Merhaba, değerli futbolseverler hoş geldiniz.
2023-2024 sezonunun başından beri kaotik bir durumun içerisinde bulunan Beşiktaş’ta Rıza Çalımbay’ın görevine son verildi. 4 ayda 3 teknik direktör ve 2 farklı yönetim, yani tam anlamıyla bir kaos.

Rıza Çalımba’ya gelene kadar
Bu kaotik sürecin Rıza Çalımbay gelene kadarki kısmında yapılan transfer hataları Şenol Güneş ve Ahmet Nur Çebi yönetiminin arasındaki iletişimsizlik gibi birçok problem yaşandı. Özellikle transferde rakiplerinin transfer politikasına eleştiriler getirip ardından alınan sakat ve vasat futbolcular…
Beşiktaşın kaderi bu olmayabilirdi. İlk 11’i sezon başında kağıt üzerinde Fenerbahçe ve Galatasaray’dan daha hazır görünen Beşiktaş takımı yönetimin hem iletişim de hem de transferde yaptığı hatalar ve teknik heyetteki ciddiyetsizlikle bir anda ligin henüz 16. haftasında şampiyonluktan tamamen koptu.
Hem Şenol Güneş hem de Burak Yılmaz’ın ligde ve Avrupa’da aldıkları kötü sonuçlar ikisinin de görevini kaybetmesine neden oldu. Aynı şekilde hali hazırda eleştirilerin odağı olan Ahmet Nur Çebi de bu sezon başlangıcı ile birlikte kongre sürecini başlatmak zorunda kaldı.

Yok mu bir hareket?
Fenerbahçe maçından önce göreve gelen Hasan Arat ve yönetimi ile birlikte Beşiktaş takımının kendi sahasında maçı kazanamasa da en azından bölüm bölüm belirgin baskılı bir oyun ortaya koymasını bekliyordum fakat durum böyle olmadı.
Fenerbahçe’ye karşı 1.16 gol beklentisi üretebilen Beşiktaş hücum anlamında çok vasat bir performans sergiledi. Bu gol beklentisinin 0.79’u zaten kazanılan penaltı vuruşundan geliyor. Yani Beşiktaş kendi sahasında akan oyunda Fenerbahçe’ye karşı sadece 0.37 gol beklentisi üretebildi. Ayrıca rakibinin kalesine 4 tane şut gönderebilen Beşiktaş’ın tek isabetli şutu da Alex Oxlade-Chamberlain’in kaydettiği penaltı golüydü.
Maçın hiçbir bölümünde Beşiktaş ezeli rakibine karşılık veremezken istatistikler dışında savunmada oynayan oyuncular arasındaki uyumsuzluk da dikkat çekti.
Herkesin bir hareket beklediği Beşiktaş derbide tamamen pasif bir grafik sergiledi ve maç öncesinde oluşan ufak da olsa umutlu atmosfer maçtan sonra tamamen yerle bir oldu.

Alanyaspor müsabakası
Alanyaspor ve Beşiktaş’ın kadroları karşılaştırıldığında ben hiç kimsenin çıkıp da Alanyaspor takımındaki herhangi bir oyuncunun Beşiktaş takımındaki herhangi bir oyuncudan kağıt üzerinde daha üstündür diyebileceğini düşünmüyorum. Üstelik Alanyaspor’un çok kötü bir sezon geçirdiğini de eklemek istiyorum.
Bu sebeplerden ötürü de alınan mağlubiyetin sadece kalite faktörü ve sakatlıklarla açıklanmaya çalışılması bence yanlış olur.
Beşiktaş 75. dakikaya kadar uzun süredir kurgulayamadığı baskılı oyunu bölüm bölüm bize gösterdi. Hala çok eksik, disiplinsiz ve kompakt hale gelemeyen bir oyun olsa da Alanyaspor maçını kazanmaya yetecek kadar oynadı Beşiktaş.
Fakat takım içindeki uyumsuzluklar, alınan oyuncuların formsuzlukları ve maç eksiklerinin neden olduğu hatalı gollerle maçı 3-1 kaybetti. Kamuoyu bunu kalite eksikliği olarak yorumluyor ama problem bu oyuncuların yeteneğinden ziyade futboldan uzaklaşmış olmaları.
Burada da gene Ahmet Nur Çebi yönetiminin yanlış transfer politikasına dönmek gerekiyor. Kalite ararken form ve sakatlık durumunu göz ardı etmek büyük kulüplerimizin bu devasa borcunun en büyük sebeplerinden bir tanesi. Bu şekilde yapılan transferler çok büyük oranda hem başarı getirmiyor hem de mali olarak kulüplerimize ciddi zarar veriyor.

Rıza Çalımbay’ın alışılmış şikayetleri
Rıza Çalımbay Türk futbolundaki önemli hocalardan bir tanesi fakat ben Sivasspor’daki son döneminden bu yana kendisini geliştirdiğini düşünmüyorum. Sivassporda yakaladığı başarılar. Bir anadolu kulübü ile Avrupa arenasında boy göstermesi bile bence takdiri hak eden bir başarı. Ancak Rıza Çalımbay’ın Sivasspor döneminden benim aklımda en çok kalan parçalardan bir tanesi hocanın şikayetleri.
Şimdi sizlere geçen sezonun 21. haftasında oynanan Adana Demirspor-Sivasspor maçının ardından Rıza Çalımbay’ın yaptığı açıklamayı paylaşacağım:
“Sadece bir tane karambol pozisyon oldu onda da golü yedik. Ama ikinci yarı çok farklı çıktık, çok çok iyi oynadık. Pozisyonlar da yakaladık ama atamadık. Bir tane gol atabildik, yediğimiz gol çok kötü. Yani bizim yemememiz gereken bir goldü. Ölü toptan, kornerden bir gol yedik.
Bundan önceki Kayserispor maçında da aynısını yemiştik. Arkadaşlarımıza özellikle söylemiştik ‘kornerlere dikkat edelim’ diye ama maalesef aynı şekilde gol yedik, bunun için üzgünüz.
7-8 tane eksik vardı, bunların hepsi birleştiği zaman istediğiniz şeyler maalesef olmuyor. Her şeye rağmen maçın ikinci yarısı bize umut veren bir oyun oldu.”
Bu açıklama size bir yerden tanıdık geliyor mu?
Şimdi sırada 2 hafta önce oynanan Fenerbahçe derbisinin ardından Rıza Çalımbay’ın yaptığı açıklamalar var:
“Takım sakat diyorum, kimse inanmıyor. Ben ilk geldiğimde 10 sakat vardı. Arada milli maç oldu ama çalıştıramadık. Daha 1 ayım dolmadı. Takımla sezon başı geçirsem olay daha farklı olurdu belki de bu takımın yarısı olmazdı.
Takımın içine girdiğinizde ummadığınız şeyler karşınıza çıkıyor. Ne olursa olsun bu takımın bu oyunu oynamaması lazımdı. Oyuncu arkadaşların performanslarını göstermesi lazımdı. Aldığımız takım fizik olarak istediğimiz gibi değildi. Sakat oyunculara istediğimiz antrenmanları yaptıramadık.
Ben gerçeği söylüyorum. Bu maçta çok şey beklediğimiz arkadaşlardan istediğimiz verimi alamadık. İçeriye 1-1 girdik ama bazı sıkıntılardan dolayı maç istediğimiz gibi olmadı.”
Rıza Çalımbay’ın bahaneleri her ne kadar doğru olsa da insanın aklına şu soru geliyor: Hocam gelmeden önce bunları bilmiyor muydun?
Hocanın hiçbir şekilde kendi üzerine sorumluluğu almaması yıpranmış oyuncuları daha da yıpratıyor ve takım olma olgusuna dair hiçbir belirti göstermeyen Beşiktaş’ı takım olmaktan daha da uzaklaştırıyor.

Suçlu Rıza Çalımbay mı?
Rıza Çalımbay’ın hataları çok fakat Beşiktaş’ın bu duruma gelmesinde bence en az payı olan kişi. Asıl kabahatli elbette ki Çebi yönetimi ancak artık o dönem geride kaldı. Asıl değinmemiz gereken dönem kongreden sonrası.
Yeni yönetim geldiğinden beri Rıza Çalımbay’ın arkasında hiç durmadı ve hiçbir zaman sen bu takımın teknik direktörüsün demedi. Bir yönetim teknik direktörüne bunu demedikten sonra oyuncuların da Rıza Çalımbay’ı ciddiye almaları pek mümkün değil. Aynı şekilde hocanın da bu tartışmaların dışında kalıp mental olarak takıma odaklanabilmesi de mümkün değil.
Rıza Çalımbay’ın dün yaptığı basın toplantısında Fenerbahçe maçından sonra 5 oyuncunun kadro dışı bırakılması kararı alınırken kendisine sorulmadığını söyledi. Bu durumu bir futbolcu perspektifinden düşünmek gerekiyor. Mesela Chamberlain tercümanıyla beraber Rıza Çalımbay’ın yanına gidip “Hocam neden böyle bir karar alındı?” diye sorduğunda hocanın cevap veremeyecek durumda olması hocanın soyunma odasında olan otoritesini tamamen sarsmaya yetecek bir durum.

Devam edilmeli miydi?
Hasan Arat’ın geldiğinden beri Rıza Çalımbay ile çalışmak istemediği birçok kez medyaya yansımıştı. Kendisi de hiçbir zaman bizzat Rıza Çalımbay ile görüşmedi. Hoca arama sürecinde Beşiktaş Rıza Çalımbay ile zaman kazandı. Elbette ki bilerek yapıldı, Beşiktaş yönetiminin planı buydu demiyorum fakat dışarıdan bu şekilde göründü.
Beşiktaş yönetimi Rıza Çalımbay ile belirgin bir anlaşma yapsaydı o zaman sürece daha çok saygı duyabilirdim ama bu haliyle Rıza Çalımbay kullanılmış oldu fakat Rıza hoca da bile isteye kendisini kullandırdı.
Yeni yönetimin yepyeni bir düzenin peşinde fakat bu geçiş sürecini çok iyi yönetebildiklerini düşünmüyorum. Netlik her zaman faydalıdır. Sene sonuna kadar gidilmese de devre arasına kadar Rıza hocayla devam edilmesi bence en doğru karardı. Kendisi istemiyorsa da o zaman gene devre arasına kadar Önder Karaveli modeline geçilebilirdi.
Rıza Çalımbay kötü bir teknik direktör değil fakat kendini de yeterince geliştiren ve modern futboldan çok anlayan bir teknik direktör olduğunu da düşünmüyorum.
Hasan Arat kendisinin farklı bir vizyonu olduğunu söylüyor ve Rıza Çalımbay da buraya uygun bir teknik direktör değil. Hocayla yola devam edilmemesini anlıyorum ama süreç yönetimini çok yetersiz bulduğumu da ifade etmem gerekiyor.

Yeni Yönetim
Sporcu geçmişi olan bir başkan ve iki eski futbolcu Beşiktaş’ın futbol şubesi ile ilgilenen ana üçlü olacak. Kağıt üzerinde umut verici görünen bir yönetim anlayışı
Kongre sürecindeki söylemlerinden anladığım kadarıyla Hasan Arat da Fenerbahçe ve Galatasaray’ın “kaliteli oyuncu” furyasına katılacak. Bu mantıkla kısa vadede başarı muhtemel fakat uzun vadede yeni batma hikayeleri de çok uzak olmayabilir. Üç büyüklerin en kapital dönemini göreceğiz gibi görünüyor. Üç başkanın da en büyük vaadi sıcak para.
Pek siz Beşiktaş’ın durumu ile alakalı ne düşünüyorsunuz? Hasan arat durumu değiştirebilir mi? Beşiktaş’ın yeni hocası kim olmalı? Yorumlarda belirtmeyi unutmayın!
Teşekkür
Okuduğunuz için teşekkür ederim. Yazıyı beğendiyseniz beğen tuşuna basmayı ve yeni yazılardan haberdar olmak için aşağıya mail adresinizi yazarak abone olmayı unutmayın.
Güzel bir hafta sonu geçirmeniz dileğiyle Futbol Kalemi’nden hepinize sevgiler!






Yorum bırakın