Hepinize merhaba futbol kalemine hoş geldiniz. Bu seride sizlerle dünya liglerinde hem hocaları hem yeni transferleri ile bu sene dikkat çekmesini beklediğim ve keyifle izleyeceğimizi düşündüğüm takımları analiz edeceğim ve daha sezon da başlamadığı için bu takımların kadro mühendisliğine kafa yoracağız. İlk konumuz Jose Mourinho’nun Fenerbahçe’si, haydi başlayalım.

Geçtiğimiz sezon ve Transferler
Fenerbahçe geçtiğimiz sezonu Galatasaray’ın ardından 99 puan ile 2. sırada tamamladı. Sezon boyunca iyi bir performans sergileyen Fenerbahçe’de özellikle kritik anlarda verdiği kararlar ve taktiksel derinliği ile eleştiri konusu olan İsmail Kartal’ın görevine son verildi.
Fenerbahçe sezon boyunca belirli oyuncuların eksikliğinde büyük problemler yaşadı ve bana kalırsa İsmail Hoca çözüm bulmanın en elzem olduğu anlarda bu çözümleri çoğunlukla bulamadı ve aslında istatistiksel olarak çok başarılı geçen sezonu kupasız tamamladı.
Yeni sezonda ise Jose Mourinho’yu takımın başına getiren Fenerbahçe başkanlık seçiminden de güçlenerek çıkarak kendi içerisinde bir futbol ekosistemi oluşturdu. Mario Branco, Acun Ilıcalı, Jose Mourinho ve Ali Koç önderliğinde ilerleyen sezon öncesi süreci şu anda devam ediyor.

Fenerbahçe Topuk Yaylası kampının ardından kamp çalışmalarını sürdürmek için Avusturya’ya gitti ve şimdi tekrardan Türkiye’ye döndü. Avrupa Şampiyonasın’dan dönen futbolcular ile birlikte Fenerbahçe’nin ortaya nasıl bir oyun şablonu koyacağı an itibariyle net olmasa da Fenerbahçe’nin hem transfer hedefleri hem de hazırlık maçlarında ortaya koyduğu plana baktığımızda bize bir fikir veriyor.
Taktiksel kısma geçmeden önce Fenerbahçe ile alakalı şunu belirtmem gerekiyor ki uzun süredir Türkiye’de bu kadar rasyonel bir şekilde ilerleyen bir transfer süreci ben gördüğümü hatırlamıyorum. Fenerbahçe transfer döneminin başından bu yana genç ve kadroda ihtiyaç olan profillere gidiyor. Ayrıca yerli havuzuyla alakalı da bence mantıklı hamleler yapılıyor.
Elbette ki bunun olabilmesinin en büyük nedeni geçen sezondan devam eden kadronun uyumlu ve kaliteli bir kadro olması. Eğer Jose istediği oyunculara kavuşur ve Fenerbahçe sezon boyunca futbolun içindeki ve dışındaki süreçleri rasyonel ve sportif odaklı yürütürse şampiyonluk ve Şampiyonlar Ligi hasretinin sonu gelebilir.

Kadronun korunması durumu Jose için de en önemli noktalardan bir tanesi. Katıldığı bir programda kendisine Porto ile 2003-2004 sezonunda kazandığı Şampiyonlar Ligi kupası sorulduğunda Jose o sezonki en önemli noktayı şöyle ifade eder:
Bazen yapabileceğin en iyi yatırım en iyi oyuncularının takımda kalmasını sağlamaktır.
-Jose Mourinho
Son olarak da bu yaptığım analizin temelinin hem Jose’nin çalıştığı eski takımardan hem de Fenerbahçe’nin oynadığı Strasbourg ve Hull City maçlarından temel aldığını belirtmek istiyorum.
Oyun planı olarak ise odaklandığım maç Hull City maçı oldu.
Geçiş Hücumu
“Herkes set oyununun birçok maçı kazandığını söyler bence bu daha çok geçişlerle alakalı.”
-Jose Mourinho
Jose için en önemli olan şey geçiştir. Modern futbolda artık adam adama baskının ve dar 4-3-3 presinin trend olduğunu söylemek mümkün. Savunmadan hücuma hızlı geçişlerde de birçok teknik adam topu 3. bölgede kazanmanın avantajını vurguluyor fakat Jose bu konuda birazcık ayrılıyor. Savunma-Hücum geçişinde dünya tarihinin en iyi takımlarından biri olarak gösterilen Jose’nin Madrid’i hep derin savunmayı çok iyi yapan bir takımdı. Özellikle 1. bölgede topu kazandıkları anda boşluklara çok hızlı ve çok akıllıca hücum eden bu takım atakları da olağanüstü bir yüzde ile bitiriyordu.
Elbette Fenerbahçe’nin kadrosunu o Real Madrid ile kıyaslamak mümkün değil fakat bu yazıda Real Madrid’i Inter veya Chelsea yerine tercih etmemin sebebi liginin Barcelona ile birlikte net favorisi olması. Yani ligde kendinden düşük profilli takımlarla çok sık oynaması ve kadro kalitesinin bariz olarak daha yukarıda olması. Şu anda süper ligde de benzer bir durumdan söz etmek mümkün.
Madrid düşük profilli takımlarla oynasa da maç içlerinde sık sık derinde savunma yapan topu rakibe bırakan bir görüntü çiziyordu. Fenerbahçe’de de benzer bir durum görmenin mümkün olduğunu düşünüyorum. Yazının ilerleyen kısımlarında bu durumu daha detaylı bir şekilde açıklayacağım.

Fenerbahçe’nin transferleri ve transfer hedeflerine baktığımızda da ön alan baskısında çok efektif olmayan fakat geçiş hücumlarında çok etkili olan hızlı ve teknik kabiliyetleri yüksek olan oyuncularla oynamayı planladığını görüyoruz.
Transfer profillerinden de bunu anlamak mümkün. Saint-Maximin, En-Nesyri, Oğuz Aydın. Hücuma gelen bu üç oyuncu da çok atletik. Fenerbahçe’nin geçtiğimiz sezon boyu eksiği de ne santraforda ne de kanatlarda süratli bir oyuncunun olmamasıydı.

Fenerbahçe topu kazandığında çok yüksek bir hızla topu rakip ceza sahasına sokmak isteyecektir. Rakibin 3. bölgesinde top kazanıldığında topu ceza sahasına sokmak daha kolay ancak hocanın burada yapmak istediği şeylerden biri özellikle 1. bölgede topu kazandığında hızlı bir şekilde geçişi yapabilmek ve boşluklara hücum etmek. Birçok maçta Fenerbahçe 1.bölgesinde kazandığı toplarla gol atabilse de Avrupa kupalarında yüksek profilli takımlara karşı oyunun birçok bölümünde belki de kullanabileceği tek opsiyon bu olacaktır. Jose bu duruma bu yüzden de çok önem veriyor.
Hoca özellikle merkezdeki oyuncuların ve beklerin top 1. bölgede kazanıldığında driblingle topla çıkmalarını talep ediyor. Bu şekilde rakip savunmada bir dengesizlik yaratarak savunma arkasına atılan paslarla etkili olmak amaçlardan bir tanesi. Bu yüzden de İsmail Yüksek bu profile çok uyuyor mu ben pek emin değilim.
Onun yerine Fenerbahçe hem dribbling becerisi olan hem de geriden oyun kurabilecek uzun pas becerisi yüksek bir oyuncuyu kadroya katmak isteyecektir. Hocanın da şu an Bartuğ Elmaz’ın bu kadar üzerine düşmesinin sebebi bu.

Bunun dışında bu 1. bölge çıkışlarında stoperlerden de bu katkıları almak hoca için önemli bir nokta olacaktır. Çünkü bu sürpriz çıkışlar gene rakip savunmaları dengesizleştirmek için önemli bir faktör olabiliyor. Bu noktada özellikle Jayden bu tarz çıkışları yapabilecek bir oyuncu olarak öne çıkıyor. Fakat hoca Jayden’ın savunma performansına henüz bu kadar güvenir mi onu sezon içerisinde göreceğiz.
Geriden Oyun Kurulumu

Yukarıdaki görsel Fenerbahçe’nin Hull City maçındaki geriden oyun kurulumunu gösteriyor. Burada Fred ve Szymanski’nin topu almak için stoperlere yaklaştığını, Kent ve Tadic’in de sırtı dönük beklediğini görüyoruz. Aynı şekilde Dzeko da gerektiğinde oyun kurulumuna yardım etmek için hazır. Fenerbahçe geride yediği baskıdan kısa paslarla oyunu kurup rakibin pres yaparken verdiği boşluklara hızlı bir şekilde hücum etmeyi amaçladı.
Fenerbahçe çok hızlı bir şekilde ceza sahasına giremezse set hücumunda Fenerbahçe’yi 6 kişi ile görüyoruz ve ortaya böyle bir görüntü çıkıyor.

Burada yuvarlak olarak işaretlediğim bölgedeki oyuncuların yerleri değiştirilebilir fakat kesin olan bir şey var ki sarı ok ile de gösterdiğim gibi Tadic savunmada kanattayken hücumda merkezleşiyor ve ceza sahası çevresinde Fenerbahçe’nin yaratıcılık beklediği oyuncu haline geliyor.
Sol kanatta bir overload yakalamaya çalışan Fenerbahçe oyunu öne doğru taşırken oyunun sağ tarafında ise bir boşluk yakalamaya çalışıyor. Özellikle dörtlü savunmalara karşı çok etkili olan bir düzen olduğunu söyleyebiliriz. Bu aksiyonlarda hem servis yapabilecek kaliteli ayaklara hem de ceza sahası içinde bitirici oyunculara ihtiyaç var ve Fenerbahçe kadrosunun bu anlamda zenginleştiğini söyleyebiliriz.
Başka oyuncularla bu oyun nasıl oynanır?
3. bölgede Fenerbahçe’nin ne yaptığına girmeden önce Fenerbahçe sezon içinde bu oyunu nasıl oynayabilir ona da bir bakmak istiyorum. Çünkü bu 11’e Ferdi, İrfan Can ve İsmail Yüksek de girebilir.

Hoca bu düzende 6 numarayı stoperlerin yanına veya ortasına alıyor ve 3 stoperli bir düzene dönüyor. Bu düzende oyun kurması için ilk görselde de gördüğümüz gibi topu 6 numara alıyor.
Top altı numaradayken genişliği beklerin verdiğini ve eğer 6 numara topu merkezde aldıysa iki stoperin de genişlediğini görüyoruz. İsmail yüksek ve Ferdi’yi bu plana dahil ettiğimizde. Ferdi’nin genişlik vermesi mantıklı olsa da İsmail’in burada topu alan oyuncu olması pek mantıklı değil.
Bu yüzden hoca topu burada Djiku’ya aldırarak İsmail’i bu düzene sokabileceğini düşünüyorum. Bunu yaptığımızda ise görüntü şöyle oluyor:

Fakat bu senaryoda İsmail gene geri üçlünün bir parçası olduğu için kurulumda Fenerbahçe’yi zayıflatacaktır. Çünkü ilk görselde geri üçlünün ikisi, Djiku ve Bartuğ, pas kalitesi ve vizyonları yüksek oyuncularken burada bu anlamda iyi seviyede diyebileceğimiz bir tek Djiku kalıyor.
Ancak bu oyunun asıl artısını Fenerbahçe hücumda görüyor. 2. görselden hatırlayacağınız üzere Jose, Jayden’ı hücumdayken sol stoper gibi kullanıyordu. Ferdi denkleme girdiğinde Ferdi’yi bu rolde oynatmak onun ofansif meziyetlerinden çok az yararlanmak olur. bu yüzden de İsmail oyuna girdiğinde Geçiş savunması için kurulan geri üçlünün bir parçası olarak Ferdi’nin hücumcu bir rol üstlenmesi için fırsat sağlayabilir. Bu senaryoda da hücumda ortaya şöyle bir görüntü çıkması muhtemel

Bu senaryoda Ferdi de hücumun tam anlamıyla bir parçası olmuş oluyor. Lütfen yuvarlak içindeki dörtlünün pozisyonlarına takılmayın çünkü hem bu oyuncular sürekli yerlerini değişerek oynarlar bir de muhtemelen Ferdi sol tarafa daha yakın olur.
Bu senaryonun savunma geçişlerinde de Ferdi’yi rahatlatacağını düşünüyorum. Tıpkı geçtiğimiz sezon Girona’nın Miguel Gutierrez’i kullandığı gibi Fenerbahçe de Ferdi’yi savunmada bir sol bek hücumda ise 10 numara gibi kullanabilir.
Gene bu senaryoda Ferdi’nin Maximin ile beraber bir kanatta oynadığını düşününce iki çok hücumcu oyuncu bir takım sıkıntılar yaratabilir. Bu durum da hocanın merkez ikiliden defansif olarak çok şey beklediği anlamına geliyor.

Fakat şunu da söylemem gerekiyor ki geçiş savunmasında İsmail’in sol stoper olması konusu beni çok düşündürüyor. Onun orada vereceği performanstan hiç emin değilim. Takımın hızlı bir şekilde yerleşemediği senaryolarda İsmail’in sol tarafta tek kalması Fenerbahçe için önemli bir zaaf oluşturabilir. Bu yüzden de o bölgeye Fenerbahçe’nin transfer yapabileceğini düşünüyorum.
Ferdi’nin olası satışında ise o bölgeye Ferdi gibi hücumcu bir bek geleceğini düşünmüyorum. Hoca orada bence Farklı bir oyun kuracaktır. Hatta orada direkt Jayden ile oynaması muhtemel.
Derin Savunma
Mourinho takımlarının tipik özelliklerinden biri olan 1. bölge savunması veya derinde yapılan savunmayı Fenerbahçe’de de görüyoruz.

Burada gördüğümüz 4-1-4-1 savunma şeklinde savunma görevinde 3 oyuncu çok kritik rol oynuyor. Szymanski, Fred ve Bartuğ.
Szymanski ve Fred’den talep edilen oyun çok yoğun. İkisi de fiziksel olarak bunu kaldırabilecek seviyede oyuncular. Fred hem ön alanda hem de yuvarlakla belirttiğim alanları kapamada neredeyse sorunsuz işlese de Szymanski bölüm bölüm bu alanları kapamada sıkıntı yaşıyor.
Maç genelinde de Fenerbahçe defansif olarak kendi sol tarafında daha fazla problem yaşadı. Hull City bunları pozisyona dönüştüremese de Fenerbahçe buralarda açık verdi.
Elbette ki bu daha sezon başı ve oyuncuların da rollerine alışması için daha zaman var ancak Szymanski’nin oynadığı bu rolde Fenerbahçe’ye çok artıları olsa da bu anlamda eksi yazacağı zamanlar da olacaktır.
Zaman zaman Fenerbahçe’yi şu şekilde de görebiliyoruz:

Bu görsel de aslında Fred’in rol çeşitliliğini özeti. Oyun kurulumu, hücum geçişleri, savunma geçişleri, 2. bölge presi, 3. bölge presi, derin savunma… Bu saydıklarım Fred’in oyunda önemli rolü olan yerler. Box to box bir merkez oyuncusunun sözlük anlamı olan Fred bu sezon da takımın en kilit parçalarından biri, hatta en kilit parçası.
Geçtiğimiz sezonda Fred’in olmadığı anlarda ciddi sıkıntılar çeken Fenerbahçe bakalım bu sezon ne yapacak. İsmail Kartal bir türlü Fred’in olmadığı oyunda çözüm bulamamıştı. Jose’nin bu senaryoları nasıl oynayacağını hep beraber göreceğiz.
İrfan Can Kahveci

Bu bölümü kapatmadan İrfan Can’a da bir parantez açmamız gerekiyor. planda İrfan Can nereye yerleşir diye düşündüğümde ben de açıkçası birazcık zorlanıyorum. Çünkü Fred’in yerinin kesin olduğunu düşündüğümüzde. Tadic Szymanski’nin rolünü alabilir mi diye düşündüğümde. Hücumda bu yapılabilse de savunmada Tadic’e bu kadar talepkar bir rol vermek mümkün değil. Bu yüzden de Jose bu planda Tadic’i kesinlikle sağ kanatta kullanacağını düşünüyorum. Bu şekilde İrfan’a kalan rol Szymanski’nin rolü oluyor.
Uzun süredir kanatta izlediğimiz İrfan Can’ın savunma rolü ile alakalı şüphelerim olsa da bence o rolü oynayabilir fakat birinci tercih olacağını düşünmüyorum.
Bu sistemde İrfan Can Kahveci Tadic’in alternatifi gibi görünüyor. Geçtiğimiz sezondaki inanılmaz performansından sonra buna alışmak zor fakat Jose’nin bir sistemi var. Elbette ki bu sistem sezon içerisinde değişebilir, İrfan Can bir 11 oyuncusu olabilir ancak şu anda pek öyle görünmüyor.
3. bölge presi
Jose Mourinho derin savunması ile öne çıksa da bu takımları ön alanda baskı yapmıyor demek değil. Hull City Maçının genelinde Fenerbahçe topu rakibine bıraksa da 55-60 arası olan sekansta Fenerbahçe’nin rakibi bir anda kapattığını ve kazandığı topla 3’e 2’lik bir pozisyon yakaladığını gördük. Oğuz Aydın’ın kaçırdığı şutta Fenerbahçe’nin topu kazandığı pozisyon şu şekilde idi:

Yani bu tarz aksiyonlar da Fenerbahçe’nin repertuvarına dahil.
Fenerbahçe bu sezon farklı bir oyun oynayacak. En büyük fark ise sürekli topa sahip olan bir Fenerbahçe görmeyeceğiz bu sene. Düşük profilli takımlara karşı bile Fenerbahçe’nin topa daha az sahip olduğunu görmemiz çok muhtemel.
Örneğin Fenerbahçe Strasbourg maçında %53, Hull City maçında ise %39 ile topa sahip oldu. Ortalamasını aldığımızda %46’ya gelen bu topa sahip olma ile toplamda 9 gol bulan Fenerbahçe kalesinde sadece bir gol gördü ki bu da çok bariz bir bireysel hatadan kaynaklandı. 2 maçta da rakiplerine sadece 1 net gol pozisyonu fırsatı verdi ki bu da gene aynı bireysel hatadan kaynaklıydı.
Bunun dışında Fenerbahçe bu iki maçta rakip kaleye toplam 16 şut atarken bunların 10 tanesi isabetliydi ve bu şut sayısından tam 9 gol çıkardı. Sadece bu istatistik bile Fenerbahçe’nin nasıl bir oyun oynamak istediğini gösteriyor. Elbette ki bu yüzdesel olarak sezon boyu bunu korumak kolay değil fakat Fenerbahçe’nin maç kazanmak için her maç 5 veya 4 gol atmasına da gerek yok. Bu savunma performansı ile maçları düşük skorlarla kazanabilecek bir takım.
Mentalite
Jose oyuncularından adanmışlık talep eder. Bu adanmışlık savunmada olduğu kadar hücumda da çok önemli. Jose Barcelona’yı San Siro’da 3-1 yendiği maçtan bahsederken taktiksel detaylarla beraber çok önemili mental durumlara da temas eder. Beklerin arkalarında bıraktığı boşluklara hücum etmek için yaptıkları planlarda her zaman vurguladığı şey oyuncuların oynadıkları oyunla alakalı tutkuları ve adanmışlıkları.

Yani o maçta Inter derinde bir 5-3-2 veya 5-4-1 gibi savunma yapaken özellikle Barcelona’nın sol beki Maxwell’in arkasında bıraktığı boşluklara Milito ve Maicon ile ettikleri hücumları anlatırken gerçekten etkilenmemek çok zor. Çünkü topun sizde bu kadar az olduğu bir oyunda sürekli olarak konsantrasyon sağlamak ve boşluklara maç boyu bu kadar disiplinli bir şekilde gücum etmek gerçekten çok zor bir iş.
Elbette ki Fenerbahçe’den ligde böyle 5’liler görmeyeceğiz fakat olası bir şampiyonlar ligi senaryosunda. 5’linin sağındaki Osayi ve en uçtaki En-Nesyri’nin attığı bu koşular aklımda canlanıyor.
Dzeko’nun inanılmaz performansı herkesi yüksek profilli bir santrafor transferi hakkında düşündürse de. Fenerbahçe’nin ön tarafta hem bitirici hem de atletik bir oyuncuya ihtiyacı olduğu bence kesin. Bu yüzden Fenerbahçe En-Nesyri’yi transfer etti.

Bitirmeden En-Nesyri’ye de değinmiş olduk. Sezon boyu çok fazla Fenerbahçe konuşacağız. Şimdilik burada noktalıyorum. Yazıyı beğendiyseniz beğen tuşuna basmayı ve abone değilseniz aşağıya mail adresinizi yazarak bloguma abone olmayı unutmayın. Bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle hoşça kalın.






Yorum bırakın