Beşiktaş 5-0 Galatasaray: Galatasaray’ın problemi ne?

Hepinize Merhaba Futbol Kalemi’ne hoş geldiniz. Bugün Galatasaray’ın 5-0 kaybettiği Türkcell Süper Kupa maçını analiz edeceğiz. Bu yazıda işin Galatasaray tarafını, yarınki yazıdaysa işin Beşiktaş tarafını konuşacağız. Galatasaray için ipler nerde koptu? Okan Buruk’un hataları nelerdi? Galatasaray’ın yıldızları neden bu kadar düşük performans gösterdi? Birlikte bakalım. 11 Tercihi Galatasaray geçtiğimiz sezonun ikinci yarısında sık sık…

Hepinize Merhaba Futbol Kalemi’ne hoş geldiniz. Bugün Galatasaray’ın 5-0 kaybettiği Türkcell Süper Kupa maçını analiz edeceğiz. Bu yazıda işin Galatasaray tarafını, yarınki yazıdaysa işin Beşiktaş tarafını konuşacağız. Galatasaray için ipler nerde koptu? Okan Buruk’un hataları nelerdi? Galatasaray’ın yıldızları neden bu kadar düşük performans gösterdi? Birlikte bakalım.

11 Tercihi

Galatasaray geçtiğimiz sezonun ikinci yarısında sık sık sahada olan 11’e çok yakın bir 11 ile mücadeleye başladı. Sadece Kerem ve Berkan’ın yerinde Barış Alper ve Kerem Demirbay’ı görüyorduk. Ancak Kerem Aktürkoğlu’nu ve Berkan’ı da geçtiğimiz sezon sık sık sahada gördük.

Zaha

Maç öncesinde benim en çok şaşırdığım şey Zaha’nın yedek başlamasıydı. Sezon öncesi kampında da fena görünmeyen, hazırlık maçlarında fiziksel olarak iyi durumda olduğunu düşündüğüm Zaha’yı Okan Buruk yedek başlattı.

Maçın ilerleyen bölümlerinde iki kanatta da değişiklik olmasına rağmen Zaha’nın oyuna son çare olarak 75. dakikada girmesi ve maç sonunda Okan Buruk’un Zaha ile alakalı yaptığı açıklamalar, bu ikilinin ilişkisi hakkındaki soru işaretlerini arttırdı.

Okan Buruk’un bahsettiğim açıklaması şöyleydi:

Aslında 10 kişi kalınca Zaha’yı yanıma çağırıp yeni dizilişi anlattım. Kaan’ın stopere, Barış’ın sağ beke geçmesini, 4-3-2 dizilmemizi söyledim. O oyunculara farklı bir şey söyledi. O yüzden Barış sağ beke geçemedi, Kerem stopere geçti. Oradaki karışıklığı düzeltmeye çalıştım. Bazen görev verdiğiniz oyuncular yanlış da anlayabiliyor. Çok hücumcu bir takımdık. Stoperimiz eksilince yeni dizilişi söyledim. Bu tam olarak iletilemedi. Onunla ilgili Kerem’i çağırıp konuştum. Bu arada da yediğimiz goller oldu.

Galatasaray neden pozisyon üretemedi?

Hazırlık maçlarında da gördüğümüz gibi Galatasaray iyi bir 3. bölge pres takımı. Hem kontra presi hem de bire bir baskıyı ön bölgede iyi uygulayan bir takım. Geçtiğimiz sezon oynadığı maçlarda set oyununa döndüğünde de gerek kanat bire birleriyle, gerek duran toplarla Galatasaray bir şekilde maçları çözüyordu.

Hazırlık döneminde Galatasaray’ın özellikle merkezde alanları iyi kapatan ve 3. bölgede pres yapan takımlara karşı çok zorlandığını gördüm. Beşiktaş da savunmasını orta sahaya yakın bir yerde konumlandırarak ve hatlar arasındaki boşlukları iyice azaltarak iyi bir merkez savunması yaptı.

Futbolda her takım oynarken bir bölgede boşluk verir. Kimi takım ön alan baskısını ön planda tutarak kendi kalesine yakın bölgeyi riske eder kimi takımlarsa geriye yaslı bloklar ile rakibin 1. bölgesini boş bırakır. Buna bir de maç içinde kompakt kalmadan ön hat ve geri hat arasında bırakılan boşlukları ekleyebiliriz.

Beşiktaş savunmasını birçok anda 2. bölgede kurdu. Bu yapıda Beşiktaş kendi 1. bölgesini riske etmiş oldu. Galatasaray özellikle ilk 15 dakika bu bölgeyi kullanmaya çalışsa da ofsayta takıldı. Sonrasında Beşiktaş’ın yaptığı pozitif ön alan presi Galatasaray’ı iyice sıkıştırdı ve bu uzun topları atan Abdülkerim de oyundan iyice düştü.

Merkezde sürekli fazla oyuncuyla oynayan Beşiktaş maç genelinde de fiziksel olarak çok daha üstün göründü. Bu önde savunma ile Icardi maçtan tamamen koptu.

Galatasaray’ın merkez oyuncularının oyun görüşünün ve teknik kabiliyetlerinin yetersiz olması Galatasaray adına kısır bir oyunu beraberinde getirdi. Şunu vurgulamam gerekiyor ki merkezde özellikle Berkan tam bir eksiklik gibiydi. Sezon öncesi kampında öne çıktığı söylenen Berkan sahada yorgunluktan bayılacak gibiydi. Berkan ne geçiş savunmalarında topun arkasına geçti ne de hücumda ortaya efektif bir performans koyabildi.

Merkezde oynayan Musrati ve Gedson ve onlara yardıma gelen Rafa Silva ile merkez oyununun kontrolü tamamen Beşiktaş’a geçti. Burada Torreira da Berkan da hiç alan yaratamadılar. Torreira topsuz oyunda çok etkili bir oyuncu, Berkan da gene topsuz oyundaki dinamizmi ile öne çıkan bir oyuncu fakat iş topla oynamaya geldiğinde bu ikili çok aksadı.

Aynı zamanda Torreira-Berkan ikilisinin fiziksel olarak Musrati-Gedson ikilisinin gerisinde olduğu da çok bariz. Rafa Silva’nın da bu maçtaki ekstra savunma katkısı, Icardi’nin bağlantı oyununa hiç girmemesi maçın bütün kontrolünü Beşiktaş’a verdi.

Temelde demek istediğim şu ki Galatasaray çok durağandı. Oyuncular birbirlerine çok uzaklardı. Neredeyse oyunun hiçbir bölümünde Galatasaray’ın “Overload” yaptığını yani oyuncuların birbirlerine yakınlaşarak belirli bölgelerde çoğalabildiğini hiç göremedik. Galatasaray hızlandırması gereken yerlerde oyunu sık sık yavaşlattı. Direkt pasları ve ikiye birleri hiç göremedik.

Burada sadece Galatasaray eleştirisi yapmak haksızlık olur çünkü burada payın büyük kısmını Beşiktaş’ın savunma disiplinine vermek gerekiyor. Oyuncular pozisyonlarını iyi korudular, Immobile ve Rafa ön tarafta çok hareketliydi. Gedson topla çıkışları çok iyi yaptı.

Okan Buruk oyun planı ve değişiklikleriyle kanatlarda bire bir yakalatmaya çok uğraştı. Ziyech bu bire birleri yakaladığı zamanlarda da hiç başarılı olmadı ve üstelik Ziyech’in birebirleri esnasında ne bir ceza sahası koşusu ne de bir bek bindirmesi gördük. Kısaca oyunun her bölümünde birbirinden kopuk bir Galatasaray vardı.

Özellikle ilk yarıda yakalanan pozisyonlarda hep yanlış tercihler yapıldı. Üçüncü bölgede soğukkanlılıktan uzak bir Galatasaray vardı.

Okan Buruk

Maçın ilk dakikalarından itibaren Okan Buruk’un bence kenarda gereksiz fazla bir agresifliği vardı. Bazı maç sonlarında Okan Buruk’u böyle sinirli görsek de ilk yarım saatte bu kadar sinirlendiğini ben hiç hatırlamıyorum ve kanaatimce bu oyunculara da pek olumlu yansımadı.

Sinirlenme sebebi bir noktada anlaşılabilir çünkü oyuncular sahada çok az sorumluluk aldılar, birbirlerine destek olmadılar. Bu durumu neye bağlayabiliriz? Bunun cevabını siz söyleyin. Motivasyon mu? Rehavet mi? Anlaşmazlıklar mı? Ne düşündüğünüzü yorumlar kısmında belirtebilirsiniz.

Takımda negatif bir hava var gibi görünüyor. Böyle bir mağlubiyetten sonra da Galatasaray camiasında her şey konuşulur ve her türlü spekülasyon yapılır. Erden Timur, Okan Buruk, geç transferler, yönetim… Her şey önümüzdeki lig maçına kadar konuşulacaktır.

Bunun dışında sizlere bir de son 15 dakikadaki Galatasaray’ı anlatacağım. Bunun dışında Galatasaray ile alakalı bir taktiksel analiz yapmayacağım çünkü takımın fiziksel ve mental olarak bir resmi maça hazır olmadığı çok açık.

Ağustos ayının başında bir takımın yüksek fiziksel kalitede ve üst düzey bir mantalitede olması beklenemez fakat bu kadar kötü durumda olması da çok sürpriz oldu. Galatasaray son iki sezonu şampiyon tamamlamış ve gelecek sezonu da Şampiyonlar liginde oynama hedefinde olan bir takım.

Galatasaray iki etaplı bir kamp dönemi geçirildi ve bu süreçte ilk resmi maçına çıktı. Ne olursa olsun bu bir Süper Kupa maçı ve kupa kupadır. Türkiye’de süt kupası vs. gibi enteresan tabirler de var ancak sezona kupayla başlamak her takım için pozitiftir. Takımın fiziksel olarak bu durumda olması da elbette ki Okan Buruk ve ekibinin sorumluluğundadır.

Oyunculara yükleme yapılıyor olması anlaşılabilir bir durum ancak özellikle Berkan’ın fiziksel durumu benim kafamda ciddi soru işaretleri yarattı.

Berkan ve Icardi’nin ilk yarıdaki halinden sonra ikinci yarıya başlamaları benim çok tuhafıma gitti. Okan Hoca’yı Mertens ve Kerem’in yaptığı hatalar noktasında anlıyorum çünkü ikinci yarıya bu iki oyunu olmadan çıktı Galatasaray ancak bu ikili en azından sürekli oyunun içine girmeye çalıştılar. Kerem merkeze yaklaşıp pas oyununu girmeye çalıştı. Mertens ne kadar yanlış tercihler yapsa da ceza sahası önünde kendine boşluklar yarattı. Icardi ve Berkan ile alakalı ise bunları söylemek mümkün değil.

Maç nerede koptu?

İkinci gol ve 75. dakikada gelen Torreira-Zaha değişikliği ile Galatasaray’ın merkezdeki oyunu ve geçiş savunması tamamen çöktü. Hatta Galatasaray maçı bıraktı desem abartmış olacağımı düşünmüyorum. Nelsson’un gördüğü kırmızı kart sonrasında Galatasaray takımı Nelsson’un boş bıraktığı alanı kapatmak yerine sanki orada bir oyuncu varmış gibi oynadı.

Gördüğünüz fotoğraf 75. dakikadaki Torreira-Zaha değişikliğinden sonra Galatasaray’ın sahada aldığı şekil.

Maç boyu geçiş hücumlarını çok kötü savunan Galatasaray dakikalar geçtikçe geçişleri daha da riske etmeye başladı. Bu görüntüde stoperler dışında savunma katkısı veren tek isim Kaan Ayhan ki onun da fiziksel durumdan dolayı sık sık aksadığını gördük.

Bu görseli ise size Galatasaray’ın taktiksel olarak nasıl tamamen dağıldığını göstermek için koyuyorum:

Burada gördüğünüz boşluk kırmızı karttan sonra Galatasaray topla oynarken de Beşiktaş topla oynarken de boştu.

Eğer ki Galatasaray iki senedir aynı hoca ile çalışan ve geçen seneki kadrosunun aynısı ile bu maça çıkan Galatasaray olmasa bu duruma çok dikkat çekmeyebilirdim ancak saha içinde bir takımın şu durumda beklerle yaklaşarak savunma hattını üçlemeyi veya Kaan Ayhan’ı ikinci bir stoper gibi oraya sokmayı düşünmeden maçı sürdürmeye çalışması kabul edilebilir bir durum değil.

Galatasaray seviyesindeki bir takım, bu sezon gene Şampiyonlar Ligi oynamak isteyen bir takım, taktiksel anlamda bu kadar çökememeli.

Yukarıda sizlere gösterdiğim 75. dakikadan sonraki oyun planını sizlere bir kez daha göstermek istiyorum:

Bu tarz bir planı biz Galatasaray’dan ne zaman gördük? Geçen sezon birçok maç var ama benim aklıma en net gelen maç deplasmandaki Kopenhag maçı. Gene Torreira’nın oyundan alındığı 2 stoperle savunma yapılan bir düzen görmüştük fakat en önemli fark şuydu: Galatasaray oyunu rakip yarı alanda oynuyordu.

Okan Buruk da ceza sahasına top atma konusunda Ziyech’e güvenerek ve en önemlisi takımın geçiş savunmasına da güvenerek bu riski almıştı. Bu maçta alınan bu risk ise bana göre tamamen bir panikten kaynaklı. Galatasaray zaten geçiş savunması yapamazken ve topu rakip yarı alana taşıyamazken. Torreira-Zaha değişikliğini yapmak tam anlamıyla bir intihardı.

Bence bu değişiklikle Galatasaray tatsız bir sezon başlangıcını felaket bir sezon başlangıcına çevirmiş oldu.

Geçişi nasıl savunacağını bilmeden hücum etmek bence bir hocanın asla ama asla yapmaması gereken bir şey. Bu total futbola aykırı. Çok da aşırıya kaçmak istemiyorum eleştirilerimde fakat Galatasaray’ın son 15 dakika oyunu bana arşivden 1978 yılını ait bir maç bulmuşum da onu izliyormuşum hissiyatı verdi.

Buraya kadar okuduğunuz için teşekkür ederim. Yazının ikinci kısmı olan Beşiktaş yarın yayında olacak. Yazıyı beğendiyseniz aşağıda yıldız tuşuna basarak beğenmeyi ve arkadaşlarınızla paylaşmayı unutmayın. Her yazı yayınladığımda haberdar olmak için aşağıya mail adresinizi yazarak abone olabilirsiniz. Yarın görüşmek üzere, hoşça kalın.

Yorum bırakın