
Hepinize merhaba, Futbol kalemine hoş geldiniz. Bugün Lugano Fenerbahçe maçının detaylarına odaklanıyoruz. Fenerbahçe nasıl bir oyun oynadı? Yeterli mi yetersiz mi? Artıları eksileri neler? Gelin birlikte konuşalım.
İlk yarım saatteki üç temel problem
1-Sentetik çim
Sahanın sentetik çim olması top sürerlerken ve pas verirken oyuncuları olumsuz etkiledi ve Fenerbahçe’nin oyununu yavaşlattı. Fenerbahçeli oyuncuların maç içinde zamanla zemine alışmaları da bence Fenerbahçe’yi yukarı çeken faktörlerden bir tanesiydi. Özellikle Fred’in performansının maçın içinde bu kadar değişkenlik göstermesini etkileyen önemli faktörlerden bir tanesi sentetik çimdi.
Sadece maçın başında da değil, Fenerbahçe’nin yediği üçüncü golde de Mert Müldür’ün kaybettiği top da zeminin azizliği ile alakalıydı. Top mertin biraz ayağının altına girince rakibin atağı başladı ve devamında gol geldi.

2-Konsantrasyon
Bu maçın ilk resmi maç olması ve stadyumun da oyunculara bir hazırlık maçı havası vermesi ile Fenerbahçe’de birkaç oyuncu bu konsantrasyon problemini yaşadı. Özellikle Alexander Djiku maç boyunca pozisyonel anlamda da sıkıntılar yaşadı ve normalde yapmayacağı hataları yaptı.
Djiku ilk golde çevre kontrolünü yapmayarak ve üçüncü golde de ceza sahasında yanlış pozisyon alarak Fenerbahçe’nin yediği iki golde hata yapan oyunculardan bir tanesiydi. Lugano maçı performansı ile Djiku olumsuz anlamda dikkat çeken oyunculardan bir tanesi oldu

3-Taktik disiplin
Bu maddeyi konsantrasyon problemi ile birleştirmek mümkün. Yediği erken golden sonra Fenerbahçe’yi 3. bölgede prese çıkarken gördük ancak rakip kendi kalecisini de oyuna sokarak Fenerbahçe’nin bu baskısını kolaylıkla kırdı. Burada rakibin kaleciyi sokması kadar Fenerbahçe’nin baskısının da efektif olmadığını söylemek gerekiyor.
Aynı şekilde başta Krunic olmak üzere Fenerbahçe’de birçok oyuncu pozisyonel anlamda problem yaşadı. İlk yarım saatlik bölümde rakibin kapattığı alanlardan neredeyse hiç çıkamayan Fenerbahçe’de bu bölümde yapılan pas hataları ve oyundaki durağanlık olumsuz anlamda dikkat çekti.
topun Fenerbahçe’de olduğu ve rakibin ön alan presine gelmediği bazı anlarda takımın kompaktlığının bölüm bölüm azaldığını gördük. Bazı bölümlerde 3-1-6 şeklinde dizildiğinde Fenerbahçe gerideki dörtlü ile öndeki altılı arasındaki mesafeler biraz açıldı. Bu da hücuma çıkışları biraz zorlaştırdı.

Pozitif
1-Fiziksel üstünlük
Maç başında birazcık sıkıntı yaşasa da ilk yarının belirli bir bölümünden sonra Fenerbahçe fiziksel üstünlüğünü sahaya yansıttı. Lugano’nun fiziksel anlamda zayıf bir takım olduğunu söyleyebiliriz fakat Fenerbahçe’nin hala bir yükleme döneminde olduğunu düşünürsek bence ortaya fiziksellik koymak çok önemli.
İlk yarının ikinci çeyreğinde Fenerbahçe alanları iyi daralttı ve 3. bölge presini zorlanmadan yapmaya başladı. 70. dakikaya kadar bu presi ve devamındaki geçiş savunmalarını problem yaşamadan yaptı. İşin savunma kısmında ise maçın ilk yarısında zemindeki 27 ikili mücadelenin 22’sini kazanan Fenerbahçe ikinci yarıyı ise 45’te 21 ile oynadı.
İlk yarıdaki performans etkileyici olsa da ikinci yarıda yorgunluklar ile beraber zemindeki ikili mücadele performansının düştüğünü görüyoruz. Havadaki ikili mücadelelerle alakalı ise bence Fenerbahçe’de alarm ziller çalıyor. Özellikle Dzeko maç içinde birçok şeyi yüksek seviyede yapsa da hava toplarını indirme konusunda zayıf kaldı. Bunun dışında özellikle Fenerbahçe’nin merkez rotasyonu hava topu mücadelelerinde çok zayıf. Bu bölgeye yapılacak transferde de bana kalırsa bu durum öncelikli olmasa da mutlaka düşünülecektir.

2-Fenerbahçe’nin hücum setleri ve oyuncu kullanımı
Hücum hattına baktığımızda Dzeko çok konforlu bir şekilde oynadı ve maç geneli istediklerini yaptı. Tadic hem kanatta hem merkeze yakın bölgelerde topla buluştu. Szymanski dinamizmini ve teknik kalitesini gösterdi ve maç içinde geniş alanlar da buldu. Ryan Kent çok fazla olmasa da geniş alanda topla buluştuğu bölümler oldu. Yani Fenerbahçe topu 3. bölgede etkili olan oyuncularıyla buluşturmada il yarım saat dışında çok problem yaşamadı.
Ekstra olarak şunu da söylemek mümkün ki hücumdaki organizasyon Fenerbahçe’de çok iyi çalıştı. Özellikle 3. golde bu organizasyonu görmek mümkün. Takımın geçen seneden beri birlikte oynaması da bu noktada çok önemli. Kim kimin nereye koşu atacağını, nerelerde topla buluşursa daha etkili olacağını biliyor bu da çok büyük bir artı.

3-Savunma disiplini
“3 gol yemiş bir takımın nasıl savunma disiplini pozitif olabilir?” Diyebilirsiniz. Hatta belki haklı da olursunuz ama burada söyleyeceğim şey Fenerbahçe’nin yediği gollerden bağımsız bir durum.
Geçen günkü yazımda da belirttiğim gibi. Fenerbahçe hücumda görseldeki gibi diziliyor:

Bu maçtaysa Tadic’i biraz daha kendi kanadına yakın gördük.

Burada Szymanski, Dzeko, Tadic, Kent ve Fred dışındaki oyuncu değişebiliyor ve takım buna göre diziliyor. Yani Osayi hücuma katılmadığında hemen orada Krunic’i görüyoruz ve ekstra olarak bazı pozisyonlarda yedinci hücumcu olarak Jayden’ı veya topla rakip yarı sahaya kadar kateden Çağlar’ı görebiliyoruz.
Rakip bekleri takip etme konusunda da Tadic ve Kent’in fena iş çıkarmadığını söylemek lazım. Fiziksel olarak düşene kadar da Fenerbahçe’nin savunma yerleşimi gayet başarılıydı. Onu da görelim:

Fenerbahçe’nin yan toplarda sıkıntısı var ve takım uzun boylara rağmen duran toplarda bence zayıf. Bu hem hücumdaki hem savunmadaki duran top zaafının da çalıştıkça çözüleceğini düşünüyorum.
Nasıl Gelişir
Bence Fenerbahçe’nin merkezine yüksek seviye bir oyuncu gerekiyor. Dinamik, oyun görüşü ve pas becerisi yüksek, top ayağındayken soğukkanlı olan bir oyuncu lazım. Krunic bence mental olarak yeterli bir oyuncu değil. Oynadığı her maçta bana sanki bu takımın bir parçası değilmiş hissi veriyor. İsmail Yüksek pas kalitesi ve soğukkanlılık anlamında hiç oturmuyor, unutmayalım ki sezon boyunca top Fenerbahçedeyken üçlü stoperin bir parçası gibi oynaması gerekecek, Bartuğ henüz Avrupa seviyesinde değil.

Fenerbahçe’nin bu oyununun gelişmesi için savunmadan hücuma geçişleri hızlandırması lazım. Sıkıştığında attığı uzun topların inmesi lazım ve savunma arkası koşularının artması lazım. Hem bu uzun topları indirip hem de savunma arkası koşularını atacak bir oyuncu geldi. O da Youssef En-Nesyri. Sırada o uzun topları atacak, takımın merkezdeki paniğini azaltacak ve Fred’i rahatlatacak bir oyuncu kaldı.
Bence Fenerbahçe o profili de buldu ve görüşüyor. Biter mi bitmez mi bilmem ama Sander Berge analizi bu hafta blogda olacak.
Buraya kadar okuduğunuz için teşekkür ederim. Yazıyı beğendiyseniz beğen tuşuna basmayı ve abone olmadıysanız aşağıya mail adresiniz yazarak abone olmayı unutmayın. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere hoşça kalın.






Yorum bırakın