
Dün akşam bir Fenerbahçe-Pendikspor maçı oynandı fakat ne oynandı? Bence hiçbirimiz bilmiyoruz.
Maçı incelemek gerçekten bu sezon yaptığım en zor işlerden biriydi. Çıkarabildiğim taktiksel detaylar var fakat oyun o kadar çok durdu ve iki taraf da bölüm bölüm o kadar panik halindeydi ki gerçekten çok enteresan bir maç oldu.
Futbolsuz ilk yarı

İlk yarıda uzatmalar da dahil oynanan koskoca 59 dakikada top sadece 23 dakika oyunda kaldı ve bu oynanan 23 dakika da tamamen bölük pörçük oynandığı ve hiç tempo olmadığı için belki de izlediğim en kötü ilk yarılardan bir tanesiydi.
İlk yarıda toplam 28 serbest vuruş, 29 taç atışı, 8 kale vuruşu ve 5 korner kullanıldı. Bu da şu anlama geliyor ki uzatmalar dahil toplamda 59 dakika oynanan bir ilk yarıda toplam 70 kere oyun durmuş ki bunlara ek bir de direkt hakemin oyun akarken sakatlıktan dolayı oyunu durdurduğu pozisyonlar var. Ne yazık ki bunun adı ne spor ne de futbol. Oyunun bu kadar durmasına katkısı olan kişilere bir gram bile saygı duymuyorum.

Hiçbir ikili mücadeleye müsaade etmeyen her pozisyona faul çalan bir hakem vardı sahada, Kadir Sağlam sahada sertliğe hiç müsaade etmedi fakat her türlü itiraza müsaade etti. Bazı futbolcular sahaya sadece itiraz etmek için gelmiş gibiydi ve Kadir Sağlam inatla itiraz eden oyunculara sarı kart göstermedi.
Kadir Sağlam

Bu maçtaki hakem performansını benim de bu kadar eleştirmemin sebebi verilen, verilmeyen penaltılar veya kırmızı kartlardan yani sosyal medyada oynanan maçtan ziyade hakemin maç içindeki genel performansı.
Hakeme bu maçta bu kadar çok kötü dememin sebebi hakemin maçı asla kontrol edememesiydi. Özellikle ilk yarıda Kadir Sağlam maçın kontrolünü tamamen kaybetti. İzlediğimiz ilk yarı 22 tane adamın topu yere koyup sürekli ileri doğru vurmalarından başka bir şey değildi.
Kadir Sağlam en ufak temasta faul çaldı ve bazen nizami mücadelelerde sarı kartına başvurdu fakat iki takımın oyuncularından ve özellikle Pendiksporlu futbolculardan gelen oyunu dakikalarca durduran itirazlarda kartına hiç başvurmadı.
Bu kadar itiraz neye?

Müsadenizle maçta çok dikkatimi çeken bir örneği sizlerle paylaşmak istiyorum:
Maçın 25. dakikada Fenerbahçe’nin kazanadığı frikikte Pendiksporlu oyuncular hakeme o kadar fazla itiraz etti ki Fenerbahçe bu frikiği faul olduktan tam 2 dakika 5 saniye sonra kullandı. Bu 2 dakika 5 saniye içerisinde Pendikspor kalecisi topu Fenerbahçeli futbolculara vermezken öbür tarafta Wellinton hakem ne yaparsa yapsın topun önünden çekilmiyor ve barajın ve hem kendi barajının yerine hem Fenerbahçeli oyuncuların kurduğu baraja hem de topun durduğu yere itiraz ediyor.
Bu pozisyondaki gibi maç boyunca sürekli itiraz eden Wellinton’un burada sarı kart görmesi elzemdi. Aynı şekilde Mert Hakan, Jayden Oosterwolde, Halil Akbunar, Badou Ndiaye maçın ilk yarısında sadece itirazdan oyundan atılabilirlerdi.
Hakem sahada sertliğe müsade etmeyip, itirazlarda sertliğe müsaade etti.
Daha ligin bitimine 9 hafta varken durum böyleyse son haftalara girildiğinde nasıl bir ortam olacak veya bitime 1 hafta kala oynanacak derbi nasıl geçecek merakla bekliyorum.

Fenerbahçe’nin oyunu
Bence Fenerbahçe’nin de bu tarz maçlarda oynayacağı oyun ile alakalı çıkarması gereken çok fazla ders var çünkü ligin bitimine kadar Fenerbahçe bu şekilde birçok maç oynayacak.
İsmail Kartal çok yorucu geçen bir Union SG maçından sonra bu maçta bazı oyuncularını dinlendirmek istedi ve görseldeki 11 tercihini yaptı.

Bu 11’de Fred, Krunic, geri dörtlü ve kaleciyi bir arka yedili gibi düşünelim. Bu arka yediliden kaçı oyun kurulumuna katıkı yapabildi?
Bana sorarsanız 2 kişi. Sadece Fred ve Ferdi. Bu senaryoda Pendikspor da daha önce Kadıköy’de Fenerbahçe’den puan alan diğer takımlar gibi ön alanda baskı yaptı. Bunu gören Fenerbahçe geriden oyun kuramayınca uzun toplar atmaya başladı. Bu şekilde de hücumda efektif olamayan Fenerbahçe panik yapmaya başladı ve bu panik beraberinde Pendikspor’un golünü getirdi. Bu pozisyon dışında ilk yarıda başka hiçbir etili pozisyon olmadı.

İlk yarıda Fenerbahçe hiç isabetli şut atamazken Pendikspor 2 isabetli şut attı. Fenerbahçe 0.30 ile kendi sahasında en az gol beklentisi ürettiği ikinci ilk yarıyı oynadı. Fenerbahçe’nin Kadıköy’de en az gol beklentisi ürettiği ilk yarı ise 0.02 ile Galatasaray maçıydı.
Bir diğer çarpıcı istatistik ise Fenerbahçe ilk yarıda tam 17 orta açtı ve bunlardan sadece 5 tanesi isabetliydi. Yani Fenerbahçe ilk yarıda ön tarafta bulduğu pozisyonların çok büyük bir kısmında içeride oyuncuların olup olmadığını bile görmeden orta açtı.
Fenerbahçe’nin oynamak istediği oyun çok hızlı bir oyun ve bunu yavaşlatan kişiler oyuna en büyük zararı veriyorlar. Elbette ki bu söylediğim şey bir oyuncu profili meselesi, bunu yapanlar suçlu değiller fakat oynanan oyunun işlememesinin kaynaklarından bir tanesi bu durum. Pendikspor maçına 11’de çıkan Serdar Aziz, Krunic, Mert Müldür ve Cengiz Ünder oyunu yavaşlatan oyuncular.

Fenerbahçe’nin topu çok hızlı döndürmesi gerekiyor ki hem 3. bölgede boşluk yaratabilsin hem de geriden oyunu daha rahat kurabilsin. İlk yarıda 2 stoperin pas becerilerinin zayıf olması, Krunic’in de hem mental olarak oyunun dışında olması hem de fiziksel olarak da dinamik bir oyun ortaya koyamamasıyla Fenerbahçe ön alanda Pendikspor baskısını görünce tıkandı.
Şunu da tekrar söylemem gerekiyor ki bütün bu söylediklerim 0 isabetli şutun açıklamasını tam olarak yapamaz. Fenerbahçe’nin takım halindeki paniği de bu kötü ilk yarının sebeplerinden bir tanesi.
Cengiz-İrfan

Bu maç itibariyle kadroya İrfan Can’ın da kadroya dönmesiyle bu Cengiz mi İrfan mı Fenerbahçe’nin ideal 11’indeki tercihi olmalı konusunda birkaç şey söylemek istiyorum.
Cengiz Ünder ne kadar bazı teknik ve fiziksel yetenekleri üst düzey olan bir oyuncu olsa da topsuz oyunda çok zayıf ve topu ayağında çok fazla tutmasıyla oyunun akmasına bazı pozisyonlarda engel oluyor. Zaten bu üstün yeteneğiyle Avrupa’da çok fazla yükselemesinin sebebi bu.
Bence Fenerbahçe’nin bu oyunu için sağ kanatta en uygun isim İrfan Can Kahveci. Dönüşünün Fenerbahçe’ye çok iyi geleceğini söylemiştim ve bugün oyuna girer girmez de farkını ortaya koydu.
İkinci Yarı tercihleri

İkinci yarıda Fenerbahçe sahaya iki değişiklik ile başladı. Mert Müldür yerine Osayi-Samuel ve Jayden yerine Djiku oyuna dahil oldu. Fenerbahçe bu iki değişiklik ile bayağı bir rahatladı. Geride bulunan Djikunun teknik kabiliyetleriyle oyunu daha rahat kuran Fenerbahçe aynı zamanda Djiku’nun lider karakterli oyunu ile panik oyunundan uzaklaştı.
Aslında Fenerbahçe panik yapıyor dediğimizde oyuncular hep beraber panik yapmıyorlar. Hücum hattında görev yapan Tadic, Dzeko gibi oyuncular bu paniği engellemeye çalışsalar da geride Livakovic, Serdar Aziz, Mert Müldür gibi oyuncular topu aldıklarında bu tarz bir hava içerisinde topu hunharca ileri vurmaya meyilli oldukları için Fenerbahçe bu problemleri yapıyor. Yani stoperde her zaman bir lider şart.

İsmail Hoca’yı bu maçta en çok eleştirebileceğim noktalrdan bir tanesi stoper tandemini değiştirmesi. Union Sg maç önü yazısında da söylediğim gibi stoper pozisyonu bir tandem işi. Bu söylediğime şunu da ekleyebilirim ki aynı zamanda stoper pozisyonu bir liderlik işi çünkü yeri geldiğinde tempoyu düşürmek yeri geldiğinde yükseltmek, en kritik pozisyonlarda buz gibi kalabilmek çok önemli. Hele ki bu takım elit bir takımsa her maçta stoperde bu liderliği yapabilecek bir oyuncunun bulunması çok önemli.
Union SG maçı ne kadar fiziksel ağırlığı çok yüksek bir maç olursa olsun Fenerbahçe için bu Pendikspor maçı da en az o maç kadar kritik. Bu yüzden de skoru alıp rotasyon yapmak bana daha mantıklı geliyor. Özellikle Becao’nun ve Bonucci’nin olmadığı bir maçta Djiku yerine yapılan Serdar Aziz tercihi bence yanlıştı. Fenerbahçe’nin 11’i bana kalırsa Pendikspor takımını o kadar da ciddiye almadan çıkılan bir 11 tercihine benziyordu.
İkinci yarıda ne değişti?

Başlıktaki konuyu geçtiğimiz bölümde de biraz anlattım fakat Fenerbahçe’nin attığı ilk gole en başından itibaren baktığımızda oyunun nasıl değiştiğini daha rahat bir şekilde görebiliyoruz.
Sol çizgide Djiku ve Fred birlikte Pendikspor’lu Lusamba’ya baskı yaptı. Topu kazanan Fred tekte Mert Hakan’ı o tekte Ferdi’yi, Ferdi tekte Djiku’yu gördü. Fenerbahçe kendi yarı sahasında paslaşmaya devam etti ve Djiku bindiren Ferdi’ye doğru bir uzun top attı. Topla buluşan Ferdi Mert Hakan’ı gördü ve Mert Hakan uzaktan olağanüstü bir şut attı ve topu ağlara gönderdi. Belki de sezonun gollerinden birini attı Mert Hakan.
Bu golde Fenerbahçe’nin topu kazandıktan sonra sakin kalmasını ve geriye teknik ve fiziksel kabiliyetleri yüksek Djiku’nun gelmesiyle takımın daha rahat bir şekilde hücum etmeye başladığını gördük.
Krunic

Fenerbahçe’de oyun içinde bu maç çok şey ddeğişti fakat Krunic hiç değişmedi. Rade maç içinde yok gibi, top Fenerbahçe’deyken sürekli marke edilmiş halde. Kendini boşa çıkarmak için hiçbir hareket yapmıyor. Ben maç boyunca Krunic demarke olduğu neredeyse hiçbir pozisyon hatırlamıyorum.
Top rakipteyken ise Krunic profil olarak pas açılarını kapatmaya oynayan bir oyuncu. Kendisini özel kılan ve Milan’da forma giymesini sağlayan sebeplerin başında da onun bu özelliği geliyor fakat Fenerbahçe’nin oynadığı bu oyunda 6 numara Krunic’in tersine temaslı oyun isteyen bir pozisyon. Rakibi sürekli kendi sahasına itmeyi ve fiziksel olarak rakibe üstünlük sağlamayı gerektiren bir sistem ve ne yazık Rade bu beklentileri karşılayabilecek bir oyuncu değil.
İsmail Kartal’ın buna acilen bir çözüm bulması gerekiyor. Eğer Fenerbahçe İsmail Yüksek her olmadığında Krunic’i 6 numarada oynatacaksa farklı rakiplere karşı problemler yaşayabilir.
Bu durumu konuşmamız gerekiyor

Oyunun taktik kısmını da bitirdiğimize göre gelelim bence en mühim olan konuya. Gerçekten konuşmamız gereken başka şeyler var.
Pendikspor devre arası transfer döneminde önemli hamleler yaptı ve şu anda kadorsunda Halil Akbunar, Badou Ndiaye, Umut Nayir, Wellinton ve Mame Thiam gibi Süper Ligde gerçekten fark yaratmış futbolcular var.
Bu kadroyla fark yaratmasını beklediğim Pendikspor şu anda 19. sırada. Burada eleştiri oklarını kulüp yönetmine yöneltmek gerekiyor çünkü bu takımın gerçekten bir şeyleri ciddi anlamda bozuk fakat bu bozukluk bence kadro kalitesi veya başka herhangi bir teknik konu ile alakalı değil.

Elbette ki düşme hattında olan bir takımın oyuncularının gergin olması beklenir fakat bu kadar vurdumduymaz ve hoyrat tavırlar kabul edilemez. Özellikle Lusamba’nın gördüğü kırmızı kart gerçekten bana çok enteresan geldi.
Lusamba maçı gerçekten çok kazanmak da isteyebilir ancak biz bu ligde ne şampiyonluk maçları ne gergin maçlar izledik fakat ben bu kadar aşırı tavırları hiç hatırlamıyorum.

Maç boyunca Pendiksporlu futbolcular öyle itirazlar öyle hareketler yaptılar ki maçı kaybederlerse başlarına çok acayip bir şey gelecekler veya çok büyük bir şeyi kaybedecek gibi bir tavırları vardı. Bence bu gereksiz hırs belki de Pendikspor’a maçı kaybettirdi. Gerçekten maça konsantre olabilselerdi belki de Kadıköy’den puanla döneceklerdi çünkü karşılarında da panik halinde olan bir takım vardı.
Pendikspor tarafı maçı kazanmak için çok iyi motive edilmişti fakat hangi yönetmle? Madem biz birilerini bir şeylerin için bu kadar motive edebiliyoruz, bu durumda motive etmemiz gereken şey kazanmak mı yoksa futbol mu? Futbol olmadıktan sonra anlamı var mı ki kazanmanın?
Yazıyı buraya kadar okuduğunuz için teşekkür ederim. Yazıyı beğendiyseniz beğenmeyi ve maç ile alakalı görüşlerinizi yorumlar kısmında paylaşmayı unutmayın. Yazılarımız yayınlandığında hemen haberdar olmak istiyorsanız aşağıya mail adresinizi yazarak blogumuza abone olabilirsiniz. Bir dahaki yazıda yeniden görüşmek dileğiyle hoşça kalın.





Yorum bırakın