
Cesur Yeni Futbol’a hoş geldiniz.
Süper Lig başladı. Galatasaray kendi açısından iyi bir başlangıç yapsa da, ligin bu sezonki akıbeti açısından bize kötü sinyaller veren bir mücadele izledik. Hem hava sıcaklığının aşırı yüksekliği hem de zemin şartları nedeniyle daha düşük tempolu bir maç beklenirdi. Ancak yine sürekli oyunun durduğu ve hakemin her zamanki gibi maçın kontrolünü kaybettiği bir karşılaşma izledik.
Bahsettiğim kısımlara girmeden önce topun oyunda olduğu anları değerlendirelim. Galatasaray’da Osimhen ve Icardi’nin yokluğunda, hazırlık döneminde olduğu gibi Barış Alper’i santrfor pozisyonunda gördük. Sol tarafta Sane, sağda Yunus, ortada ise Sara’nın yer aldığı bir hücum dörtlüsü vardı. Özellikle Sane, Sara ve Yunus sürekli yer değiştirerek oynadı. Bu sezon Galatasaray’dan bekleyeceğimiz dinamiklerden biri de bu olacak.
Osimhen döndüğünde santrforun arkasında Yunus, Sane ve Barış’ı görmemiz kuvvetle muhtemel. Bu üçlü de benzer şekilde pozisyonel olarak dinamik oynayacaktır. Bu dörtlünün haftaya başlayacak lig maçından itibaren birlikte oynaması ve saha içi uyumu yakalaması çok kritik. Çünkü bu oyuncuların temel beceri seviyesi, Galatasaray’ın hücum etkinliğini belirleyecek ana faktör olacak. En az bir ay boyunca bu dörtlüyü birlikte görmek, Eylül’de oynanacak ilk Şampiyonlar Ligi maçında “Aslan”ın performansını yukarı çekebilir.

Bu maç özelinde Galatasaray’ın çok etkileyici bir oyun oynadığını söylemek mümkün değil. Ancak rahat bir maç çıkardığını söyleyebiliriz. İlk dakikadan itibaren presi doğru şekilde uyguladı. Yoğunluğu çok yukarılara çekmesine gerek kalmadan, yeterli agresiflikle ve alanları doğru kapatarak Gaziantep FK’nın en güçlü bölgesi olan merkezini tamamen kilitledi. Bacuna ve Sorescu ilk yarıda oyuna neredeyse hiç giremedi. Maxim yoğun çaba harcasa da tek başına yetmedi. Boateng ise kendisine atılan toplarda sırtı dönük etkisiz kaldı ve stoperlere karşı çaresiz gözüktü.
Galatasaray’ın ikinci topları toplamasıyla birlikte, Gaziantep FK ilk yarıyı 1 şut, 0.04 gol beklentisi ve RCS verisinde yalnızca 5 topla buluşarak bitirdi. Yani Galatasaray’ın baskısı, maçı bitiren faktörlerin başında geldi.
Topun oyunda kalma süresi ise yalnızca 24 dakika 34 saniyeydi. Maç o kadar fazla durdu ki herhangi bir tempodan söz etmek zor. Gaziantep FK, Galatasaray savunmasında boşluk bulduğu anlarda da yeterince hızlı değildi. Bu zeminde yerden hızlı paslarla çıkmak zaten kolay değildi.
Bence Gaziantep FK’nın en etkili olduğu bölüm, ikinci yarının başından (45. dakika) kırmızı karta kadar (65. dakika) olan süreçti. Badou’nun oyuna girmesiyle birlikte önde karşılama yaptılar ve topu merkezden daha rahat çıkararak Galatasaray’ın presini kısmen kırdılar. Bu riskli bir plan olsa da, en azından hücum opsiyonu yaratıyordu. Çünkü kontra atağa çıkmakta zorlanıyorlardı. Topu Galatasaray yarı sahasında kazanmak, skora gitmeyi daha kolaylaştırıyordu.
Elbette bu, “Galatasaray’ı yenmenin yolu budur” demek değil. Ancak kontra atak imkanı üretemiyorsanız, derinde beklemenin anlamı az. Gaziantep FK bu bölümde Galatasaray’dan daha çok ceza sahasına girdi, daha fazla topa sahip oldu ve daha çok şut attı.
Kırmızı karttan sonra ise Galatasaray tamamen kontrolü eline aldı ve çok rahat oynadı. Bu maç özelinde detaylı oyun analizine girmeye gerek görmüyorum. Tempo, fizik kalite ve zemin seviyesi çok düşük olduğu için anlamlı bir veri çıkarmak zor. Ancak bir noktaya değinmek şart: Barış Alper Yılmaz.

Barış, sakatlık yaşamazsa Süper Lig’in en iyi oyuncusu olmaya aday. Şampiyonlar Ligi ve 2026 Dünya Kupası’nda da yüksek performansını sürdürürse Avrupa’nın en büyük kulüplerinden birine transfer olabilir. Geçen sene “baş altı kulüplere gidebilir” diyordum, ama her gün üzerine koyarak ilerlediğini görünce fikrim değişiyor. Bu maçı neredeyse tek başına kazandı. Aldığı ve attırdığı penaltılar, Eren’e yaptığı harika asist… Bu performansıyla Osimhen ve Icardi’nin yokluğunu hissettirmedi. CYF Maçın Oyuncusu ödülü de ona gidiyor.
Asıl Konuşulması Gerekenler
- Tempo sorunu: Ligin değerini artırmanın tek yolu maçların temposunu yükseltmek. Aksi halde büyük kulüpler dışında çok az kulüp ayakta kalabilir. Gaziantep FK – Galatasaray maçında ev sahibi taraftar sayısının, deplasman taraftarından az olması düşündürücü.
- Zemin kalitesi: Yerden oynamanın imkansız olduğu ve sakatlığa çok açık bir zemin. M’bakata bugün sakatlandı, yarın başka biri olabilir. Lig kalitesini artırmak için zeminlerin iyileştirilmesi zorunlu.
- İzlenme oranları: Ligin genel izlenme oranı düşük. Büyük takımların maçları bile yeterince izlenmiyor. Yorumcuların bir kısmı maçları izlemiyor bile. Bu kalite düşüklüğü, ilgisizlik ve rekabet eksikliği nereye kadar sürecek?
- Oyun içi aksiyon eksikliği: Tempo o kadar düşük ki, bir oyuncunun yere düşmesi bile “aksiyon” sayılıyor. Maçın en çok konuşulan anı bir sarı kart pozisyonu oluyorsa, sorun büyük.

En kötüsü, Galatasaray Şampiyonlar Ligi başlayana kadar yüksek tempolu tek bir maç bile oynamadan oraya gidecek.Okuduğunuz için teşekkür ederim.
Yarın Ndidi transferini ve biraz da Beşiktaş’ı konuşacağız.
Cesur Yeni Futbol’a abone olmayı, yazıyı beğenip paylaşmayı ve bizi YouTube ile Spotify’dan takip etmeyi unutmayın.






Yorum bırakın