitesini ciddi manada yukarı çekti. Bunun yanında Skriniar gibi bir oyuncuya sahip olmak ve merkezdeki üç oyuncunun da fiziksel olarak yüksek seviyede olması takımı bu anlamda çok avantajlı yapıyor. Ayrıca neredeyse hepsinin pozitif ve mücadeleci oyuncular olması da işi daha da güçlendiren bir faktör. İşte bütün bu saydıklarım sayesinde Fenerbahçe üç bölgenin hepsinde iyi savunma yapıyor. Lakin bu fiziksel kalitenin ve mücadelenin teknik kaliteyle birleştiğini görmüyoruz. Zaten bir kadro kurarken yapılması en zor şey, fiziksel ve teknik kaliteyi birlikte yükseltmektir.

Tadic ve Dzeko fiziksel olarak kötü olsalar da takımın pas kalitesini ve üretkenliğini yukarı çeken oyunculardı. Geçen sezon yeterli olmayan fiziksel kaliteyi bu sezonki transferlerle yukarıya çeken Fenerbahçe, bu sezonun başında takımdan ayrılan oyunculardan doğan teknik boşluğu dolduramadı. Geçen sezon bile teknik olarak yetersiz olduğunu söyleyebiliriz. Takım yine topu öne taşıma konusunda ciddi problemler yaşıyordu. Özellikle dribbling konusunda hem Avrupa Ligi’ndeki hem Türkiye Ligi’ndeki rakiplerine karşı zayıf bir takım vardı.
Fenerbahçe, Feyenoord maçlarına göre topu üçüncü bölgeye daha iyi götürse de topu ceza sahasına sokma konusunda ciddi sıkıntı yaşıyor. Benfica maçındaki problemleri şu şekilde özetleyebilirim: Fenerbahçe’nin gol bulamamasının temel nedenlerinden biri ceza sahasına girişlerdeki yetersizlikti. Takım 90 dakika boyunca yalnızca altı kez açık oyunda kutuya girebildi ve Benfica’nın kırmızı kart görmesinden sonra bile bu sayı artmadı. Hücumların büyük bölümü uzak şutlara dayandı; ortalama şut mesafesi 23,2 metreydi. Benfica’nın 5-3-1 düşük bloğu ve stoperlerin hava hakimiyeti, yüksek ortalar üzerinden kurulan hücum planını da etkisiz hale getirdi. Ayrıca Fenerbahçe topu zaman zaman yüksek bölgede kazanmasına rağmen bu kazanımlar hızlı geçişlere dönüşmedi. “İlk üç saniye” kuralı işletilmediği için üçüncü adam koşuları ve ters kanat aktarımları yapılamadı; böylece kontratak üretimi sıfırda kaldı. Bu kontra atak üretimindeki düşüklük, Feyenoord maçlarında da göze çarptı. Her ne kadar akıllara Archie’nin ortasında Nesyri’nin attığı gol gelse de o gol, Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi elemelerinde oynadığı üç maçta şutla sonuçlanan tek kontra atağıydı. Bu kadar iyi savunma yapan ve top kazanan bir takımdan beklenti, rakibin savunması dengesizken çok daha hızlı bir şekilde rakip kaleye gitmesidir; ancak Fenerbahçe bunu yapamıyor. Bunu yapabilmesi için hücumda ve merkezde farklı profilde oyunculara ihtiyacı var. Hücum rotasyonunda Fenerbahçe’nin elinde ya topla becerisi düşük 9 numaralar var ya da fiziksel kalitesi düşük yaratıcılar. Yani Fenerbahçe’nin ön bölgeye, oynanan oyuna uygun oyunculara ihtiyacı var. Alınacak oyuncuların hem üretken olması gerekiyor hem de dribbling kabiliyetine sahip, hareketli oyuncular olmaları çok önemli. Hem ceza sahası çevresinde dar alandaki bire birler ve yapacakları koşular hem de geniş alanda süratli olmaları Fenerbahçe’nin oyunu için elzem. Bunların yanındaki olmazsa olmaz faktörse takımın fiziksel kalitesini düşürmemeleri. Yani savunma katılımlarında aksamamaları gerekiyor. Eğer Şampiyonlar Ligi’nde oynayacaksanız buna mecbursunuz. On bir oyuncuyla olmasa bile on oyuncuyla düzenli savunma yapabilmeniz gerekiyor. Bu sayı dokuza veya sekize düştüğünde sistem hata vermeye başlar.
Jose’nin mevcut kadroyla üçlü sistemi tercih etmesinin sebebi de tam olarak bu. Eldeki iki kanat olan İrfan ve Oğuz ile oynamaktansa ekstra bir santrafor ve dönüşümlü hücuma çıkan iki bek oyuncusuyla oynayıp eldeki hücumcu beklere net hücum görevleri veriyor. Yani hücum soldan geliştiğinde Archie ve Jayden, sağdan geliştiğinde Mert ve Semedo hücumun net parçası oluyor. Hoca, Oğuz ve İrfan’ın savunma geçişlerinde yaşadıkları problemleri göze alamıyor. Sezonun girişinde Benfica ile oynanan hazırlık maçında, Oğuz ve İrfan’ın kanatlarda olduğu ve Szymanski’nin Nesyri’nin yanına kaydığı bir 4-4-2 ile savunmaya, 4-2-3-1 ile hücuma çıkmaya çalışan bir Fenerbahçe görmüştük. O mücadelenin ilk yarısı 2-1 Benfica üstünlüğüyle sonlanmıştı; lakin o ilk yarı 4-0 bitse de şaşırtıcı olmazdı. O maçta Oğuz’un top kayıpları ve İrfan’ın dönüşlerde yaşadığı problemler Benfica’nın hızı ve yaratıcılığı karşısında pahalıya mal olmuştu. O güne kadar oynanan tüm maçlarda 4-2-3-1’i deneyen Jose, o maçtan sonra tekrar üçlü sistem üzerine bir oyun kurmaya başladı.
3-4-1-2 üzerinde kurulmaya çalışılan bu oyunla Fenerbahçe Feyenoord’u elemeyi başardı ve Benfica elemesine hem defansif anlamda gelişmiş bir takım olarak geldi. Ofansif olarak gelişmek için ihtiyaç duyulan iki önemli transferi de şu anda bitirdi. Merkeze yapılan Alvarez takviyesi Fenerbahçe’de teknik kaliteyi yukarı çekecek ve Fred’in de oyununu rahatlatacak. Nene, Fenerbahçe’nin uzun süredir aradığı dribbling kalitesine sahip üretken bir oyuncu. Hem kanatta hem de yardımcı forvet olarak Fenerbahçe sezon boyu iki oyuncuyu kullanacaktır. Bu iki oyuncuyla ilgili detaylı değerlendirme yazılarını önümüzdeki iki günde paylaşacağım. Şimdilik çok doğru profiller ve takviyeler olduğunu söylemekle yetiniyorum çünkü UEFA kuralları gereği ikisi de sıradaki Benfica maçında oynayamayacak.

2. maçta Fenerbahçe’nin değiştirebileceği pek fazla şey yok. Eldeki oyuncular ve oynanmaya çalışılan oyun belli fakat mevcut kadrodaki bir oyuncu fark yaratabilir: Anderson Talisca. Geldiği günden beri Talisca’yı çok fazla eleştirdim çünkü fiziksel olarak hep düşük seviyedeydi. Göztepe maçında kaçırdığı penaltı ne kadar can sıkıcı olsa da toplu oyunda Fenerbahçe’ye katabileceği çok fazla şey var. Benfica maçında oyuna girdiği son yarım saatlik bölümde çok daha iyi göründü ve ikinci maça başlayabilecek seviyede olacağını düşünüyorum. Kamp dönemindeki sakatlığı yaşamasaydı, muhtemelen ilk maçta Duran yerine sahada onu görürdük. Fenerbahçe’nin teknik kaliteye ihtiyacı var, ceza sahası çevresindeki tehditlere ihtiyacı var. Talisca sırtı dönük top alabilmesi, şut tehdidi oluşturması ve servis yapabilmesiyle ön plana çıkıyor. Eğer fiziksel olarak 60-70 dakikayı kaldıracak durumda olursa, Fenerbahçe’ye ikinci maçta çok katkı yapar.
Benfica Estadio Da Luz’da savunmayı daha önde kuracaktır ve savunurken de 4-4-2 göstermeleri muhtemel. Talisca’yı ceza sahası çevresinde “yerden” topla buluşturmak çok önemli olacaktır. Bek oyuncularının yapacağı dribblingler ve Fred’in katılacağı üçgenler ile Fenerbahçe gerideki Benfica savunmasını aşabilir. İlk maçta çoğu pozisyonu süpüren Florentino bu mücadelede olmayacak ve bu durum Benfica’nın merkezinde zaaf oluşturabilir. Bu şekilde Talisca’nın topla buluşacağı ve ceza sahası çevresinde şut tehdidi oluşturacağı pozisyonlar yakalanabilirse, onun oradaki meziyetleri Fenerbahçe için skor anlamına gelebilir. Aynı şekilde Talisca’nın bu bölgede topla buluşması, En-Nesyri’nin arka direkte kendine boşluklar bulmasını sağlayacaktır. Talisca bu bölgelerde topla buluştuğunda, bekler ve Szymanski’nin atacağı koşular da Fenerbahçe’nin fırsatlarını artırır. Benfica geri veya orta blokta savunurken Talisca’nın varlığı bu farkları yaratabilir. İşin kontra atak kısmı ise Fenerbahçe’nin ikinci maçta en çok işlemesi gereken taraf. Luz’da öne çıkan Benfica savunmasının arkasına atılacak toplar büyük fark yaratabilir. Peki neden ilk maçta yaratamadı da bu maçta yaratabilir?

Benfica savunmayı daha önde kuracak, Fenerbahçe’nin bir servisçisi olacak ve Florentino oynayamayacak. Özellikle Benfica’nın sağ beki Dedic önde yakalandığında, Fenerbahçe o koridoru işleyebilir. Archie, Szymanski ve Nesyri’nin bu koşuları her zaman kovalaması gerekiyor. Özellikle Szymanski’nin kovalaması elzem. Top kazanıldığında Talisca o servisi yapacak konumda olursa ve Fenerbahçe üç saniye içinde sol taraftaki o genişliği kovalayabilirse fırsatlar yakalayabilir. Otamendi ve Silva harika bir ikili olsa da çok süratli değiller. Maçın yoğunluğuyla birlikte kendilerini iyice öne attıkları bölümlerde, Fenerbahçe’nin bu fırsatları değerlendirmesi gerekiyor. Bunları kovalamak için de Talisca’nın varlığı çok ama çok önemli. İlk 20 dakika yüksek yoğunlukla oynayacaklardır. Hem savunma önde kurulacak hem de pres yoğunluğu yüksek olacaktır. O pres altındayken bu toplar savunma arkasına doğru gidebilirse, Fenerbahçe bir sürpriz ile başlayabilir. Ancak o topları geriden akıllı bir şekilde Fenerbahçe kaç kere çıkarabilir, onu söylemek zor. Lizbon’dan turla dönmek için Fenerbahçe’nin maksimumu oynamaktan başka çaresi yok. %90 ile oynamak bile turu Benfica lehine çevirir. Aynı şekilde yapılacak herhangi bir hatanın telafisi olmayacaktır. Özellikle geri düştükten sonra turu döndürmek çok ama çok zor olacaktır. Turun anahtarı belli: Kusursuz konsantrasyon, mücadele ve Anderson Talisca.
Okuduğunuz için teşekkür ederim. Cesur Yeni Futbol’u YouTube ve Spotify’dan da takip etmeyi unutmayın. Yazıyı beğendiyseniz arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz. Esen kalın.






Yorum bırakın