,

Beşiktaş 5-0 Galatasaray: Kartal değil Anka kuşu

Hepinize Merhaba Futbol kalemine hoş geldiniz. Süper Kupa yazısının ikinci kısmıyla karşınızdayım. İlk kısmı okumadıysanız aşağı doğru kaydırarak okuyabilirsiniz. Bugünki konumuz yeni hocası Giovanni Van Bronckhorst ile sezona fırtına gibi giren Beşiktaş. Beşiktaş Galatasaray’ı nasıl darmadağın etti? Van Bronckhorst neleri doğru yaptı? Birlikte bakalım. Beşiktaş küllerinden mi doğuyor? Maça geçmeden önce Beşiktaş’ın genel durumuyla alakalı…

Hepinize Merhaba Futbol kalemine hoş geldiniz. Süper Kupa yazısının ikinci kısmıyla karşınızdayım. İlk kısmı okumadıysanız aşağı doğru kaydırarak okuyabilirsiniz. Bugünki konumuz yeni hocası Giovanni Van Bronckhorst ile sezona fırtına gibi giren Beşiktaş. Beşiktaş Galatasaray’ı nasıl darmadağın etti? Van Bronckhorst neleri doğru yaptı? Birlikte bakalım.

Beşiktaş küllerinden mi doğuyor?

Maça geçmeden önce Beşiktaş’ın genel durumuyla alakalı birkaç şey söylemenin önemli olduğunu düşünüyorum. Üç sezondur ciddi hayal kırıklığı yaşayan, hocaları yönetimleri sürekli değişen bir Beşiktaş vardı. En önemlisi plansız bir Beşiktaş vardı.

Sezon öncesinde soru işaretlerinin çok fazla olduğu üç bölgeye çok net üç oyuncu transferi yapıldı. Rafa Silva, Immobile ve Paulista. Net bir mantaliteye sahip top 10 ligde görev yapan bir teknik direktör ve sportif direktörlük sistemini sonuna kadar işleten bir yönetim.

Beşiktaş’ta gördüğümüz şeyler büyük oranda pozitif. Özellikle geçen sezon kadro konusunda Fenerbahçe ve Galatasaray’ın çok gerisinde kalan Beşiktaş süper kupa maçını kenara ayırdığımızda pozitif sinyaller veriyor. Sezonun geri kalanında neler olacak? Hep birlikte göreceğiz.

Galatasaray’ın ön alan baskısı Beşiktaş’a neden işlemedi?

Beşiktaş attığı erken gol ile maça adeta önde başladı. Bu durumun maçın geri kalanında taktiksel düzenin işlemesi konusunda takımı rahatlattığını düşünüyorum.

İlk 15 dakika Galatasaray’ın ön alan baskısı kendisini hissettirdi. Bu bölümde Beşiktaş’ın sık sık uzun vurduğunu gördük. Birçok anda topu hemen kaybetme pahasına Beşiktaş uzun topları attı ve baskı altında oyun kurma riskini almadı.

Bu noktada Beşiktaş’ın topu rakibe verelim mantalitesi ile sahaya çıktığını düşünmüyorum ancak geriden oyun kurarken oyunculara çok risk almamaları gerektiği yönünde bir telkin olduğunu düşünüyorum. Çünkü Beşiktaş çok sınırlı sayıda pozisyonda bu riskleri aldı.

Bu durumu bir eksi olarak söyleyebiliriz ancak sonuçta yeni bir teknik direktör var ve takımla ilk kez çalışıyor. Elindeki takımı henüz taktiksel anlamda bu ön alan presine karşılık verecek kapasitede görmediyse bu durumu anlayışla karşılamak gerekir. İlerleyen haftalarda Beşiktaş’ın yüksek presten topla çıkma aksiyonlarını birlikte inceleriz.

Galatasaray’ın presi maç genelinde iyi yapamadığını da belirtmek gerekiyor. Bu da Beşiktaş’ın yediği prese verdiği cevap konusunda bana bir soru işareti daha ekliyor.

Beşiktaş bilinçli bir şekilde topu verseydi de bu maç özelinde bence çok mantıksız bir karar olmazdı. Bu yüzden de Beşiktaş’ın ön alan presine yanıtı olarak ne eksi ne de artı diyorum. Şimdilik “rasyonel” diyebiliriz.

Beşiktaş’ın ön alan baskısı

Görselde Galatasaray oyun kurarken Beşiktaş’ın nasıl dizildiğini görüyorsunuz.

Bazı anlarda bire bir baskı bazı anlarda alan savunması ile ön alanda pres yaparak Galatasaray’ın oyun kurmasını engelleyen bir Beşiktaş vardı sahada. Bu baskı ile Galatasaray da sürekli savunma arkasına uzun top attığı bir düzene döndü.

Dün yayınladığım yazıdan bir kısmı tekrardan sizlerle paylaşmak istiyorum:

Beşiktaş savunmasını birçok anda 2. bölgede kurdu. Bu yapıda Beşiktaş kendi 1. bölgesini riske etmiş oldu. Galatasaray özellikle ilk 15 dakika bu bölgeyi kullanmaya çalışsa da ofsayta takıldı. Sonrasında Beşiktaş’ın yaptığı pozitif ön alan presi Galatasaray’ı iyice sıkıştırdı ve bu uzun topları atan Abdülkerim de oyundan iyice düştü.

Van Bronckhorst’un bu hamlesi içinde riskler barındırsa da bu tarz bir oyunu benimseyen yüzlerce hoca bulabilirsiniz. Bronckhorst’un bunu yapmasının temel sebebi hatlar arasındaki boşluğu azaltmak.

Beşiktaş rakibinin rahat oyun kurmasını istemiyordu. Bu yüzden de rakibin 3. bölgesinde bir pres uygulamaya ihtiyacı vardı. Fakat bu presi yaparken hatlar arasında oluşacak boşlukları riske etmek pek akla hizmet değildi.

Bu yüzden de baskı esnasında Beşiktaş savunması orta sahaya yaklaşabileceği kadar yaklaştı ve oluşabilecek bu boşluğu mümkün olduğunca kıstı. Galatasaray buradaki dar alanı etkili oynayamayınca ve oyunu yeterince genişletemeyince oyun Beşiktaş’ın istediği gibi oynandı.

Bu genişlik probleminin yaratılmasında da Beşiktaş ve Van Bronckhorst’un payı çok büyük.

Maçı çözen hamle

Beşiktaş merkezi iyice daralattığı için hücum yapan Galatasaray’ın genişlemesi gerekiyordu. Hücumdaki genişliğin iki sorumlusu ise Derrick Köhn ve Hakim Ziyech’ti. Van Bronckhorst buna da çok akıllıca bir şey düşünerek Rashica’yı Galatasaray oyun kurarken Köhn ile eşleştirdi.

Köhn ne kadar rakip kaleye yaklaşırsa yaklaşsa da Rashica peşini bırakmadı. Hatta Beşiktaş’ı sahada bu şekilde bir beşli savunma hattı gibi gördüğümüz dakikalar da oldu.

Oyunun sağ tarafında ise daha sık boşluk veren bir Beşiktaş vardı. Semih’in savunma katkısı ne kadar kötü olsa da Kaan’ın da bu maçtaki hücum katkısı aynı oranda kötüydü.

Köhn’ün yediği bire bir baskı ve Kaan’ın bir savunma oyuncusu kimliğinde olmasıyla beklerinden de hiç hücum katkısı alamayan Galatasaray burada Ziyech ve Masuaku’nun bire birlerine kaldı. Masuaku da Ziyech’e maç boyu fiziksel üstünlük kurunca Galatasaray’ın hücum opsiyonları tamamen tükenmiş oldu.

Ne oldu şimdi?

Sahada oynanan oyunun büyük bir kısmını anlattığım karşılıklı baskı tercihlerinden, bire bir eşleşmelerden, savunmaların konumlanmalarından ve fiziksel performanslardan okumak mümkün. Kendi hazırladığım görsellerde hazırladığım şekiller maç içinde sahada da gördüğümüz anlardan esinlenilmiş. Bu yüzden dikkatli inceleyerek kim kime baskıya gidiyor onu da görebilirsiniz.

Beşiktaş çok daha motiveydi. Oyuncuların yüzlerinde sahaya çıkarken inanılmaz bir heyecan vardı. Bu skor onları hocalarına daha da inandırmış ve birbirlerine daha da kenetlendirmiştir. Bu da sezon öncesi için inanılmaz güzel bir şey. Çünkü bazen ne kadar iyi olursanız olun oynadığınız şeye inanmak zaman alır ve Beşiktaş bu maçla birlikte bence 3 sezonun ardından kenetlenmeyi hatırladı.

Beşiktaşlı arkadaşlar bu söyleyeceğime kızmasınlar fakat 75. dakikada Galatasaray orta sahayı sıfır oyuncu ile oynama deneyi yapana kadar sahada bir 5-0 oyunu yoktu. Hatta ilk yarıda kafa kafaya giden bir oyun vardı.

Bu duruma rağmen 75. dakikadan sonra rakip panik havasındayken Beşiktaş doğru değişikliklerle panik yapmadan rakibin üzerine gitti ve sadece süper kupa finali olarak hatırlanacak bir maçı Beşiktaşlı taraftarların yıllarca zevkle açıp seyredeceği klasik bir maç haline getirdi.

Sonuç

Beşiktaş’ın toplu oyunda ciddi sıkıntıları var. Bunları düzeltmesi gerekiyor. Sezon öncesi yeni bir teknik ekip ile çalışan bir takımda bu eksiklerin olması da son derece doğal.

Bireysel performanslara girmek için erken olduğunu düşünüyorum. O yüzden hiç değinmedim. Sadece Semih ile alakalı şunu söyleyebilirim: Oynayacağı rolü daha iyi anlaması gerekiyor. Saha içinde pozisyonunu çok fazla kaybetti ve birçok pozisyonda yavaş kaldı. O kas kütlesini biraz kesip hızlanırsa bence Immobile ile birlikte etkili işler yapabilirler.

Mustafa Erhan Hekimoğlu’nu da bir scout olarak kutlamak istiyorum. “Top” seviye bir son vuruş yaptı. Umarım kariyerinde çok iyi yerlere gelir.

Buraya kadar okuduğunuz için teşekkür ederim. Yazıyı beğendiyseniz aşağıdaki yıldız tuşuna basarak beğenmeyi ve yazıyı arkadaşlarınızla paylaşmayı unutmayın yeni yazılardan haberdar olmak için aşağıya mail adresinizi yazarak abone olabilirsiniz. Yarın Galatasaray’ın yeni transferi Gabriel Sara’yı konuştuğumuz yazıda görüşünceye dek hoşça kalın.

Yorum bırakın