Cesur Yeni Futbol’a hoş geldiniz. Fenerbahçe, Feyenoord’a cehennemi yaşattı. En son Avrupa’nın güçlü ekiplerinden birine karşı böyle bir galibiyet ne zaman alındı? Hatırlaması çok zor. Elbette ki Feyenoord bir Avrupa devi değil ancak çok önemli bir takım. Bu nedenle bu galibiyeti küçümsemek çok büyük bir hata olur. Geçtiğimiz sezon Feyenoord Eredivisie’yi 3. sırada bitirdi. Geçtiğimiz seneden ne kadar çok oyuncu kaybetseler de önemli takviyeler de yaptılar. Ayrıca geçtiğimiz sezon Hollanda Ligi’nin 5. ve 6.’sına karşı oynadığımız maçlarda aldığımız sonuçları da unutmamanızı isterim. Yani demek istediğim şu ki Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi seviyesinde bir maç kazandı ve uzun süredir hasret olduğu bu turnuvaya uzun zamandır hiç olmadığı kadar yakın. Bugün eksiklerin ve problemlerin teslim edilmesi ne kadar önemliyse takımın ve teknik ekibin hakkının verilmesi de o kadar önemli.
Fenerbahçe, bu turu geçeceğinin sinyallerini zaten geçtiğimiz maçın ikinci yarısında vermişti. Bu mücadeleye de plan ve kadro olarak ilk maçın ikinci yarısındaki düzenle başladı. Özellikle preste Fenerbahçe’nin ilk 60 dakikada çok istikrarlı olduğunu gördük. Maçın genelini de 0-60 ve 60-90 şeklinde ayırabiliriz. 60. dakikadan itibaren, 62. dakikadaki Jhon Duran-Talisca değişikliğinin de etkisiyle Fenerbahçe fiziksel olarak ciddi manada düştü. Bu bölümde iyice geriye yaslandı, kalesinde tehlikeler gördü ve genel olarak kötü bir görüntü çizdi. Rakibi eleyecek skor bulunduktan sonra takımın biraz rahatlaması çok abes bir durum değil. Feyenoord’un da 3-1’lik skordan sonra gol bulmak zorunda olduğu için adrenalin ile baskıyı artırması son derece doğal. Eğer merkezde 1 veya 2 değişiklik ve ön bölgeye daha koşucu ve dinamik iki değişiklik gelseydi Fenerbahçe daha rahat ayakta kalabilirdi. Bana sorarsanız bu dakikalarda en mantıklı şey topa daha fazla sahip olmaya çalışmak ancak Fenerbahçe’nin kadrosu buna pek elverişli değil. Belki Bartuğ-Amrabat değişikliği yapılabilirdi ancak hoca kritik dakikalarda Amrabat’a daha çok güvendi.
Son yarım saatte Fenerbahçe için söyleyebileceğim pozitif şey bir kontra ataktan gol bulması oldu. Geçtiğimiz sene bunun eksikliğini çok çeken bir Fenerbahçe görüyorduk. Maçın belirli bölümlerinde rakibinizi derinde karşılamak durumunda kalmanız son derece normal ancak sadece bir savunma planıyla oynamak mantıklı değil ve bunu kimse istemez. Archie’nin ve Nesyri’nin 4. goldeki koşusu ve Szymanski’nin Archie’ye attığı pas harika bir örnekti. 83. dakikada bu aksiyonları yapabilecek ve fiziksel olarak ayakta kalan birkaç oyuncunun olması bu seviyelerde çok önemli. Fenerbahçe bu turu geçtiyse bunu hem fiziksel olarak çok yüksek seviyede olan oyuncularına hem de geçirdiği iyi antrenman kampına borçlu. Sahadaki mücadele harika seviyedeydi ve Fenerbahçe bu eşleşmenin yoğunluğunu harika bir şekilde kaldırdı.

Maçın öncesinde Fenerbahçe takımına baktığınızda bu takımın yaşayacağı sıkıntılar ve iyi yapacağı şeyler açık bir şekilde görülüyor. Bu takımın bir yaratıcısı yok. Hücumda çok iyi bir dribblingçisi yok. Merkezde net bir oyun kurucusu da yok. Hocanın üçlü stoper ve çift santrfor tercihinin de temel sebebi bu. Kanatta performansına güvenilecek oyuncular olmaması nedeniyle hoca güvenebileceği iki beki yani Semedo ve Archie’yi genişte kullanıyor. İki oyunculu bir geri hatta sıkıntı yaşayabilecek Jayden’ı üçlünün solunda kullanıyor ve sağ stoperde hücum katkısı da alabileceği bir bek oyuncusu olan Mert Müldür’ü kullanıyor. Bu tercih hem Fenerbahçe’yi toplu oyunda rahatlatıyor hem de hücum diziliminde sağ ve sol stoper oyuncuları hücumda da katkı verebildiği için Fenerbahçe’nin hücum gücünü düşürmemiş oluyor. Merkezdeki üç oyuncunun ikisi savunma yönleriyle öne çıkan oyuncular. Fred ise daha komple bir merkez oyuncusu. Bu üçlüyle kısa paslarla bölgeleri tek tek geçmek çok zor. Yani Feyenoord gibi bir rakibe karşı bu oyuncularla bunu yapamazsınız. Çünkü gerideki üç oyuncu da pas kalitesi ile öne çıkarabileceğiniz oyuncular değil. Bu denklemde en mantıklı olan şey top sizdeyken 2. bölgeyle hiç uğraşmayıp direkt 1’den 3’e atlamak. Bu atlamayı yapacaksanız öndeki oyuncuların hem hava toplarını hem ikili mücadeleleri kazanması ve orayı karıştırması lazım. Yani kazanabileceğiniz ikinci topları oluşturmaları ve geriden gelen oyuncuların da bu ikinci topları almaları gerekiyor. Eğer alabilirseniz savunmayı dengesiz yakalayarak pozisyonlara girebilirsiniz. Yani Fenerbahçe’nin bu mücadeledeki oyun kurucusu 2. toplar ve pres oluyor. Bu takımın kapalı bir savunmaya gol atma şansı çok zor. Bu yüzden bir şekilde rakip savunmanın dengesini bozması gerekiyor. Biraz önce de söylediğim gibi bu presle olabilir, tehlikeli bölgelerde 2. topları alarak olabilir, kontra ataklarla olabilir veya duran topla gelebilir. Fenerbahçe’nin attığı beş gole de baktığımızda hepsinin bu şekilde geldiğini görüyoruz. Jose Mourinho hem yaptığı 11 tercihiyle hem de sahada takımın oynamaya çalıştığı oyunla bence çok doğru bir plan yaptı ve Fenerbahçe bu planla maçı kazandı. Takımın sergilediği mücadele ve birliktelik için de hem futbolcuları hem teknik ekibi kutlamak gerekiyor.
Ben Fenerbahçe’de çok uzun süre sonra bir kolej havası olduğunu görüyorum. Geçen seneye göre çok daha genç ve dinamik bir takım var. Hem sahada hem saha dışında uyumlu ve istekli olduklarını görüyoruz. Bu sene Fenerbahçe yönetiminin, her kim olursa olsun, en önemli görevi takımı ve futbolcuları saha içine konsantre etmek. Konsantrasyonlarını dağıtacak hiçbir şeye asla müsaade etmemek olacaktır. Fenerbahçe’nin kaybettiği birçok sezondaki en önemli problemlerden bir tanesi hep odağın saha dışına kaymasıydı. Bunu engellemek için elden gelen her şeyin yapılmasını umuyorum çünkü bu grup bence gerçekten çok iyi bir grup. 2-3 eksik bölgenin de tamamlanmasıyla Fenerbahçe gerçekten çok daha iyi bir hale gelebilir. Umarım herkes bunun farkındadır. Fenerbahçe’nin elinde çok kıymetli bir teknik direktör ve çok iyi bir oyuncu grubu var. Bu şansın kaçmaması için doğru eklemeleri yapıp tamamen sahaya odaklanmak gerekiyor.

Kapanış kısmına geçmeden üretim probleminin altını bir kez daha çizmem gerekiyor. Bu plan birkaç eklemeyle birlikte çok kullanılabilir bir plan ancak ligde böyle maçlar pek fazla oynamayacaksınız. Topun oyunda kalma süresi ve tempo her zaman çok daha düşük seviyede olacak. Bu senaryoda da kreatif oyuncu ihtiyacı her zaman göze çarpıyor olacak. Fenerbahçe’nin dribblinge ve yaratıcılığa ihtiyacı var. Hücum bölgesine yapılacak takviyelerde bu detaylara dikkat edilmesi gerekiyor. Özellikle Süper Lig’de Fenerbahçe birçok rakibe karşı Fred-Szymanski ikilisiyle merkezi oynayabilir. Dörtlü bir düzende iki hücumcu bekle birlikte iki kanat oyuncusu ve bir yaratıcı 10 numara ile bir sistem kurgulanabilir. Topu tamamen öne yığarak orada yaratabilecek bir yapı kurulabilir. Sol kanada Kerem transferi bitti diye düşünüyorum. Bir sağ kanat ve bir de 8-10 tarzı bir oyuncuyla Fenerbahçe transferin önemli bölümünü bitirebilir. Kaleye de takviye gerektiğinin altını burada bir kez daha çizmiş olayım.
İki kanat oyuncusunun geldiği denklemde Fenerbahçe, Jayden-Milan stoper hattı, önlerinde 3 orta saha ve önde beklerin genişten dahil olduğu bir 5’li ile çok iyi bir düzen kurabilir. Özellikle iç sahada oynanacak lig maçlarında kullanılabilecek bir düzen. Bu düzen savunmaya geçtiğinde Szymanski’nin santrforun yanına çıkmasıyla 4-4-2 ile rakibini karşılayarak çok iyi geçişler kovalayabilir ve pres gücünü de yüksek seviyede tutabilir. Mevcut kadroda Bartuğ’un denkleme dahil edilmesi son derece önemli çünkü merkezde oyunu en iyi yönlendirecek ve maçın temposunu ayarlayabilecek nadir oyunculardan bir tanesi. Lakin buradaki temel tercih merkeze mutlaka bir ekleme yapmak olmalı. Bu eklemenin toplu oyunu yukarı çekecek bir ekleme olması gerekiyor. Süper Lig’de temponun düşük olacağı maçlarda Talisca da Fenerbahçe için önemli bir silah olabilir. Hem duran top becerisi hem ilk dokunuşu hem de dar alanda yapabilecekleriyle önemli bir skor oyuncusu olabilir. Ancak maalesef ki mevcut fiziksel durumuyla 15-20 dakikanın üzerinde yüksek tempolu bir mücadelede oynayacak bir durumda değil.

Genel olarak baktığımızda Fenerbahçe’nin iyi bir eşleşme oynadığını söyleyebiliriz. Eksikleri zaten hem ilk maçın sonundaki yazıda hem de burada ifade ettim. Fakat birkaç şeyi daha söylemekte fayda var:
Birincisi duran top problemi. Fenerbahçe’nin hem savunduğu hem de attığı duran toplarda iyi bir performans gösterdiğini söylemek güç. Ne kadar bu maçta duran toptan gol bulmuş olsa da iki maçta da pozisyona dönüşen veya isabetli şutla sonuçlanan tek duran top bu maçtaki kornerdi. İşin savunma tarafındaysa ilk maçta duran toplardan çok fazla pozisyon verildi ve bu maçta da bir gol yenildi. Setlerin Fenerbahçe’de gelişmesi çok elzem çünkü sezon uzun bir maraton ve duran toptan gol bulmaya ve duran topları savunmaya çok ihtiyacınız var. Üstelik Fenerbahçe çok uzun ve fiziksel olarak çok güçlü bir takım; yani setler iyi oynanırsa rakiplerine ciddi manada üstünlük kurabilir.
Değişikliklerde Jhon Duran yerine Talisca’nın girmesini bu maç özelinde doğru bulmadığımı aktardım. Bir diğer problem de Yiğit Efe’nin oyuna sağ stoper olarak girmesiydi. Bence sezon içerisinde orada denenmesinde hiçbir sakınca yok, hatta mantıklı bir tercih olabilir ancak 88. dakikada neredeyse hiç A takım tecrübesi bulunmayan bir oyuncunun bu kadar kritik bir mücadelede daha önce hiç oynamadığı stoper pozisyonunda oyuna girmesi her ne olursa olsun mantıklı bir tercih değildi. Yiğit Efe girdiği esnada maç 4-1’di ve Feyenoord’un uzatma için iki gole ihtiyacı vardı, ancak bana gene de mantıklı bir risk gibi gelmedi. Sonrasında Yusuf’un oyuna girmesiyle Semedo çıktı ve Yiğit sağ beke geçti. Fenerbahçe son dakikaları idare etti ve Talisca’nın kazandığı bir topla farkı tekrar üçe çıkardı ve fişi çekti.
Buraya kadar okuduğunuz için teşekkür ederim. Yarın Kerem Aktürkoğlu ve Süper Kupa yazıları, cumartesi Galatasaray-Karagümrük maç sonu, pazar Göztepe-Fenerbahçe maç sonu, pazartesi Beşiktaş-Eyüpspor maç sonu yazıları ile burada olacağım. Ayrıca Premier Lig’de bu haftayla alakalı yazılar ve podcastler de gene Cesur Yeni Futbol web sitesi, Spotify Podcast ve Apple Podcast’te olacak. Yazıyı beğendiyseniz arkadaşlarınızla paylaşmayı ve sitemize abone olmayı unutmayın. Bizi Spotify Podcast, Apple Podcast ve YouTube’dan da takip etmeyi unutmayın. Esen kalın.






Yorum bırakın