Community Shield’da Palace’ın zaferi bize neler gösterdi?

Cesur Yeni Futbol’a hepiniz hoş geldiniz. Sezonu İngiltere’de de açtık. Sezonun ilk resmi maçını Crystal Palace ve Liverpool Wembley’de oynadı. Liverpool’un etkili başladığı mücadelede iyi oyunu maç boyunca sürdüremedi. Palace, 2. bölgede yaptığı harika savunmayla maçın üstünlüğünü özellikle ikinci yarıda eline aldı. Liverpool’a maç genelinde çok az geniş alan veren Palace, normal süresi 2-2 sonuçlanan…

Cesur Yeni Futbol’a hepiniz hoş geldiniz. Sezonu İngiltere’de de açtık. Sezonun ilk resmi maçını Crystal Palace ve Liverpool Wembley’de oynadı. Liverpool’un etkili başladığı mücadelede iyi oyunu maç boyunca sürdüremedi. Palace, 2. bölgede yaptığı harika savunmayla maçın üstünlüğünü özellikle ikinci yarıda eline aldı. Liverpool’a maç genelinde çok az geniş alan veren Palace, normal süresi 2-2 sonuçlanan mücadeleyi penaltı vuruşlarında kazandı ve tarihinde ilk kez Community Shield kupasını müzesine götürmüş oldu. Geçtiğimiz sezon da FA Cup’ı kazanan Palace, 2 İngiltere 3. Lig ve 1 İngiltere Championship şampiyonluk kupasıyla birlikte tarihindeki 5. kupa zaferini elde etti.

Bu zaferin Palace açısından anlamı çok büyük. Hem alınan kupanın kıymeti hem de oynanan oyun, Palace taraftarlarına umut verdi. Premier Lig’de üst sıraları oynamasını beklemesem de turnuvalarda çok iyi iş çıkarabilecek bir takımları var. Mitchell ve Munoz gibi iki harika beke sahipler. Stoperde Guehi gibi bir lider, Lacroix ve Veiga gibi iki tane atletik, topla becerikli oyuncu… Palace’ın savunma hattını gerçekten çok beğeniyorum. Merkezde özellikle Adam Wharton büyük bir potansiyel. Tam bir modern 6 numara profili. Bu sene de yüksek performans gösterirse kendisini büyük kulüplerden bir tanesine atabilir. Ön tarafta Eze gibi bir yaratıcı, Sarr gibi kıvrak bir oyuncu ve en uçta Mateta gibi bir canavar ile ciddi bir turnuva takımına sahipler.

Palace’tan bahsederken biraz abarttığımı düşünebilirsiniz ancak ben gerçekten çok iyi olduklarını düşünüyorum. En büyük eksiklikleri derinlik ve eldeki bazı oyuncuların olası satışları. Özellikle Eze ve Guehi ile alakalı çok fazla dedikodu var. Eğer bu iki oyuncu da takımda kalırsa Palace bence iyi bir sezon geçirebilir ancak burada bazı şartlar var. Derin bir kadroya sahip olunmadığı için 4 kupayı birlikte götürmeleri mümkün değil. Ben bu sene Palace’ın özellikle Avrupa Ligi’ne odaklanacağını düşünüyorum. Tarihlerinde ilk kez bir Avrupa kupasına katılacaklar. Bu nedenle sonuç ne olursa olsun bu sezon onlar için tarihi bir sezon olacak. Sezonu dengeli bir şekilde götürebilirlerse Avrupa Ligi’nde en azından çeyrek final bileti alabileceklerini düşünüyorum ancak ötesi birazcık zor. Eldeki oyuncuların çoğu daha önce hiç UEFA turnuvalarında mücadele etmemiş.

Palace, Patrick Vieira’nın hocalık döneminden beri istikrarlı bir şekilde çok iyi savunma yapıyor. Vieira’nın ardından Hodgson ve şimdi Glasner döneminde de bu performans devam ediyor. Oynadıkları oyunla birlikte büyük takımlardan sık sık puan alan bir takım haline geldiler. Geçtiğimiz sezon da Premier Lig’i ilk 6 sırada bitiren takımlardan en az bir maçta puan veya puanlar almayı başardılar. 2013-2014 sezonunda Premier Lig’e çıktıkları günden beri burada kalmayı başaran ve genel anlamda istikrarlı bir performans gösteren Crystal Palace’ı biz de buradan kutlayalım ve iyi bir sezon geçirmelerini dileyelim.

Geçelim madalyonun öbür tarafına. Liverpool sezona çok yüksek beklentilerle giriyor. Kırmızılar bu sezon 293 milyon euro harcadı ve 196 milyon euro değerinde oyuncu sattı. Sağ bek, sol bek ve santrfor pozisyonları yenilendi. Trent’in kaybı sonrasında oluşan teknik kalite kaybı, Florian Wirtz transferi ile tamamlanmaya çalışıldı. Liverpool’un geçen seneki 11’inden Trent, Nunez, Luis Diaz ve Andy çıktı. Bu oyuncuların yaş ortalaması 27,75. Yerlerine giren 4 oyuncunun yaş ortalaması ise 22,5. Yapılan bu hamleleri bir gençleşme hamlesi olarak da okuyabiliriz ancak sadece böyle okumak da büyük bir hata olur. Çünkü bu oyuncuları kıyasladığımızda ortalama olarak kalitenin de arttığını kesinlikle söyleyebiliriz.

Liverpool, Palace maçında oyun kurarken gerideki iki stopere yaklaşan ve zaman zaman aralarına giren bir Curtis Jones gördük. Frimpong önde çizgide genişliği verirken, Kerkez’in saydığım bu üç oyuncuya yakın oynayarak oyun kurulumuna düzenli olarak katkı yaptığını gördük. Lakin bu maç özelinde Liverpool’un topu 2. bölgeden 3. bölgeye taşımada pek iyi bir iş çıkardığını söyleyemeyiz. Palace’ın orta blokta yaptığı savunmayı Liverpool maç boyunca çok az kırabildi. 5 oyuncuyla merkezi çok iyi bir şekilde kapatan Londra ekibi, Liverpool’un topu bu bölgeye taşımasına pek fazla müsaade etmedi. 3. bölgeye çıktığı anlarda Liverpool bunu kenarlardan yaptı. Özellikle Szoboszlai’nin sol kenara yaklaşmasıyla orada bir sayısal üstünlük yakalayan Liverpool topu 3. bölgeye taşıyabildi. Merkezden kırdıkları sekanslarda ise sahnede hep Wirtz vardı. Özellikle Palace gibi 2. bölgede savunmaya başlayan ve bunu yüksek seviyede yapabilen rakiplere karşı Wirtz’in devreye girmesi elzem olacaktır. Liverpool’un onun oyun aklına ve çabukluğuna, en az ceza sahası içi ve çevresinde olduğu kadar merkeze yakın bölgelerde de ihtiyacı var.

Topu istediğinden çok daha düşük bir sayıda rakibin 1. bölgesine getirebilen Liverpool’da Salah’ın da oyuna girmesi pek mümkün olmadı. Salah maç boyunca 26 kere topla buluştu. 0 başarılı dripling, 1 şut, 0 başarılı ikili mücadele, 1 orta ve 12 top kaybı ile sahanın açık ara en kötüsüydü. Buna rağmen 90 dakika boyunca maçta kaldı. Geçtiğimiz sezon da Salah istatistiksel olarak olağanüstü bir sezon geçirmiş olsa da geçen sezon da maçta sık sık koptuğunu ve eskisi kadar hareketli olmadığını görmüştük. Lakin Salah geçtiğimiz sezon bu tarz maçlarda sahneye çıkmış ve skoru değiştirmişti. Palace maçı bunlardan biri olmadı ve üzerine bir de Salah’ın penaltıyı da kaçırmış olması tabiri caizse bu performansın üzerine tüy dikmiş oldu. Bence geldiği günden bugüne Salah’ın en kötü performanslarından bir tanesiydi.

Bir diğer kötü performans ise kaptan VVD’ye aitti. Hem yaptırdığı penaltıdaki müdahalede çok geç kaldı hem de yaptığı iki hatalı çıkışla rakibe karşı karşıya 2 pozisyon vermiş oldu ve bunlardan bir tanesi de golle sonuçlandı. Lakin yenilen golleri tamamen Van Dijk’a yıkmak abartılı olur. Maç genelinde Liverpool savunması çok uyumsuz göründü. Frimpong’un dönüşlerde problem yaşaması beklenecek bir durum ancak takım savunması anlamında problem yaşadığını söylemek gerekiyor. Ben zamanla oturacağını ve daha iyi olacağını düşünüyorum ancak oyun kurulumundaki sıkıntıyı çözmek elzem. Wirtz ile beraber Ekitike’nin de merkeze daha çok devrilmesi gerekiyor. Hatta bu tarz takımlara karşı üçlü bir orta saha kurgusu ve en uçta Wirtz’i tercih etmek de fena fikir olmayabilir ki Arne de maçın ikinci yarısının belirli bir bölümünde bunu denedi. Fakat şu detayı da belirtmek önemli ki Gakpo da aksıyor. Özellikle maçın 10. dakikasında Palace’ın kullandığı korner sonrası Liverpool 6’ya 2’lik bir kontra fırsatı yakaladı ve Gakpo’nun oradaki pas tercihi korkunç ötesiydi.

Gakpo maç genelinde de oyuna gerektiği kadar giremedi. Szoboszlai’nin sola devrilmesiyle oyunu oradan geliştiren Liverpool’da Gakpo’nun daha çok oyunun içinde olmasını beklerdim. Bunun dışında çıkarken kaybettiği birçok topla da takıma zarar verdi. Yani Liverpool’un Diaz’ı ciddi manada aradığını gördük. Oyunu sağ tarafa nadiren götürebilen Liverpool’da Salah’ın bu kadar izole kalmasını bir noktaya kadar anlayabilirim ancak Gakpo da hiç sahneye çıkamadı. Belki Liverpool’u Ekitike’nin solda, Wirtz’in en uçta olduğu bir düzenle sahada görebiliriz. Cuma günü oynanacak Bournemouth maçında Slot’un tercihleri bize Liverpool’a dair daha net fikirler verecektir. Geçtiğimiz sezonun ikinci yarısındaki mücadelede özellikle ikinci yarıda Bournemouth, Liverpool’u ciddi manada zorlamıştı ancak sihirbaz sahneye çıkıp işi bitirmişti.

Geniş alan bulduğunda Liverpool’un işi yine çözebilmesi gerekiyor. Geniş alan olduğunda rakibin fişini hemen çekebilecek bir takım kendileri ama orta blokta ve 5’li geri hatla oynayan bir takım geldiğinde dar alanda işi çözmeniz gerekiyor. Bu anlamda Liverpool’un maça iyi başladığını söyleyebiliriz. Ekitike’nin muhteşem golünde Wirtz ile girdikleri paslaşma sekansı, Szoboszlai’nin doğru zamanda Frimpong’u bulması ve onun bire birdeki etkinliği… Bu saydıklarım Liverpool için güzel ve umut verici emareler. Yukarıda ne kadar potansiyel değişiklikleri saysam da Liverpool’un temel ihtiyacı tempo ve zaman. VVD ve Salah’ın sezona kötü girmiş olması üzücü olsa da umutsuzluk yaratacak bir şey değil. Vakit ilerledikçe forma gireceklerdir.

Premier Lig cuma günü başlıyor ve ben çok heyecanlıyım. Cuma günü Türkiye saati ile 22.00’de ekran başında olacağım ve maçın ardından burada size yine Liverpool’u değerlendireceğim. Yazıyı buraya kadar okuduğunuz için teşekkür ederim. Arkadaşlarınızla paylaşmayı, Cesur Yeni Futbol’u YouTube ve Spotify’dan takip etmeyi unutmayın. Bir sonraki yazılardan haberdar olmak için siteye abone olabilirsiniz. Esen kalın.

Yorum bırakın