Hepinize merhaba futbol kalemine hoş geldiniz. Bugün sizlerle Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi 2. ön eleme turundaki rövanş maçını analiz edeceğiz. Fenerbahçe’nin düşük performansının sebebi ne? Oyun nerede aksıyor? Gelin, birlikte bakalım.

Genel yorum
Maç boyunca beni en çok şaşırtan faktör Fenerbahçe’yi beşli bir savunma düzeniyle görmekti. Ferdi’nin 4’lü savunmanın solunda oynadığı senaryoda Fenerbahçe’nin oyun kurarken dönüştüğü üçlü yapıyı nasıl oluşturacağını düşünüyorum. Bugün Jose Ferdi’yi geçtiğimiz maçtaki gibi kanatta kullanarak Jayden’ı sol stoper ve Ferdi’yi bir kanat bek gibi yerleştirdi fakat Fenerbahçe bu 5’li savunmaya rağmen derin savunmayı çeşitli faktörlerden ötürü iyi yapamadı.
Maçı seyrederken Fenerbahçe’nin en kötü yanının ön alan baskısı olduğunu düşünmüştüm ancak 2. kere izlediğimde bu fikrimden birazcık vazgeçtim. En önemli gördüğüm problem hücumdaki hareketsizlik.
Bence karalar bağlanacak bir maç değil. Sahada kötü bir oyun vardı. Henüz hazırlık kampı dönemi bu yüzden de oyuncular fiziksel olarak hem yorgunlar hem de istenilen seviyede değiller. Zaman geçtikçe ve yeni oyuncular takıma adapte oldukça oyun da gelişecektir.

Fiziksel hazırlık ve Agresiflik
Fenerbahçe bir yükleme döneminde ve bu yükleme şiddetli bir şekilde yapılıyor. Jose ne kadar ben bir sonraki turdaki Lille maçını şimdi düşünmeye başladım dese de bugünkü fiziksel durumun sebebi bence hocanın o maçtaki efora daha fazla ihtiyaç olduğunu düşünmesi.
Fenerbahçe oyunun belirli bölümlerinde özellikle de merkezde silik bir oyun çıkardı. Stoper ikilisini de bu duruma dahil etmek mümkün ki özellikle Djiku maçın ilk yarısında hiçbir agresiflik gösteremedi. Uzun toplarda sırtı dönük rakiplerine karşı ilk yarıda hep yenildi.

Bu noktalarda daha agresif olmak ve gerekirse faul yapmak bence çok önemli. İkinci yarıda bu anlamda performansını yukarı çeken Djiku daha net müdahaleler yaptı ve daha agresif oynadı. Bu mentaliteyle de ne kadar kötü bir ilk yarı geçirse de maçın oyuncularından bir tanesi oldu.
İlk yarıda Fenerbahçe yalnızca 1 faul yaparken Lugano ise tam 8 faul ile oynadı. Elbette ki burada bütün agresifliği faul üzerinden ölçmeye çalışmıyorum ancak önemli bir istatistik olduğunu düşünüyorum.

Ön alan baskısı
Fenerbahçe çok kötü bir ön alan baskısı yapmadı ama kötü bir baskı yaptı. Yani 5 üzerinden 2 diyebilirim. Özellikle oyunun belirli bölümlerinde takım boyu o kadar uzadı ki Lugano her uzun vurduğunda seken toplar gene kendilerinde kaldı. Hatta bu anlamda o kadar kötü sekanslar var ki Fenerbahçe’nin sahaya neredeyse savunma ve hücum şeklinde dizildiğini gördük.
Bu bahsettiğim durum da bomboş bir merkez anlamına geliyor. İsmail Yüksek girdikten sonra bu anlamda ciddi çabaladı ancak tek oyuncuyla asla olacak bir iş değil.
Bunun dışında ön tarafta Ferdi’nin fiziksel olarak hazır olmaması Dzeko ve Tadic’in yaşları ve tarzları itibariyle dinamizmlerinin düşük oması birleşince rakipleriyle bire bir eşleşmede de zaman zaman problem yaşayan bir Fenerbahçe gördük ancak bu problemin biraz önce bahsettiğim takım boyu problemi kadar büyük olduğunu düşünmüyorum.

Lugano Fenerbahçe’yi nasıl kilitledi
Lugano Fenerbahçe’nin bir ve en önemli zaafına odaklandı. “Hücumdaki hareketsizlik”. Fenerbahçe’nin oyununda Tadic ve Ferdi’nin merkeze yaklaştığını gördük. Bu tarz bir oyunda da bu iki oyuncunun sırtı dönük top alması çok önemli. Aynı şekilde bu oyuncular topu ayağına aldıklarında savunma arkasına atılacak koşular ve merkez oyuncularının oluşturacağı pas opsiyonları çok önemli.
Lugano takımı Ferdi ve Tadic’i her pozisyonda eşleştirdi. Eşleşen oyuncular da Ferdi ve Tadic’i ne kadar orta sahaya yaklaşırlarsa yaklaşsınlar takip etmeye devam etti. Bu planın en büyük problemi oyuncuların kendi boşalttıkları alanlarda oluşacak boşluklar.

Lugano takımı bu boşlukları verse bile Fenerbahçe’nin şu anda elindeki oyuncular ve fiziksel kapasiteyle boşluklara bu koşuları atamayacağını, koşuyu atsa bile atılacak koşuda topu koşuyu atan oyuncuyla buluşturacak opsiyonu Fenerbahçe’nin oluşturamayacağını düşünüyorlardı. Bu yüzden de Tadic ve Ferdi kilitlendiğinde Fenerbahçe de hücumda kilitlendi. Bu gibi durumlarda bir oyuncu topu ayağına aldığında ya dediğim gibi takımın buradaki dinamik setleriyle savunma arkası koşuları değerlendirilecek ya da topu ayağına alan oyuncu eşleştiği oyuncuyu 1’e 1 de ekarte edecek.
Tadic’in bu çalımları çok sık yapamadığını ve Fenerbahçe’nin hem merkezinin hem de ön hattının savunma arkası koşuları anlamında hantal kaldığını düşününce ortaya Dzeko’nun 59.dakikada duran toptan attığı gole kadar rakip kaleye hiç isabetli şut atamayan bir Fenerbahçe çıktı.
Burada istisna bir pozisyon olarak 40. dakikada Ferdi’nin kaçırdığı şutu söyleyebilirim. O da Fenerbahçe’nin ön alanda kazandığı bir toptan sonra ortaya çıktı. Yani set hücumundan değil, geçiş hücumundan çıkan bir pozisyondu.

Pozitif
Fenerbahçe en kötü olduğu anlardan birinde duran toptan maçı çözdü ve Jose’nin dediği gibi “Hayatta kaldı”. Hazırlık döneminin daha başındaki oyuncularla maç oynamak kolay değil. Zamanla Fenerbahçe performans olarak yukarı çıkacaktır.
Takımda bir panik havası yok. Özellikle bu tarz maçlarda her zaman bu paniği Fenerbahçe’de görürdük. Taraftar ne kadar paniklese de takım disiplinini bozmadan oynamaya çalıştı. Sanırım buna da “Mourinho Effect” diyebiliriz.

Negatif
Orta saha rotasyonuna transfer kesinlikle gerekiyor. Fred gene sakatlandı ve Fred’in olmadığı Fenerbahçe orta sahasının pas kalitesinin ve özgüveninin bence Konferans Ligi seviyesinde olduğu bile şüpheli. Şampiyonlar Ligi seviyesinde oynamak isteyen bir takım için bence bu orta saha rotasyonu çok yetersiz.

Kapatmadan iki oyuncunun güncel durumuna da değinmek istiyorum.
İsmail Yüksek 25 yaşına geldi ve çok kabiliyetli bir futbolcu. Kendisini bir üst seviyeye taşımak istiyorsa pas kalitesini en azından bir kademe yukarı taşıması gerekiyor. Taşımazsa bence Şampiyonlar Ligi seviyesi bir futbolcu olamaz. Özellikle uzun paslarının kesinlikle gelişmesi gerekiyor.
Sebastian Szymanski de 25 yaşına geldi ve çok kabiliyetli bir oyuncu ancak top kontrolü kendi mevkisindeki oyunculara göre çok düşük seviyede. Onun da Şampiyonlar Ligi seviyesine çıkması için bu özelliğini en azından 1 kademe yukarı çekmesi gerekiyor. Çekemezse kendisi için hazırlanan her scout raporu başına bela olur.

Sonuç
Fenerbahçe’nin birçok problemi bence Eylül ayı geldiğinde çözüme kavuşur fakat bu periyodun nasıl geçeceği çok önemli. Orta sahaya yapılacak takviyeler, fiziksel hazırlık ve sistem adaptasyonu ile bence Fenerbahçe’yi iyi bir sezon bekliyor.

Buraya kadar okuduğunuz için teşekkür ederim. Yazıyı beğendiyseniz yıldız tuşuna basarak beğenmeyi ve aşağıya mail adresinizi yazarak abone olmayı unutmayın. Yazıyı arkadaşlarınızla paylaşırsanız da çok sevinirim. Galatasaray sezon önü analizi ve Süper Kupa maç sonu yazılarında görüşmek dileğiyle hoşça kalın.






Yorum bırakın